Gösterim: 80 defa | Yorum yok » | Kategori: Belirli Gün ve Haftalar
SAKATLAR HAFTASI 10-16 Mayıs arası Sakatlar Haftasıdır. Sakatlık insanlığın ortak sorunudur. Bu yüzden Sakatlar Haftası yalnız ülkemizde deÄŸil BirleÅŸmiÅŸ Milletlere üye 156 ülkede aynı zamanda deÄŸerlendirilir. 10 Mayıs – Sakatlar Haftasının Açılışı 11 Mayıs – Görme Engelliler Günü 12 Mayıs – İşitme ve KonuÅŸma Engellileri Günü 13 Mayıs – Ortopedik Engelliler Günü 14 Mayıs – Zeka ve Ruhsal Özürlüler Günü 15 Mayıs – Güçsüz YaÅŸlılar ve Korunmaya Muhtaç Çocuklar Günü 16 Mayıs – Sakatlar Haftasına Genel Bakış SAKATLIÄžIN BELLİ BAÅžLI NEDENLERİ Sakatlarla, sakatlıklarla ilgili çeÅŸitli sorunlar vardır. Sakatlığı doÄŸuran nedenler, sakatların eÄŸitimi bunların baÅŸlıcalarıdır. Sakatlığın Nedenleri: Sakatlıklar akraba evliliÄŸi, gebelik öncesi tedbirsizlik, aşıların zamanında yapılmaması, kazalar gibi nedenlerden kaynaklanmaktadır.. a) Akraba evliliÄŸi: DoÄŸuÅŸtan sakatlıkların önemli bir bölümü akraÂba evliliklerinden ortaya çıkar. Yakın akrabaların teyze, hala, amca, dayı çocuklarının evliliÄŸi sonunda çok sayıda kör, sağır, dilsiz ve geri zekalı çocuk doÄŸmaktadır. Ankara ilinde yapılan bir araÅŸtırma sonucunda 100 sakat çocuktan 30′unun yakın akraba evliliÄŸinden doÄŸan çocuklar olduÄŸu görülmüştür. b) Gebelik öncesi tedbirsizlikler: Bebek bekleyen annelerin sık sık röntgen filmi çektirmesi, doktora gitmeden ilaç alması çok sık sigara ve alkollü içki içmesi doÄŸan çocuÄŸun sakat olmasına neden olur. c) Aşıların zamanında yapılmaması: DoÄŸumdan sonraki ilk yılda verem, çocuk felci aşılarının zamanında yaptırılması gerekir. Aşılar zamanında yaptırılmazsa türlü sakatlıklar ortaya çıkar. Trahom, çocuk felci, romatizma, kalp ve damar hastalıklarının koruyucu, iyileÅŸtirici ilaç ve aşıları vardır. Bu aşı ve ilaçların doktor denetiminde verilmesine özen gösterilmelidir. d) Kazalar: İş kazaları, tarım kazaları, trafik kazaları, yangınlar, ateÅŸli silahlar belli baÅŸlı sakatlık nedenleridir. Trafik kurallarına uyulmama sonucu her yıl ülkemizde çok sayıda trafik kazaları oluyor. Bu kazalarda çok sayıda yurttaşımız ölüyor. Yukarda sayılan her tür kazadan korunmak, ve sakat kalmamak için dikkatli olalım. Kurallara uyalım. Uymayanları uyaralım. SAKATLARIN İYİLEÅžTİRİLMESİ VE EĞİTİMİ Sakatların iyileÅŸtirilmesi: Sakatlık yapan hastalık ve kazalardan sonra hemen önlem alınmalıdır. Özellikle trafik kazalarında ilk yardım çok önemlidir. Kazalardaki ölümlerin yarıdan çoÄŸu ilk yarım saat içinde olur. Kaza sonrası hiç zaman geçirmeden yaralıyı en yakın hastaneye ya da doktora ulaÅŸtırmalıdır. Hastanelerde Acil Yardım Servisleri vardır. Bu bölümde günün her saatinde doktor bulunur. Kazaya uÄŸrayanlara ilk tedavileri burada yapılır. Sakatların EÄŸitimi: Sakatların eÄŸitimi denilince daha çok özürlü (sakat) çocuklar akla gelir. Yurdumuzda; görmeyen, iÅŸitmeyen, hareket edemeyen, zihinsel, ruhsal dengesi bozuk 4.500.000 yurttaşımız var. Bu sayının 1.400.000 kadarı çocuktur. Sakat çocuklarımızdan; görmeyenler için 7, iÅŸitmeyenler için 21, ortopedik özürlüler için l okul açılmıştır. Zihinsel ve ruhsal özürlüler ise belirli okullarda özel dershanelerde öğrenim görmektedir. Sakatlar da yaÅŸamlarını sürdürmek için çalışmak ve gelir saÄŸlamak zorundadır. Çalışmak, severek çalışmak yaÅŸamı güzelleÅŸtirir, insanı mutlu eder. Sakatlara acımak, onlara bakarak duygulanmak soruna çözüm getirmez. Sakatların da yapabileceÄŸi iÅŸler vardır. Sakatlara çalışabilecekleri alanlarda iÅŸ vermek gerekir. Yasalarımız her yüz işçi çalıştıran iÅŸyerinin iki sakat işçi çalıştırması zorunluluÄŸunu getirmiÅŸtir. Bütün ülkelerde olduÄŸu gibi yurdumuzda da sakatlar korunur. ÖrneÄŸin ülkemizde çalışan sakatlar gelir vergisini indirimli öderler. Hareketlerini kolaylaÅŸtırmak için yurt dışından getirilen araç ve gereçlere gümrük vergisi ödemezler. Çalışan sakatlar isterlerse erken emekli olabilirler. Okulda, sokakta gördüğümüz sakatlarla alay etmeyelim, gülmeyelim. Hiç bir sakatlığın isteyerek olmadığını bilelim. Sakatlara yolda, geçitlerde, taşıt araçlarında yardımcı olalım. Onları üzmemeye, kırmamaya özen gösterelim. SAKATLAR HAFTASI – KONUÅžMA SEVGİLİ ARKADAÅžLAR! 10 ile 16 Mayıs günleri arası Sakatlar Haftası’dır. Bu hafta boyunca sakatların sorunları tartışılır. Sakatlığa sebep olan etkenler açıklanır ve bu sebeplerin ortadan kalkması için çareler araÅŸtırılır. Sakatların eÄŸitilebilmeleri ve iÅŸ sahibi olabilmeleri için gerekli ÅŸartlar oluÅŸturulmaya çalışılır. Sakatla Haftası boyunca, her gün ayrı bir sakatlık konusu iÅŸlenir. 10 Mayıs günü sakatlar Haftası’nın açılışı yapılır. 11 Mayıs görmeyenler günü, 12 mayıs iÅŸitme ve konuÅŸma engellileri günü, 13 Mayıs ortopedik özürlüler günü, 14 Mayıs zeka ve ruhsal özürlüler günü, 15 Mayıs güçsüz yaÅŸlılar ve korunmaya muhtaç çocuklar günü olarak deÄŸerlendirilir. 16 Mayıs günü ise sakatlar haftasının genel deÄŸerlendirmesi yapılır. Akraba evliliÄŸi, gebelik öncesi tedbirsizlikler, aşıların zamanında yapılmaması ve kazalar sakatlığın en önemli sebepleridir. Sakatlarında hayatlarını sürdürebilmek için çalışmaları ve gelir saÄŸlamaları gerekir. Sakatlara acıyarak ya da onlara bakıp duygulanarak sorunlarını çözemeyiz. Onların da yapabileceÄŸi iÅŸler vardır. Sakatların iÅŸ sahibi olmalarına yardımcı olmak zorundayız. Kanunlarımız iÅŸlerinde çalışan her 100 işçiden 2 sinin sakat işçi olmasını zorunlu kılmıştır. Gördüğümüz sakatlarla alay etmeyelim ve gülmeyelim. Bir gün bizim de sakat kalabileceÄŸimizi aklımızdan çıkarmadan onlara yardımcı olalım. Hepinize kazasız ve saÄŸlıklı günler, mutlu bir ömür diliyorum! (Ev ve Sınıf Etkinlikleri Antolojisi Kitabı) SAKATLAR HAFTASI – YAÅžANANLAR TOPAL Anadan doÄŸma sakattı. Bir bacağı, ötekinden biraz kısa olduÄŸu için yürümeÄŸe baÅŸlamasıyla, öteki insanlar gibi yürüyemediÄŸini ve aksadığını hemen fark etmiÅŸti. Babası, onu göstermedik doktor bırakmamıştı. Fakat hiç çare bulamamıştı. Bacağın biri, doÄŸuÅŸtan kısaydı. Bunun çaresini bulmaÄŸa, henüz insan bilgisi yetmiyordu. Doktorlar: Hem o kadar önemli de deÄŸil, diyorlardı. «Ayağın biraz aksaması, büyük bir eksiklik deÄŸildir.» Ama o öyle düşünmüyordu. Öbür çocuklardan ayrı, baÅŸka bir ÅŸey olduÄŸunu ve kendisi gibi çocuklara pek az, adeta binde bir rastlanabileceÄŸini görüyordu. Onu kim görse, ilk önce aksayan bacağına bakıyor deÄŸil miydi?.. Okul yaşı geldiÄŸi zaman hüngür hüngür aÄŸladı. Bu çocuk, ötekiler gitmeÄŸe can atarken okulu istemiyordu. BaÅŸka saÄŸlam çocuklarla bir araya gelmekten ödü patlıyordu. Diretti. Okula gitmek istemiyordu. Kendisine öğretmen tutsunlardı. Evde öğrenecek, sonra ilkokul imtihanını verecekti.. Ana baba, üzüntüsünden hastalanmasın diye isteÄŸini yerine getirmek zorunda kaldılar. O da sözünde durdu. Özel ders alıp okudu. Sonra yaşı gelince ilkokul bitirme imtihanlarına girip diplomasını aldı.. Fakat daha fazla okuması lazımdı. Orta okulu da evde tamamlayamazdı kesinlikle okula gitmesi gerekiyordu. O önce yine istemedi. Fakat babası bu sefer artık ona kulak asmadı. Tekin’i böylece orta okula yazdırdılar. Yazdırırken, okul arkadaÅŸlarının ona ne kadar eziyet edeceklerim hiç düşünmemiÅŸlerdi. Halbuki zavallı çocuk, daha okula gittiÄŸi ilk gün, arkadaÅŸları ona adını bile sormadılar. Her gören: — Topal!.. diyordu. Ve Tekin böylece daha ilk günden, çok utandığı kusuru yüzüne vurula vurula karşılandı. «aaa!..Topal!..» En çok korktuÄŸu söz buydu.. Ne tuhaf, daha «Günaydın! Sen kimsin?» demeden onu bu sözle karşılamışlardı : Topal!.. Ve o günden sonra hep öyle gitti : «Topal aÅŸağı, topal yukarı!. Topal şöyle dedi, topal ÅŸunu yaptı!..» Hep böyle.. Çaresiz Tekin kendi kendine bile söylemekten çekindiÄŸi bu korkunç sözle çağırılmaktan o kadar utanıyor, öyle sıkılıyordu, ki daha ilk günden, okulda kimse ile arkadaÅŸ olamayacağını anladı. Hem zaten okula niçin gidiyordu?. Okuyup öğrenmek için deÄŸil mi?. Madem ki kendisini aÅŸağılık görüyor, kendisiyle alay ediyor ve adını bile sormayarak kendisine topal diyorlardı o halde o da kimse ile arkadaÅŸ olmayacak, kendisini tamamen derslerine verecekti… Tekin, deÄŸil öteki derslerde jimnastik dersinde bile kısa zamanda arkaÂdaÅŸlarını geride bıraktı. Hem ne geride bırakış ? Yıl sonu geldi karneler dağıtılırken Müdür, Tekinin sınıfını ÅŸu sözlerle alkışladı: — Hepiniz iyi çalışmışsınız.. Fakat aranızda bir arkadaşınız var, ki onu övmeden edemeyeceÄŸim.. Bu çocuk bir yıldız, nasıl diyeyim? Çalışkan çok baÅŸarılı biri. Bütün sınıfın gözleri, bir anda Tekine döndü. Öğretmen bir göz iÅŸareti yaparak Tekin’i ileri çağırdı. Müdür Tekinin elini sıktıktan sonra: — Seni kutlarım oÄŸlum! dedi. Söyle bakayım bana, senin adın ne?. Tekin sınıf arkadaÅŸlarını acı bir gülümsemeyle süzdü ve onlara bir ders, önemli bir ahlak dersi vermek isteyerek, gür bir sesle ÅŸu cevabı verdi: —Topal!.. O güne kadar Tekin’e «Topal» diyen arkadaÅŸları bir suçlu gibi yere baktılar. Bu olaydan sonra arkadaÅŸları O’nu hep Tekin diye çağırdılar. F. Canan CEM YAVRUTÜRK Dergisi’nden SAKATLAR HAFTASI – ŞİİRLER KÖR İLE KÖTÜRÜM — Bak arkadaÅŸ, ne ben saÄŸlam Bir adamım… — Ne ben tamam Bir insanım. — Ben kötürüm, — Ben de körüm; Hem anadan doÄŸma körüm, Ben düşündüm ki ikimiz Tam bir insan olmak için Her ÅŸeye malikiz: Senin kuvvetli bacakların var. Benim gözlerim de bakar. Ben senin gözün olurum. Gecen, gündüzün olurum. — Ben de sana bacak, ayak —Öyleyse hiç düşünme, kalk! Senin için Ben bakarım ve görürüm — Ben de seni istediÄŸin Yere alır, götürürüm. Böyle iÅŸte; İki mihnet birleÅŸince Bir teselli hasıl olur, Mihnetliler de kurtulur. Tevfik FİKRET HAYAT HERKESE GÜZEL Gücünüz yerindeyse, SaÄŸlıklıysa başınız, Bir sakat görürseniz, Sevgiyle yaklaşınız. İnan kimse istemez, Eksik olsun bir yeri. SaÄŸlamsan yavrum şükret, DeÄŸerlendir günleri. Özürlü kardeÅŸlerim, Asla üzülmeyiniz. Hayat herkese güzel, Bizlerse sizinleyiz. Mehmet ÅžAHİN
Sakatlar Haftası boyunca; sakatlık sorunu, sakatlığın önlenmesi ve sakatların eğitimi konusu üstünde durulur. Radyo ve televizyonda konu ile ilgili programlar yayınlanır. Okullarda her gün ayrı bir sakatlık konusu işlenir. Sakatları Koruma Millî Koordinasyonu Kurulu haftanın değerlendirilmesi için aşağıdaki programın uygulanmasını kararlaştırmıştır.





