Yazar: FERO CREATION | Tarih: Cuma, Mayıs 7th, 2010 saat 11:57 pm
Gösterim: 122 defa | Yorum yok » | Kategori: Belirli Gün ve Haftalar

YANGINDAN KORUNMA HAFTASI


AÇIKLAMA -1-


Ateşin denetimden çıkıp gittikçe büyümesine yangın denir.


Yurdumuzda her 25 Eylülü izleyen hafta Yangın Haftası olarak değerlendirilir. Hafta süresince çeşitli yayın organları ile halka, okullarda öğrencilere yangının zararları anlatılır. Korunma yolları ve alınması gereken önlemler belirtilir.


Yurdumuzda itfaiye örgütü kurulmadan önce Davud isimli biri Fransa’da gördüğü Didon denilen yangın tulumbasından esinlenerek, ilk yangın söndürme aracını yaptı. Tulumbayı taşıyan, yangını söndüren kiÅŸilere Tulumbacı denirdi. Her mahallenin tulumbacıları ayrı idi. Kentin bir yerinde yangın çıkınca, tulumbacılar, tulumbalarını sırtlarına alır, bağıra bağıra koÅŸarak yangın yerine giderlerdi.


Ülkemizde ilk yangın söndürme örgütü 1914 yılında kuruldu. Yangın söndürme örgütüne İtfaiye, yangını söndüren görevlilere de İtfaiyeci denir.


Eskiden kentin yüksek bir binasının tepesinde ya da yangın gözlemek için özel olarak yapılmış bir kulede gözcü bulunurdu. Herhangi bir yerde çıkan yangını gözcüler, tulumbacılara bildirir, tulumbacılar da tulumbayı sırtlar, sokaklarda bağıra bağıra yangın yerine gelirler ve yangını söndürürlerdi.


Yangın söndürme görevi 25 Eylül 1923 tarihinde belediye hizmeti olarak kabul edildi. Bugün belediyelerde ve büyük endüstri kuruluşlarında itfaiye örgütü vardır.


İtfaiyenin yangın söndürmede kullandığı araçlar şunlardır:


İçi su dolu tankerler,

köpük depolanan ve püskürten aygıtlar,

üstünde birbiri içine giren, açıldığında çok yükseklere uzanan merdiven bulunan taşıt araçları,

kazma,

kürek,

ip,

çengel,

hortum ve

benzerleridir.

Bilim ve tekniğin ilerlemesiyle motorlu araçlarda ve yapılarda itfaiye gelinceye dek kullanılan yangın söndürme tüpleri yapıldı. Yangın anında bu tüpleri kullanabilmemiz için, nasıl kullanıldığını ve nerede bulunduğunu bilmemiz gerekir.

Yangın çıkar çıkmaz komşularımıza haber verip onların yangına karşı önlem almasını sağlarız. Böylece komşularımız yangından zarar görmemiş olurlar. Yangının söndürülmesinde de bize yardımcı olurlar.


Yangın çıktığında bu ilk girişimlerle birlikte, yangının çıktığı yeri, varsa itfaiye örgütüne bildirmemiz gerekir. Yanma olayının nedeni, havada bulunan oksijendir. Yangın çıkar çıkmaz yakınımızda yangın söndürme tüpü varsa onu kullanarak ateşin üstünü köpükle kapatmalıyız. Tüp yoksa ateşi kum, halı, kilim, battaniye vb. ile örtüp hava almasını önlemeliyiz. Biz bu önlemleri almakla ateşin hava ile olan ilişkisini kesmiş oluruz. Böylelikle hava içinde bulunan oksijen ateşle birleşemez. Yangın olayı da sona erer.


Yangının Başlıca Nedenleri:


Yanan soba kapağının açık bırakılması,

Sigaranın söndürülmeden atılması,

Gaz lambası veya mumun yanık bırakılması,

Çıplak elektrik tellerinin birbirine değmesi,

Orman ve korularda yakılan ateşin iyice söndürülmeden bırakılması,

Kibrit ve ateşle oynanması,

Yanıcı, patlayıcı maddelerin bulundukları yerde sigara içilmesi,

Yanan kibritin yere atılması… gibi nedenlerdir.

Dikkatsizlik yüzünden küçücük bir kıvılcımın başlattığı yangın bir mahalleyi yakar, kül eder. Orada yaşayanların ölmesi, yaralanması, evsiz kalması sonucunu doğurur. Ormanda çıkan yangın kısa sürede büyük orman alanlarını yok eder. Geriye verimsiz ve çorak topraklar kalır. İşyerlerinde, fabrikalarda, atölyelerde çıkan yangınlar binaların, makinelerin, tezgahların, fabrika depolarında bulunan malların yok olmasına ve çalışanların işsiz kalmasına neden olur.


Yangına karşı işyerleri, evler, eşyalar, ürünler sigorta ettirilmelidir. Bu durumda yangından zarar görenlerin zararları sigorta şirketlerince ödenir.


Yangınların çoğu dikkatsizlik sonucunda çıkmaktadır.


Bu hafta içinde öğrendiklerimizi yaşam boyu uygulayalım. Yangın çıkmaması için dikkatli olalım. Gerekli önlemleri alalım.


AÇIKLAMA -2-


Deprem, sel ve yangın gibi felaketler; insanların hem canına, hem malına zarar verirler.


Yangın en tehlikeli felakettir. Önüne çıkanı yakar, kül eder. Siler, süpürür, ortadan kaldırır. Tedbirsizlik ve dikkatsizlik yüzünden çıkan yangınlar, büyük zararlar doğurur. En küçük kıvılcımdan, korkunç yangınlar çıkar. Küçük bir odada çıkan yangın, önce eve yayılır, sonra komşu evlere, mahalleye ve kısa bir süre içinde de koskoca bir şehre yayılır.



Kısa bir anda yüzlerce bina yanar, kül olur. EÅŸyalar, insanlar, hayvanlar yanar, yok olur. Büyük maddi – manevi zararlar meydana gelir.


Hele orman yangınları daha çoktur. Ülkemizin milli serveti olan ormanlar yok olur. Okullarda, radyo ve televizyonlarda yangınla ilgili konuşmalar yapılır. Gazete ve dergilerde bu konuda yazılar yayımlanır. Yangının yaratacağı ve yarattığı zararlar halka anlatılır. Öğrencilerin, bu konuda daha dikkatli olmaları istenir. Yangından korunma yolları öğretilir. Herkese yangın hakkında bilgi verilir.


Yangın dikkatsizlik sonucu ortaya çıkar. Çocukların ateş ve kibritle oynamaları, insanların ormanların içinde gelişigüzel ateş yakmaları büyük yangınlara sebep olur.


Yangından korunmak için ateşle oynamamalıyız. Yanmakta olan ocakta, mangalda ve sobada etrafa ateş parçaları düşürmemeliyiz. Yaktığımız kibriti söndürmeden atmamalıyız. Evde, okulda ve benzeri yerlerde elektrikle oynamamalıyız. Arıza yapar, yangına sebep olur.


Dışarılarda başıboş yanan ateşi toprak, kum örterek, su dökerek söndürmeliyiz. Her binada yangına karşı tedbir almalıyız. Binalarda kum ve su kapları, yangın baltaları, kazma ve kürek bulundurmalıyız. Yangın çıkınca, durumu hemen itfaiyeye bildirmeli, itfaiye gelene kadar yangının büyümesini, yayılmasını engellemeliyiz.


Yangından zarara uÄŸrayanlara Kızılay yardım eder. Böyle bir felakete uÄŸrayan kimselere, Kızılay’ın yardımını beklemeden herkes yardım etmelidir. Hele komÅŸular daha önce yardıma koÅŸmalıdır.


ÜÇÜNCÜ KATTA ÇIKAN YANGIN


Odanın içinde bir yanık kokusu. Hemen anlar kadın.


“Yusuf, kalk, kalk. Yanıyoruz.” Hemen fırlar kadın.

“Åžamdan nerede, ÅŸamdan?” Mumu yakar.


Oda kapısını açmasıyla kapaması bir olur. Dışarıdan içeriye öyle bir duman saldırır ki, gözlerinin içi yanan kadın “ayy” diye bağırır ve aksırmaya baÅŸlar. “Yanıyoruz. Alt kat da tutuÅŸtu. Kalkın çocuklar.” Fakat nereye kaçacaklar? Üçüncü kat.


“Yusuf, Yusuf” Adam ÅŸaÅŸkın. Sanki direk. Odanın ortasına saplanmış duruyor. “Zehra, baba, çocuklar.”

Kadın bir daha kapıya koşuyor. Fakat gene açmasıyla kapaması bir oluyor.

Bu sefer merdivende alev görüyor ve pencereye koşup avazı çıktığı kadar bağırıyor. Komşular uyanıyorlar. Sokakta bir gürültü kopuyor. Her pencereden bir çığlık, aşağıda komşular.


“Cayır cayır yanacağız, imdat !..” diye bağırıyor kadın. Yalnız karşıki evde, üst kat pencerelerden ona seslenen Koltukçu İbrahim Efendi: “Eda Hanım diyor, sık diÅŸini, ÅŸimdi itfaiye gelecek. ÇarÅŸaf tutarlar, atlarsınız. korkma, gelecek itfaiye.” Kadın çılgına döner. BabuÅŸ aÄŸlar, bağırır. Yusuf’la Zehra’da ses yok. İkisi de put. Eda Hanım bir kapıya, bir pencereye koÅŸar. Sonra kocasının yanına yürür: “Yusuf. Sersem !.. Yaktın bizi. Kim bilir ÅŸamdanı nasıl tuttun ? Perde mi tutuÅŸtu. Ne oldu ? Yanıyoruz. Hep birden yanacağız ÅŸimdi, cayır cayır.”


Yusuf, kalbi de var onun; elini göğsüne götürüyor. Nefes alamıyormuÅŸ gibi bir hali var. Sokakta gürültü, telaÅŸ, kıyamet. Odanın içini korkunç bir sıcaklık kaplıyor. Duman doluyor içeriye. Åžimdi tutuÅŸacaklar. Artık gözlerini açamaz oluyorlar. BabuÅŸ’un sesi de kesiliyor. BoÄŸuldu mu oÄŸlan? “Evladım, evladım.”


Eda Hanım gözlerinin içi yanarak, elinde şamdan, çocuğa doğru koşarken mum sönüyor. Zifiri karanlık. Alt kattan ve merdivenden çatırtılar geliyor. Tutuşan tahtaların çatırtısı. Eda Hanım bayılmak üzereyken itfaiyenin çanlarını duyuyor ve pencereye koşuyor.

“Çabuk, a dostlar, çabuk, yanıyoruz, kül olacağız ÅŸimdi.” AÅŸağıdan ona bağırıyorlar. Fakat ne söylediklerini anlamıyor. EÄŸilip bakıyor. Orta katın pencerelerinden alevler fışkırmakta. Gene haykırıyor, haykırıyor. Koltukçu İbrahim Efendi’nin sesi ona: “Korkma, çarÅŸaf geriyoruz. Önce çocuklar, sonra siz.” diyor. “Kim o? Kimsin sen?” “Biz itfaiye. Korkma hanım, önce çocuklar atlasın. Haydi çabuk.”


Eda Hanım, yanıbaşına kadar gelen BabuÅŸ’u kapıyor, pencereden aÅŸağı fırlatıyor. Gene aynı ses : “Tamam, kurtuldu o, ÅŸimdi öteki.” Arkasından Zehra Hanım atlıyor. Sonra Eda Hanım, fakat çarÅŸafın üstüne düşer düşmez bayılıyor.


Peyami SAFA


YANGINDAN KORUNMA HAFTASI – ŞİİRLER


YANGIN VAR


Çevrildi sıfır sıfır,

Bir ses dedi: Çabuk yangın !

Arazözler hazırlandı,

Dan, dan dedi sesi çanın.


Çatısından alev almış

Eski bir köşk kavruluyor,

Çatır, çatır çatırdayan

Duvar, tavan devriliyor.


Pencerede bir anne var,

“Yavrum, yavrum”, diye aÄŸlar

Çılgın gibi bağırırken,

Yıkılır kalın duvarlar.


Arazözler yetişince,

Hortumlar, sıktı suyu,

Harcandı hep birer birer,

Sarnıç, depo, havuz, kuyu.


Bir tarafta can pazarı,

Her tarafı sarmış alev !

Bir de genişlerse yangın

Korku dolaşır ev ev.


Yangın için dikkatli ol,

Kibrit yakma, çakmak yakma.

Tutuşturma kağıt mağıt,

Karşısına geçip bakma.


Bir kıvılcım yangın demek,

Yangın ise bir felaket.

Elde değil olmaması,

İtfaiye var bereket.


Mümtaz Zeki TAŞKIN


YANGIN


Ateşle oynamışlar,

İki kardeş bir ara.

Odalarını sarmış,

Dumanlar kara kara.


İtfaiye gelmiş de,

Söndürmüş bu yangını.

Tutuşan yuvaları

Olmadan kül yığını.


Bütün oyuncakları,

Birer birer yanmışlar.

Yavrucaklar korkudan,

Düşünüp hastalanmışlar.


Doktor ikisine de,

Yetiştirmiş ilacı.

Yangınlar ölüm gibi.

Pek acıdır, pek acı.


Tevfik ÖZBEN


YANGIN


Telefon yokken kentlerde,

Yangın çıkınca bir yerde,

Dumanı, ilk gören adam

Seçerek yüksek bir dam:

Yangın vaar!” diye inlerdi.

O, ne korkulu günlerdi

Çoluk, çocuk, hoca, hacı,

Bir o kadar tulumbacı,

Takır takım koşarak,

Yangın yerine giderdi.

Çoğu kez onlar gelmeden,

Yangın evi kül ederdi.

İtfaiye kuruldu da

Yangın derdi sona erdi.


Mehmet Necati ÖNGAY


Tags: Belirli Gün ve Haftalar, itfaiye, ÜÇÜNCÜ KATTA ÇIKAN YANGIN, yangın, YANGINDAN KORUNMA HAFTASI, YANGINDAN KORUNMA HAFTASI - ŞİİRLER

Yorum yapın, mutlaka cevaplandırılacaktır