Gösterim: 89 defa | Yorum yok » | Kategori: Performans Proje Ödevleri
Yörükler Kimlerdir? Yörükler hayvancılıkla uÄŸraÅŸan göçebe Türkmenlerdir. En çok keçi, koyun, sığır ve deve beslerler ve bu hayvanlardan elde ettikleri mahsullerle geçimlerini temin ederler. Yörüklerin belirli bir sabit yerleÅŸim yerleri yoktur. Ancak hayvanlarına bol ot ve su bulabilmek için yaz aylarında serin yaylak adı verilen yerlere, kış aylarında ise iklimi daha ılıman kışlak adı verilen yerlere göç ederler. Bu göçler Yörükler açısından ayrı bir anlam taşır, büyük bir sevinç ve neÅŸe kaynağı olur, özel eÄŸlenceler yapılır. Yörüklerde eskiden mirasın, örfi hukuka göre paylaşıldığı anlaşılmaktadır. Koyun, keçi, sığır, deve, at besleyen Yörükler, yaylak ve kışlaklarında buÄŸday, arpa, mısır ve bazı sebzeler yetiÅŸtirirler. Süt mamülleri ve et esas gıdalarıdır. Giyim ve ev eÅŸyalarını kendileri dokurlar. Bununla birlik kapalı bir ekonomi içinde deÄŸildirler. Köy ve kasabalardaki pazara iner, ürünlerini satarak kendi ihtiyaçlarını satın alırlar. yaylaklara gelen celeplere hayvanlarını satarlar. Bazı oymaklar, yayla yakınında mandıra kuran peynircilere süt satarlar. Yörükler, Osmanlılar devrinde de aynı ÅŸekilde yaÅŸarlar ve develeriyle ÅŸehirler arasında yük taşırlardı. İstanbul gibi büyük ÅŸehirlere buÄŸday v.b. tüketim maddelerini develeriyle Yörükler getirirdi. Yörük kadınları evin bütün iÅŸleri, su getirme, odun bulma, hayvanları saÄŸma;erkekler ise gece yaylıma çıkarılan koyunlar ve deve gütmekle uÄŸraÅŸmaktadır. Keçi besleyen Yörükler keçe çadırı bırakarak, kıldan yapılmış kara çadıra geçmiÅŸlerdir. Köylere geçinceyse, mutaflığa, çulculuÄŸa, halıcılığa devam eden Yörükler çoktur. Kubbe ÅŸeklindeki çadırın aÄŸaç kısımlarını (derim) yapan oymaklara ”evciler” denir. Yörüklerde sınıf ve tabaka ayrımı belli deÄŸildir. Ancak eskiden Yörükler arasında torunlar adı verilen soylular olduÄŸu söylenmektedir. Yörüklerde aile, erkek hakimiyetine dayanır. Esas evlilik ÅŸekli, tek evliliktir. Genellikle evlenen çocuklar babalarıyla birlikte yaÅŸar ve bu yüzden büyük aileler meydana getirirler. Yörükler, amca kızı, dayı kızı gibi yakın akrabayla da evlenirler yaylak ve kışlaklarda bir soyun yaÅŸadığı alana Oba denir. Bu terim zamanla kaybolmuÅŸ ve yerini mahalle kelimesi almıştır. Bir veya iki oba halkına oymak denir. Osmanlı devrinde oymakların başında birer Kethüda vardı ki, Yörükler buna kahya derler. Bir kaç oymağın birleÅŸmesinden meydana gelen topluluklara boy adı verilir ve baÅŸlarındaki beylere Beylerbeyi denir. Daha büyüklerine ise yörük BaÅŸbuÄŸu da denir. Bir kaç boyun birleÅŸmesinden ulus meydana gelir. Osmanlılar devrinde, Boz Ulus ve Kara Ulus vardı. Bunların baÅŸlarına Ulus beyi denirdi. Yörükler genellikle sünni müslümanlardır. Alevi olanları da vardır. Yörükler arı ve duru bir Türkçe konuÅŸurlar. Zengin bir folklorları vardır. Eski yörük göçleri baharda yapılırdı. Bütün eÅŸyalar develere yüklenir, üzerlerine kilim atılır, develerin alnına süs olarak küçük ve büyük çanlar takılırdı. Kervanın başında en yeni elbiselerini giymiÅŸ, elinde kirmanı , yün eÄŸiren gelin yer alırdı. Åžimdilerde sadece Sarıkeçililer küçük bir bölük kalmıştır. Çevrede ata binmiÅŸ genç erkekler silah atarak, at sürerek yaylak yollarını geçerdi. Göçten önce hazırlıklar yapılırdı. Oymak ve boy baÅŸkanları ne gün göçüleceÄŸini bildirirdi. Konak yerlerinde, kışlak ve yaylaklarda herkesin yeri (Orun) eski Türk töresine göre olurdu.
Yörükler kıldan yapılmış çadırlarda otururlar. Çadırlarının içini keçe, kilim, halı, heybe gibi kendi dokudukları eşyalar ile döşerler.
Yörümek ”Yürümek” mastarından türetilen Yörük adı , köyler kurarak yerleÅŸen veya yarı göçebe durumuna gelen Türkmenler için olduÄŸu gibi, Göçebe Türkmenleri ve onların veya olduÄŸunu ifade etmek için de kullanılmıştır. Oruç Bey tarihinde, Yörükler için göçer Yörükler, OÄŸuz tayfası deyimleri geçmektedir. Fatih ve Kanuni devri kanunnamelerinde de kelimesine rastlanmaktadır. Yörük sözünün göçebe OÄŸuz Türklerini ifade ediÅŸi, yalnız Anadolu ve Rumeli için söz konusudur. Öteki Türk ülkelerinde bu kelime bilinmemektedir. Nitekim KaÅŸkarlı Mahmut, OÄŸuz göçebelerine ”Türkmen” demektedir. Osmanlı belgelerinde , Halep ve Åžam Türkmenlerine , Halep ve Åžam Yörükleri dendiÄŸi de bilinmektedir. Ayrıca Türkiye’ye gelen Bulgar, Türklerinden göçebe olanlarına da Yörük denmiÅŸtir. Toroslarda Akseki ile Hadim arasında.Selçuklular ve Osmanlılar Türk göçebelerini sistemli bir ÅŸekilde topraÄŸa yerleÅŸtirmeye çalışmışlardır. Bunun için, tımar ve zeamet sisteminden yararlanmışlardır. Orhan Gazi ve Yıldırım Beyazıt devrinde, derbentlerin korunması ve ordunun güvenliÄŸi bakımından Rumeliye bir çok yörük yerleÅŸtirilmiÅŸ ve Kıbrıs’a da yörük gönderilmiÅŸtir. Anadolu ve Rumeli’deki OÄŸuz boy ve oymak adları ( AvÅŸar, Bayat, Kayı, Kınık, Bayındır, Çepni, Karkın, Beydili, Yiva, IÄŸdır, YüreÄŸir, Dodurga, Yabırlı, Akaevli, Karaevli) bu yerleÅŸmeleri göstermektedir. Bugün yerleÅŸik hayata geçen Yörükler gittikçe artmaktadır.
Yörükler kışlakları, yaylakları, güzleleri ve belirli gidiÅŸ yolları olan bir düzen içinde yaÅŸarlar. Yörüklerde, yaylaklar oymakların malıdır. Herkesin hayvanı burada serbestçe otlar. Hayvanlar, kışlaklardaki ve yaylaklardaki evler ve çevrelerindeki küçük bahçeler kiÅŸilerin malıdır . Bu çadır ve bahçeye ”yurt yeri” denir. Hayvanların karışmasını önlemek amacıyla vurulan damgalardan ”töyün” olarak sözedilir. Bir baÅŸka iÅŸaret de hayvanın kulağının yanından çentilmesidir. Buna Yörükler ”en” derler.




