Gösterim: 62 defa | Yorum yok » | Kategori: EÄŸitim Öğretim Haberleri
Yabancı dilde, uzaktan eÄŸitim yoluyla yardım alınacak. YÖK BaÅŸkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, öğrencilerin yabancı dil sorununun en çok düşündüğü konulardan biri olduÄŸunu belirterek, “Yabancı dilde, uzaktan eÄŸitim yoluyla yardım alabileceÄŸimize karar verdik ve iki firmayla anlaÅŸtık. Sponsorluk anlaÅŸmalarını da tamamlarsak önümüzdeki yıl bu programı öğrencilere vereceÄŸiz” dedi. Prof. Dr. Özcan, programda Call center’ların olduÄŸunu ve öğrencilerin 24 saat bilgisayar veya telefon aracılığıyla soru sorup cevap alabildiklerini anlatarak, “Türkiye’de de call center’ları kurdurabiliriz. Öğrenciler programla 6-8 ay içinde B2 standardında İngilizce öğrenilebilecekler” dedi. Prof. Dr. Özcan, daha sonrasında ilkokuldan itibaren yabancı dil uygulamasına baÅŸlayacaklarını da söyledi. Prof. Dr. Özcan, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nde gerçekleÅŸen ve iki gün sürecek Akademisyenler BirliÄŸi’nin, ’Üniversite ve Bilim’ sempozyumunda yaptığı sunumla, yükseköğretimin sorunlarını anlatarak, çözüm yollarını dile getirdi. Prof. Dr. Özcan, sunumda, YÖK’ün ne yaptığını, gelecek için ne planladığını ve 15-20 yıl sonra üniversiteyi nasıl görmek istediklerini anlatacağını söyledi. Prof. Dr. Özcan, Türkiye’de yükseköğretimde karşılaşılan sorunların dünyadaki üniversitelerin sorunlarından farklı olmadığını da ifade etti. -24 SAAT İNGİLİZCE PROGRAMI- Prof. Dr. Özcan, Türkiye’nin yabancı dil sorununu nasıl baÅŸaramadıkları konusunda üzgün olduÄŸunu ifade ederek, Suudi Arabistan örneÄŸini anlattı. Prof. Dr. Özcan, görüşmelerinde Suudi Arabistan rektörünün dekanlarını tek tek konuÅŸturduÄŸunu ve hepsinin İngilizce’yi çok iyi konuÅŸtuklarını anlatarak önce mizansen olarak düşündüğünü ancak sonra herkesin çok iyi konuÅŸtuÄŸunu gördüğünü söyledi ve “Niye biz bunu yapamadık, gerçekten üzülüyorum ve en çok düşündüğüm ÅŸeylerden biri bu. Yabancı dilde, uzaktan eÄŸitim yoluyla yardım alabileceÄŸimize karar verdik ve iki firmayla anlaÅŸtık ve sponsorluk anlaÅŸmalarını da tamamlarsak önümüzdeki yıl bu programı onlara vereceÄŸiz” dedi. Prof. Dr. Özcan, programda call center’ların olduÄŸunu ve öğrencilerin 24 saat bilgisayar veya telefon aracılığıyla soru sorup cevap alabildiklerini anlatarak, “Türkiye’de de call center’ları kurdurabiliriz. Öğrenciler programla 6-8 ay içinde B2 standardında İngilizce öğrenilebilecekler” dedi. Prof. Dr. Özcan, daha sonrasında ilkokuldan itibaren yabancı dil uygulamasına baÅŸlayacaklarını da söyledi. -”YÜKSEKÖĞRETİMLİ İŞSİZ SAYIMIZ ÇOK”- Prof. Dr. Özcan, yükseköğretimin en önemli sorunlarının başında öğrenci sayılarındaki artışın geldiÄŸini söyledi. Prof. Dr. Özcan, sosyal mobilite ve istihdam edilebilirlik ÅŸansını artıran yükseköğretimin, dünyanın pek çok yerinde talebi karşılamakta zorlandığını belirtti. Prof. Dr. Özcan, Türkiye’de de ihtiyaca göre uygun bölüm açılmadığından yükseköğretimli iÅŸsiz sayısının çok olduÄŸunu kaydetti. Prof. Dr. Özcan, yükseköğretimdeki ikinci problemin saydamlık, hesap verilebilirlik, karar alma mekanizmalarında kurumsal özerklik olduÄŸunu belirterek, “Bütçenin devlet tarafından karşılanması halinde hesap verilebilirliÄŸin ne kadar yapılabileceÄŸini bilmiyorum. Öğrencilerden alınan harçlarla dönen bir sistem olsa, öğrenciler bu hesap verilebilirlik meselesini uygulayabilirler” dedi. Prof. Dr. Özcan, yükseköğretimin finansmanıyla ilgili çok az çalışma yapıldığını da ifade ederek, bütçelerin komik olduÄŸunu da kaydetti. Prof. Dr. Özcan, yükseköğretimdeki diÄŸer bir sorunun eÄŸitimde nitelik, müfredat programlarının toplumsal ve sektörel ihtiyaçlara göre güncellenmesi olduÄŸunu belirterek,İşadamlarının bu konudan ÅŸikayetçi olduÄŸunu ifade ederek düzeltmeler yapılması gerektiÄŸini söyledi. -”30-40 BİN ÖĞRETİM ÜYESİ İHTİYACI VAR”- Prof. Dr. Özcan, diÄŸer bir sorunun artan öğretim üyesi ihtiyacının karşılanmak üzere nitelikli öğretim üyesi yetiÅŸtirilmesi konusunun Türkiye’de ciddi bir sorun olduÄŸunu söyledi ve 30-40 bin öğretim üyesi ihtiyacı olduÄŸunu vurguladı. Prof. Dr. Özcan, diÄŸer sorunları ise, mezuniyet sonrası istihdam konuları, yükseköğretimin uluslararasılaÅŸması, iç ve dış denetime dayalı kalite arayışı ve akreditasyon süreçlerinin kurumsallaÅŸması, öğretim üyesi ve öğrenci hareketliliÄŸi, hayat boyu öğrenme olarak sıraladı. Prof. Dr. Özcan, dünyada Erasmus programlarıyla öğrencilerin deÄŸiÅŸimlerinin iyi derecelere ulaÅŸtığını kaydederek Türkiye’de de o konuda fazla eksiÄŸinin olmadığını belirtti. Prof. Dr. Özcan, Türkiye’de Türkiye Ulusal Akreditasyon kurumunun olmadığını da ifade ederek, saÄŸlıkta TTB’nin, psikologların, eÄŸitimcilerin, sosyal hizmet grubunun akreditasyon çalışmaları yaptıklarını da dile getirdi ve “denetleme raporlarına bakıp karar veriyoruz ama bu da çok tatmin edici sonuçlara götürmüyor” dedi. -”BEKLEYEN 860 BİN ÖĞRENCİYİ ERİTMEYE ÇALIÅžIYORUZ”- Prof. Dr. Özcan, Türkiye’deki yükseköğretimin ciddi probleminin kontenjan problemi olduÄŸunu ifade ederek, kontenjan artışının yetersiz olmasının üniversite kapısında bekleyen öğrenci sayısıyla görülebileceÄŸini belirtti. Prof. Dr. Özcan, senede 540 bin civarında öğrencinin liseden mezun olduÄŸunu ancak bir önceki seneden kalmış, ikinci kez giren veya atıldığı için geri gelen toplam öğrenci sayısının ise 860 bin olduÄŸunu kaydetti ve “O kadar rakamı her yıl taşımak zorundayız. Bu kadar bekleyen öğrenciöğrencinin sistemi deÄŸiÅŸtirmeye de engel teÅŸkil ettiÄŸini belirterek, açık uçlu soruları da soramadıklarını kaydetti ve ÅŸunları söyledi:”860 bin öğrenciyi eritmemiz lazım. Kaliteden de ödün vermek pahasına daha fazla öğrenciyi almaya karar verdik. 2 yıldan bu yana 200 bin kontenjan artışı yaptık, açıköğretimin bazı bölümlerini herkese açık hale getirdik, ikinci öğretime ağırlık verdik, üniversite sayısını artırdık, toplam 147 üniversitemiz var. Yıl sonunda 150 olacak ve 200’e kadar gidebileceÄŸimizi düşünüyoruz.” olmasaydı, bu yıl arz ve talebi örtüştürmek durumunda olacaktık” dedi. Prof. Dr. Özcan, 860 bin -”HERKES ÜNİVERSİTEYE GİRECEK”- Prof. Dr. Özcan, Türkiye nüfusunun 15-20 yıl sonra 90 milyonun üzerinde olacağını kaydederek, böyle bir nüfusta yükseköğretim çağında olan öğrenci sayısının hesaplara göre 1 milyon 200 bin olduÄŸunu söyledi. Prof. Dr. Özcan, 15 yıl sonra okullaÅŸma oranının yüzde 50 tutturulduÄŸu düşünüldüğünde ise, 600 bin öğrenci ile baÅŸbaÅŸa kalacaklarını anlatarak, “Bu tabii hem iyi hem de kötü haber. İyi haber, o zaman öğrenciler bu kadar zorlu bir sınava girmek zorunda kalmayacaklar ve istedikleri üniversitelere girebilecekler. Kötü haber ise, devlet ve vakıf üniversitelerinin kapasitesini artırıyoruz ancak vakıf üniversiteleri aralarındaki rekabetten dolayı bazıları kapanmak durumunda kalacak. Bu yıldan sonra vakıf üniversitelerinin açılımında da frene basmak gerektiÄŸine inanıyorum” diye konuÅŸtu. Prof. Dr. Özcan, öğretim üyesi temininin önemli problem olduÄŸunu belirterek, MEB ile her yıl bin öğrenciyi yurtdışına yolladıklarını anlattı. Prof. Dr. Özcan, mevzuat sorununu ise, kanunda en çok aksayan yerleri deÄŸiÅŸtirerek çözmeye çalıştıklarını kaydederek, mevzuatla ilgili sorunları şöyle sıraladı: -Bilimsel AraÅŸtırma Programı (BAP) harcama kurallarının deÄŸiÅŸtirilmesi. -Uzaktan eÄŸitim yoluyla alınan diplomaların denklik verilmesi ile deÄŸiÅŸtirilmesi -2010’dan baÅŸlayarak Torba bütçe sistemine geçiÅŸ -Tam gün ve döner sermayenin yeniden yapılandırılması ile ilgili deÄŸiÅŸiklikler -Doçentlik yönetmeliÄŸinin deÄŸiÅŸtirilmesi -Öğretmenlik sertifikasının tekrar düzenlenmesi -YÖS’ün kaldırılması. Prof. Dr. Özcan, öğretmenlik sertifikası için tezsiz yüksek lisansı kaldırdıklarını belirterek, hangi üniversitelerde böyle bir sertifika programının açılabilirliÄŸi konusunda detaylı çalışmalar yaptıklarını da söyledi. Prof. Dr. Özcan, YÖS’ü kaldırdıklarını da ifade ederek, “Bakalım yabancı öğrencilerin geleceÄŸi kadar cazip bir ülke miyiz, kalitemiz onları tatmin edecek kadar iyi mi, ÅŸimdi test edeceÄŸiz” dedi -”KATSAYI MESELESİ ÖNEMLİ”- BaÅŸkan Prof. Dr. Özcan, Türkiye’de mesleki ve teknik eÄŸitimin yeniden yapılandırılması meselesinin önemli olduÄŸunu vurgulayarak, katsayı meselesinin de o bakımdan önemli olduÄŸunu kaydetti. Prof. Dr. Özcan, iki eksen üzerinde çalıştıklarını belirterek, meslek yüksek okullarının yeniden yapılandırıldığını ve Teknoloji Fakülteleri’nin kurulduÄŸunu anlattı. Prof. Dr. Özcan, meslek yüksek okullarıyla ilgili sınavsız geçiÅŸi önümüzdeki 2-3 yıllık bir süreçte kaldırmak istediklerini belirterek, okullar için oluÅŸturulacak danışma kurullarının müfredatları inceleyerek, önerilerde bulunacaklarını kaydetti. Prof. Dr. Özcan, üniversiteye giriÅŸ sistemini iki aÅŸamalı hale getirdiklerini de anlatarak, sistemin beÄŸenildiÄŸini ancak katsayı sorunuyla karşı karşıya kaldıklarını ifade etti ve “Danıştay İdari Davalar Kurulu 15’e 14 oyla reddetti. 14 üyenin tasvibini kazanmış durumdayız, sistemimizi kabul ettiler, eÄŸer 1 kiÅŸiyi daha ikna edebilirsek bu ciddi problemi de halletmiÅŸ olacağız” dedi. Prof. Dr. Özcan, uluslararasılaÅŸmada da iyi gittiklerini ifade ederek, üzerinde çalıştıkları konuları ise şöyle sıraladı: -YÖK ve ÖSYM’nin yeniden yapılandırılması -Disiplin yönetmeliÄŸinin güncellenmesi -Uzaktan eÄŸitimin altyapısının kurulması -Affı gerektirmeyecek bir düzenleme -Yatay geçiÅŸ yönetmeliÄŸinin yeniden yazılması -Bologna sürecine aktif katılım saÄŸlanması ve 2012’de yeniden yapılandırmanın tamamlanması -Türkiye Akreditasyon Kurulu’nun kurulması -Yabancı dil öğretimi için uzaktan eÄŸitimin kullanılması -Mükemmelliyet merkezi üniversiteler -Ulusal AraÅŸtırma merkezleri -”MUHASEBE DERSİ UZAKTAN ALINABİLECEK”- Prof. Dr. Özcan, uzaktan eÄŸitimle ilgili olarak, doÄŸudaki bazı üniversitelere öğretim üyesi bulmakta zorlandıklarını dile getirerek, özellikle Hakkari, Şırnak gibi yerlerde lojman yapımına izin verildiÄŸini de söyledi. Prof. Dr. Özcan, bu gibi yerlere geliÅŸmiÅŸ üniversitelerde uzaktan eÄŸitim metodlarıyla hazırlanmış programların kullanılmasını öngördüklerini de belirterek, “Hoca bulmanıza gerek yok. Ayrıca Ankara Üinversitesi’ndeki Muhasebe programını Şırnak’taki bir sınıfa izletilebilirsiniz. Bu konuda teknik geliÅŸmeler bizi ümitli bir duruma sokuyor” diye konuÅŸtu. Prof. Dr. Özcan, affı gerektirmeyecek düzenlemeyle de uÄŸraÅŸtıklarını anlatarak, yurtdışındaki gibi öğrencinin okuldan atılmasını engelleyen bir sistemle, yılları deÄŸil kredileri takip edeceklerini ve harçlarda deÄŸiÅŸiklik yapacaklarını da dile getirdi. Prof. Dr. Özcan, mükemmeliyet merkezleri üniversitelerin UzakdoÄŸu’nun modeli olduÄŸunu da kaydederek, ulusal araÅŸtırma merkezleri oluÅŸturacaklarını anlattı. TOBB Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel AltunbaÅŸak yaptığı konuÅŸmada, ABD ile Tükiye’deki sistemi kıyasladığında finansman ve yönetim sorunlarının yükseköğretimde çözülmesi gereken sorunlar olduÄŸunu ifade etti. Prof. Dr. AltunbaÅŸak, devlet üniversitelerinin parasını devletten aldığını ve hesap verilebilirliÄŸinin düşük düzeyde olduÄŸunu belirterek, “Hesap verilebilirlik öğrenciler tarafından yapılmalıdır. Finansman buraya dönüşmelidir” dedi. Prof. Dr. AltunbaÅŸak ayrıca, üniversite yönetiminin sadece rektörlük seçiminden ibaret olmadığını da söyleyerek, “Türkiye’de rektörün egemen olduÄŸu bir sistem var, bunun tersine çevrilmesi lazım” dedi. Akademisyenler BirliÄŸi Genel baÅŸkanı Prof. Dr. Şükrü Koç ise, bilim ve teknolojiyi para ve silah gücü haline getirenlerin diÄŸerlerine hükmetme hak ve yetkisini otomatik olarak elde ettiÄŸini belirterek, Türkiye’nin içe dönük kavgalarla zaman geçirdiÄŸini söyledi. Prof. Dr. Koç, Türk bilim insanlarının ilgisinin rektörlük ve dekanlık seçimlerine takıldığını ifade ederek, Çin, Malezya, Güney Kore gibi ülkelerin üniversitelerini çağın ÅŸartlarına uygun hale getirecek yatırımlar yaptıklarını anlattı. Haberi Kaynağı : Milliyet




