Gösterim: 122 defa | Yorum yok » | Kategori: Belirli Gün ve Haftalar
YANGINDAN KORUNMA HAFTASI AÇIKLAMA -1- AteÅŸin denetimden çıkıp gittikçe büyümesine yangın denir. Yurdumuzda itfaiye örgütü kurulmadan önce Davud isimli biri Fransa’da gördüğü Didon denilen yangın tulumbasından esinlenerek, ilk yangın söndürme aracını yaptı. Tulumbayı taşıyan, yangını söndüren kiÅŸilere Tulumbacı denirdi. Her mahallenin tulumbacıları ayrı idi. Kentin bir yerinde yangın çıkınca, tulumbacılar, tulumbalarını sırtlarına alır, bağıra bağıra koÅŸarak yangın yerine giderlerdi. Ülkemizde ilk yangın söndürme örgütü 1914 yılında kuruldu. Yangın söndürme örgütüne İtfaiye, yangını söndüren görevlilere de İtfaiyeci denir. Eskiden kentin yüksek bir binasının tepesinde ya da yangın gözlemek için özel olarak yapılmış bir kulede gözcü bulunurdu. Herhangi bir yerde çıkan yangını gözcüler, tulumbacılara bildirir, tulumbacılar da tulumbayı sırtlar, sokaklarda bağıra bağıra yangın yerine gelirler ve yangını söndürürlerdi. Yangın söndürme görevi 25 Eylül 1923 tarihinde belediye hizmeti olarak kabul edildi. Bugün belediyelerde ve büyük endüstri kuruluÅŸlarında itfaiye örgütü vardır. İtfaiyenin yangın söndürmede kullandığı araçlar ÅŸunlardır: İçi su dolu tankerler, köpük depolanan ve püskürten aygıtlar, üstünde birbiri içine giren, açıldığında çok yükseklere uzanan merdiven bulunan taşıt araçları, kazma, kürek, ip, çengel, hortum ve benzerleridir. Bilim ve tekniÄŸin ilerlemesiyle motorlu araçlarda ve yapılarda itfaiye gelinceye dek kullanılan yangın söndürme tüpleri yapıldı. Yangın anında bu tüpleri kullanabilmemiz için, nasıl kullanıldığını ve nerede bulunduÄŸunu bilmemiz gerekir. Yangın çıkar çıkmaz komÅŸularımıza haber verip onların yangına karşı önlem almasını saÄŸlarız. Böylece komÅŸularımız yangından zarar görmemiÅŸ olurlar. Yangının söndürülmesinde de bize yardımcı olurlar. Yangın çıktığında bu ilk giriÅŸimlerle birlikte, yangının çıktığı yeri, varsa itfaiye örgütüne bildirmemiz gerekir. Yanma olayının nedeni, havada bulunan oksijendir. Yangın çıkar çıkmaz yakınımızda yangın söndürme tüpü varsa onu kullanarak ateÅŸin üstünü köpükle kapatmalıyız. Tüp yoksa ateÅŸi kum, halı, kilim, battaniye vb. ile örtüp hava almasını önlemeliyiz. Biz bu önlemleri almakla ateÅŸin hava ile olan iliÅŸkisini kesmiÅŸ oluruz. Böylelikle hava içinde bulunan oksijen ateÅŸle birleÅŸemez. Yangın olayı da sona erer. Yangının BaÅŸlıca Nedenleri: Yanan soba kapağının açık bırakılması, Sigaranın söndürülmeden atılması, Gaz lambası veya mumun yanık bırakılması, Çıplak elektrik tellerinin birbirine deÄŸmesi, Orman ve korularda yakılan ateÅŸin iyice söndürülmeden bırakılması, Kibrit ve ateÅŸle oynanması, Yanıcı, patlayıcı maddelerin bulundukları yerde sigara içilmesi, Yanan kibritin yere atılması… gibi nedenlerdir. Dikkatsizlik yüzünden küçücük bir kıvılcımın baÅŸlattığı yangın bir mahalleyi yakar, kül eder. Orada yaÅŸayanların ölmesi, yaralanması, evsiz kalması sonucunu doÄŸurur. Ormanda çıkan yangın kısa sürede büyük orman alanlarını yok eder. Geriye verimsiz ve çorak topraklar kalır. İşyerlerinde, fabrikalarda, atölyelerde çıkan yangınlar binaların, makinelerin, tezgahların, fabrika depolarında bulunan malların yok olmasına ve çalışanların iÅŸsiz kalmasına neden olur. Yangına karşı iÅŸyerleri, evler, eÅŸyalar, ürünler sigorta ettirilmelidir. Bu durumda yangından zarar görenlerin zararları sigorta ÅŸirketlerince ödenir. Yangınların çoÄŸu dikkatsizlik sonucunda çıkmaktadır. Bu hafta içinde öğrendiklerimizi yaÅŸam boyu uygulayalım. Yangın çıkmaması için dikkatli olalım. Gerekli önlemleri alalım. AÇIKLAMA -2- Deprem, sel ve yangın gibi felaketler; insanların hem canına, hem malına zarar verirler. Yangın en tehlikeli felakettir. Önüne çıkanı yakar, kül eder. Siler, süpürür, ortadan kaldırır. Tedbirsizlik ve dikkatsizlik yüzünden çıkan yangınlar, büyük zararlar doÄŸurur. En küçük kıvılcımdan, korkunç yangınlar çıkar. Küçük bir odada çıkan yangın, önce eve yayılır, sonra komÅŸu evlere, mahalleye ve kısa bir süre içinde de koskoca bir ÅŸehre yayılır. Kısa bir anda yüzlerce bina yanar, kül olur. EÅŸyalar, insanlar, hayvanlar yanar, yok olur. Büyük maddi – manevi zararlar meydana gelir. Hele orman yangınları daha çoktur. Ülkemizin milli serveti olan ormanlar yok olur. Okullarda, radyo ve televizyonlarda yangınla ilgili konuÅŸmalar yapılır. Gazete ve dergilerde bu konuda yazılar yayımlanır. Yangının yaratacağı ve yarattığı zararlar halka anlatılır. Öğrencilerin, bu konuda daha dikkatli olmaları istenir. Yangından korunma yolları öğretilir. Herkese yangın hakkında bilgi verilir. Yangın dikkatsizlik sonucu ortaya çıkar. Çocukların ateÅŸ ve kibritle oynamaları, insanların ormanların içinde geliÅŸigüzel ateÅŸ yakmaları büyük yangınlara sebep olur. Yangından korunmak için ateÅŸle oynamamalıyız. Yanmakta olan ocakta, mangalda ve sobada etrafa ateÅŸ parçaları düşürmemeliyiz. Yaktığımız kibriti söndürmeden atmamalıyız. Evde, okulda ve benzeri yerlerde elektrikle oynamamalıyız. Arıza yapar, yangına sebep olur. Dışarılarda başıboÅŸ yanan ateÅŸi toprak, kum örterek, su dökerek söndürmeliyiz. Her binada yangına karşı tedbir almalıyız. Binalarda kum ve su kapları, yangın baltaları, kazma ve kürek bulundurmalıyız. Yangın çıkınca, durumu hemen itfaiyeye bildirmeli, itfaiye gelene kadar yangının büyümesini, yayılmasını engellemeliyiz. Yangından zarara uÄŸrayanlara Kızılay yardım eder. Böyle bir felakete uÄŸrayan kimselere, Kızılay’ın yardımını beklemeden herkes yardım etmelidir. Hele komÅŸular daha önce yardıma koÅŸmalıdır. ÜÇÜNCÜ KATTA ÇIKAN YANGIN Odanın içinde bir yanık kokusu. Hemen anlar kadın. “Yusuf, kalk, kalk. Yanıyoruz.” Hemen fırlar kadın. “Åžamdan nerede, ÅŸamdan?” Mumu yakar. Oda kapısını açmasıyla kapaması bir olur. Dışarıdan içeriye öyle bir duman saldırır ki, gözlerinin içi yanan kadın “ayy” diye bağırır ve aksırmaya baÅŸlar. “Yanıyoruz. Alt kat da tutuÅŸtu. Kalkın çocuklar.” Fakat nereye kaçacaklar? Üçüncü kat. “Yusuf, Yusuf” Adam ÅŸaÅŸkın. Sanki direk. Odanın ortasına saplanmış duruyor. “Zehra, baba, çocuklar.” Kadın bir daha kapıya koÅŸuyor. Fakat gene açmasıyla kapaması bir oluyor. Bu sefer merdivende alev görüyor ve pencereye koÅŸup avazı çıktığı kadar bağırıyor. KomÅŸular uyanıyorlar. Sokakta bir gürültü kopuyor. Her pencereden bir çığlık, aÅŸağıda komÅŸular. “Cayır cayır yanacağız, imdat !..” diye bağırıyor kadın. Yalnız karşıki evde, üst kat pencerelerden ona seslenen Koltukçu İbrahim Efendi: “Eda Hanım diyor, sık diÅŸini, ÅŸimdi itfaiye gelecek. ÇarÅŸaf tutarlar, atlarsınız. korkma, gelecek itfaiye.” Kadın çılgına döner. BabuÅŸ aÄŸlar, bağırır. Yusuf’la Zehra’da ses yok. İkisi de put. Eda Hanım bir kapıya, bir pencereye koÅŸar. Sonra kocasının yanına yürür: “Yusuf. Sersem !.. Yaktın bizi. Kim bilir ÅŸamdanı nasıl tuttun ? Perde mi tutuÅŸtu. Ne oldu ? Yanıyoruz. Hep birden yanacağız ÅŸimdi, cayır cayır.” Yusuf, kalbi de var onun; elini göğsüne götürüyor. Nefes alamıyormuÅŸ gibi bir hali var. Sokakta gürültü, telaÅŸ, kıyamet. Odanın içini korkunç bir sıcaklık kaplıyor. Duman doluyor içeriye. Åžimdi tutuÅŸacaklar. Artık gözlerini açamaz oluyorlar. BabuÅŸ’un sesi de kesiliyor. BoÄŸuldu mu oÄŸlan? “Evladım, evladım.” Eda Hanım gözlerinin içi yanarak, elinde ÅŸamdan, çocuÄŸa doÄŸru koÅŸarken mum sönüyor. Zifiri karanlık. Alt kattan ve merdivenden çatırtılar geliyor. TutuÅŸan tahtaların çatırtısı. Eda Hanım bayılmak üzereyken itfaiyenin çanlarını duyuyor ve pencereye koÅŸuyor. “Çabuk, a dostlar, çabuk, yanıyoruz, kül olacağız ÅŸimdi.” AÅŸağıdan ona bağırıyorlar. Fakat ne söylediklerini anlamıyor. EÄŸilip bakıyor. Orta katın pencerelerinden alevler fışkırmakta. Gene haykırıyor, haykırıyor. Koltukçu İbrahim Efendi’nin sesi ona: “Korkma, çarÅŸaf geriyoruz. Önce çocuklar, sonra siz.” diyor. “Kim o? Kimsin sen?” “Biz itfaiye. Korkma hanım, önce çocuklar atlasın. Haydi çabuk.” Eda Hanım, yanıbaşına kadar gelen BabuÅŸ’u kapıyor, pencereden aÅŸağı fırlatıyor. Gene aynı ses : “Tamam, kurtuldu o, ÅŸimdi öteki.” Arkasından Zehra Hanım atlıyor. Sonra Eda Hanım, fakat çarÅŸafın üstüne düşer düşmez bayılıyor. Peyami SAFA YANGINDAN KORUNMA HAFTASI – ŞİİRLER YANGIN VAR Çevrildi sıfır sıfır, Bir ses dedi: Çabuk yangın ! Arazözler hazırlandı, Dan, dan dedi sesi çanın. Çatısından alev almış Eski bir köşk kavruluyor, Çatır, çatır çatırdayan Duvar, tavan devriliyor. Pencerede bir anne var, “Yavrum, yavrum”, diye aÄŸlar Çılgın gibi bağırırken, Yıkılır kalın duvarlar. Arazözler yetiÅŸince, Hortumlar, sıktı suyu, Harcandı hep birer birer, Sarnıç, depo, havuz, kuyu. Bir tarafta can pazarı, Her tarafı sarmış alev ! Bir de geniÅŸlerse yangın Korku dolaşır ev ev. Yangın için dikkatli ol, Kibrit yakma, çakmak yakma. TutuÅŸturma kağıt mağıt, Karşısına geçip bakma. Bir kıvılcım yangın demek, Yangın ise bir felaket. Elde deÄŸil olmaması, İtfaiye var bereket. Mümtaz Zeki TAÅžKIN YANGIN AteÅŸle oynamışlar, İki kardeÅŸ bir ara. Odalarını sarmış, Dumanlar kara kara. İtfaiye gelmiÅŸ de, Söndürmüş bu yangını. TutuÅŸan yuvaları Olmadan kül yığını. Bütün oyuncakları, Birer birer yanmışlar. Yavrucaklar korkudan, Düşünüp hastalanmışlar. Doktor ikisine de, YetiÅŸtirmiÅŸ ilacı. Yangınlar ölüm gibi. Pek acıdır, pek acı. Tevfik ÖZBEN YANGIN Telefon yokken kentlerde, Yangın çıkınca bir yerde, Dumanı, ilk gören adam Seçerek yüksek bir dam: “Yangın vaar!” diye inlerdi. O, ne korkulu günlerdi Çoluk, çocuk, hoca, hacı, Bir o kadar tulumbacı, Takır takım koÅŸarak, Yangın yerine giderdi. ÇoÄŸu kez onlar gelmeden, Yangın evi kül ederdi. İtfaiye kuruldu da Yangın derdi sona erdi. Mehmet Necati ÖNGAY
Yurdumuzda her 25 Eylülü izleyen hafta Yangın Haftası olarak değerlendirilir. Hafta süresince çeşitli yayın organları ile halka, okullarda öğrencilere yangının zararları anlatılır. Korunma yolları ve alınması gereken önlemler belirtilir.




