Gösterim: 700 defa | Yorum yok » | Kategori: Tarih
TÜRK İSLAM DEVLETLERİNDE DİVAN TEÅžKİLATI KuruluÅŸ dönemi Osmanlı Devleti‘nde yönetim, eski Türk töresindeki aÅŸiret usûllerine göre uygulanıyordu. Bu mânâda memleket, ailenin müşterek(ortak) malı sayılıyordu. Bununla beraber hükümdar, önemli konularda tek başına karar vermeyerek bir kısım devlet adamının fikrine de müracaat ediyordu. Bu fonksiyon, daha sonra adına "Divan" denecek meclis (bir çeÅŸit bakanlar kurulu) tarafından yerine getiriliyordu. BaÅŸlangıçta vezir-i âzam ve vezirler, hükümdarın birinci derecede yardımcıları idi. Her ÅŸey belli kanun ve nizamlar çerçevesinde yürütülüyordu. Fâtih dönemine kadar örfe(yazılı olmayan kanun, töre) dayalı olan bu sistem, Fâtih’le birlikte yazılı kanun haline getirilmiÅŸtir. Bununla beraber, devletin genel kanunları dışında, her kaza ve sancağın ekonomik ve sosyal durumuna göre özel kanunları vardı. �Zdarede bütün yetki padiÅŸahın ve onu temsilen divanın elinde toplanmıştı. Bu durum, mutlak bir merkezî otoriteyi ön plâna çıkarmış oluyordu. Bu da devlete merkeziyetçi bir karakter kazandırıyordu. Çünkü, daha kuruluÅŸtan itibaren hükümdarlar, merkeziyetçiliÄŸe giden bir yol tutmuÅŸlardı. Bu bakımdan bütün tayin ve aziller(görevden alma), merkezin bilgisi altında yapılıyordu. Merkezin en önemli karar organı da "Divân-i Hümâyun" denilen müessese idi. Divân-ı Hümâyun padiÅŸahın divânıdır. Divân-ı Hümâyun geniÅŸ anlamıyla bir kuruldan daha öteye uzanır. Osmanlı yönetim dilinde, Divân-ı Hümâyun aynı zamanda bu kurula baÄŸlı olan kalemleriyle yani bürokratik örgütüyle devletin en büyük organını belirtiyordu. Dar anlamıyla Divân-ı Hümâyun, çeÅŸitli devlet iÅŸlerinin görüşülüp karara baÄŸlandığı bir kuruldur . DİVÂN-I HÜMÂYUN İslâm dünyasında, Hz. Ömer ile baÅŸlayan divân teÅŸkilatı, daha sonra deÄŸiÅŸik ÅŸekil ve isimlerle geliÅŸip devam etti. Osmanlı döneminde bizzat padiÅŸahın baÅŸkanlığında önemli devlet iÅŸlerini görüşmek üzere toplanan divâna; "Divân-ı Hümâyun" denirdi. Bugünkü Bakanlar Kurulu gibi çalışan Divân-ı Hümâyun önceleri Divanhane’de toplanırken, Fatih zamanında Topkapı’da; Kanûnî zamanında ise, Kubbealtı denilen yerde toplanmaya baÅŸlamıştır. Bu müessesenin, devletin ilk yıllarında nasıl geliÅŸtiÄŸine dair kesin bir bilgiye sahip deÄŸiliz. Ancak araÅŸtırmacılar bu müessesenin daha Osman Gazi zamanında ortaya çıktığını kaydederler. Herhalde bu, Anadolu beyliklerinde ortaya çıkan divanın bir benzeri olmalıdır ki, pek fazla bir geliÅŸme göstermemiÅŸtir. Babasının yerine geçip Bey ünvanını alan Orhan döneminde, divanın varlığı artık kesinlik kazanmış görünmektedir. Hatta Âşık PaÅŸazâde’nin, Orhan Bey zamanında, divana gelmek zorunda olan devlet adamlarının (divan üyeleri) burmalı tülbent, yani bir çeÅŸit sarık sarmalarını emrettiÄŸini söylemesi, onun divan erkânı için bir kıyafet tespit ettiÄŸini göstermektedir. Osmanlı divanı, daha sonra gelen hükümdarlar vâsıtasıyla bir hayli geliÅŸtirilerek devletin en önemli organları arasında yer alacaktır. Divân-ı Hümâyun deyimi Fatih döneminde kullanılmaya baÅŸlanmıştır. XV. yy sonlarından itibaren Divân-ı Hümâyun bürokrasisi daha da geliÅŸmiÅŸ, XVI. yüzyıldan itibaren klâsik yapısına kavuÅŸmuÅŸtur. Divân-ı Hümâyun II. Bayezid ve I. Selim dönemlerinde geliÅŸimini sürdürmüş, Kânûnî Sultan Süleyman döneminde tam kurumsal yapısına kavuÅŸmuÅŸtur . Bu dönemden sonra bir müddet durumunu korumuÅŸ olan Divan-ı Hümayun XVII. yy ortalarından itibaren fonksiyonları azalmaya baÅŸlamış XVII. yy sonlarına doÄŸru devlet iÅŸleri vezir-i âzam divanında görüşülmeye baÅŸlanmıştır. Sultan II. Mahmut döneminde ve 1826 yılında Yeniçeri ocağının kaldırılması üzerine "Divân-ı Hümâyun" tabiri de kaldırılarak yerine "Meclis-i Vükelâ" veya "Meclis-i Has" denmeye baÅŸlamıştır. İşlevlerini kaybeden Divân-ı Hümâyun sembolik olarak da olsa devletin yıkılışına kadar devam etmiÅŸtir. İlk dönem Osmanlı divanının çok sade ve basit olduÄŸu tahmin edilebilir. Öyle anlaşılıyor ki bu ilk divan, uç beyliÄŸi zamanındaki ÅŸeklini az çok muhafaza etmiÅŸti. Divan heyetinde, Osmanlı beyinin kendisinden baÅŸka bir veziri, muhtemelen hükümet merkezi olan ÅŸehrin kadısı, beyliÄŸin malî iÅŸlerini idare eden nâib veya defterdar gibi az sayıda üye vardı. Zaman zaman, bey yerine icâbında orduyu kumanda eden ÅŸahıs olarak sahnede Osmanlı beyinin oÄŸlu görülmektedir ki, bu vaziyet, divan kuruluÅŸunun uç beyliÄŸi divanının modeline göre olduÄŸu hakkında bir kanaat vermektedir. Fakat Selçuklu Devleti tamamen yıkılıp MoÄŸol nüfuzu da sarsılmaya baÅŸlayınca müstakil bir devlet olma yolunu tutan Osmanlı BeyliÄŸi’nde, divanın gittikçe Selçuklu divanı modeline benzer bir mâhiyet kazandığı görülür. Orhan Bey zamanında müesseseleÅŸtiÄŸi görülen divanın üyeleri için, artık resmî bir kıyafetin tespit edildiÄŸi görülür. Divan toplantıları, Sultan I. Murat, Yıldırım Bayezid, Çelebi Sultan Mehmet ve II. Murat devirlerinde de devam etmiÅŸti. Yıldırım Bayezid, halkın ÅŸikâyetlerini dinlemek üzere her sabah yüksek bir yere çıkardı. Herhangi bir derdi ve sıkıntısı olanlar orada kendisine ÅŸikayette bulunurlardı. O da bunların problemlerini derhal çözerdi. Divan, Orhan Bey zamanından, Fâtih’in ilk devirlerine kadar her gün toplanırdı. Toplantılar sabah namazından sonra baÅŸlar ve öğleye kadar devam ederdi. XV. asrın ortalarından sonra (Fâtih dönemi) toplantılar haftada dört güne (Cumartesi, Pazar, Pazartesi, Salı) inmiÅŸ, Pazar ve Salı günleri de arz günleri olarak tespit edilmiÅŸti. Divan, hangi din ve millete mensup olursa olsun, hangi sınıf ve tabakadan bulunursa bulunsun, kadın erkek herkese açıktı. İdarî, siyasî ve örfî iÅŸler re’sen(baÅŸlı başına, müstakil), diÄŸerleri de müracaat, ÅŸikâyet veya görülen lüzum üzerine veya itiraz sebebiyle temyiz suretiyle incelenir ve deÄŸerlendirilirdi. Memleketin herhangi bir yerinde haksızlığa uÄŸrayan, zulüm gören veya mahallî kadılarca haklarında yanlış hüküm verilmiÅŸ olanlar, vali ve askerî sınıftan ÅŸikâyeti bulunanlar, vakıf mütevellilerinin haksız muamelelerine uÄŸrayanlar vs. gibi davacılar için divan kapısı daima açıktı. Divanda önce halkın dilek ve ÅŸikâyetleri dinlenir, ondan sonra devlet iÅŸleri görüşülüp karara baÄŸlanırdı. Divân-ı Hümâyundan çıkan kararlara "hüküm" adı verilirdi. Hükümler, ahkâm defterlerine sıra ile yazılırlardı. Divanda idarî, askerî ve örfî iÅŸler vezir-i âzam, ÅŸer’î ve hukûkî iÅŸler kadıasker, malî iÅŸler defterdar, arazi iÅŸleri de niÅŸancı tarafından görülürdü. Divan müzakereleri o günkü rûznâmeye (gündeme) göre yapılırdı. Toplantı bittikten ve Maliye hazinesi ile Defterhane, vezir-i âzamın mührü ile mühürlenip kapandıktan sonra çavuÅŸbaşı, elindeki asasını yere vurarak divanın sona erdiÄŸini bildirirdi. Divandan sonra Yeniçeri aÄŸası padiÅŸah tarafından kabul olunarak ocak hakkında bilgi alınırdı. Ondan sonra kadı askerler huzura girip kendileri ile ilgili iÅŸleri arz ederlerdi. Bundan sonra da vezir-i azam ile vezirler ve defterdar kabul olunurdu. Bütün bunlardan sonra da padiÅŸahlar, vezir-i âzam ve vezirlerle beraber yemek yerlerdi. Ancak bu usûl, Fâtih Sultan Mehmet döneminde kaldırılmıştı. Divan erkânından(üyeleri) baÅŸka o gün iÅŸleri için divana gelmiÅŸ bulunan halka da din ve milliyet farkı gözetilmeksizin yemek verilirdi. Öyle anlaşılıyor ki, Osmanlı Devletinde Divân-ı Hümâyun, devletin en yüksek organı özelliÄŸini taşımaktaydı. Devlet baÅŸkanı olarak hükümdar, sık sık divan üyelerinin fikirlerini almak ihtiyacını hissediyordu. Bu durum, devlet idaresinin bir kiÅŸinin deÄŸil, bir kurulu teÅŸkil eden üyelerinin fikirlerinden yararlanılarak en mükemmel ÅŸekilde yapılabileceÄŸinin açık bir göstergesidir. Divanda, halk ile devletin bütün problemleri, özellikle tımar iÅŸleri ve önemli mevkilere yapılacak atamalar da görüşülmekteydi. Bu, yüksek memuriyetlere, hükümeti teÅŸkil eden üyelerin fikirlerinin alınarak atamalar yapıldığına iÅŸarettir. Bir kurulun yapacağı atamaların ise bir tek kiÅŸinin yapacağı atamalardan daha isabetli olacağı bir gerçektir. Divanda son söz şüphesiz ki sultanındır. Ancak gördüğümüz gibi hükümdarın, vezirlerin mütalaalarını ve görüşlerini alması, daha doÄŸrusu böyle bir ihtiyacı hissetmesi, devlet idaresinde iÅŸ birliÄŸi ve koordinasyonun ön planda tutulduÄŸunu göstermektedir.





