Gösterim: 5.114 defa | 11 yorum var » | Kategori: Tarih
Pompei Sapkınlarının İbret Verici Hikayesi Ms. 79 yılında gerçekleşen ve italya’ nın pompeii şehrinde patlayan yanardağdan çıkan lavların altında kalan insanların Hikayesi Pompeii‘nin Hazin SONU..!! Milattan Sonra 79 Yılının Baslarında Basladı Yok Oluş. Pompeii Kavmindeki insanlar zengindi istediklerini elde edebiliyorlardı.. Pompeii Aynı zamanda Sapkınlar (Zinalar) Ülkesi olarak bilinen bir yerdi. 7 Yaşında Ufak çocuklar Cinsellige Adım Atıyorlardı (Birazdan Gösterilecek Resimlerde Ufak Cocuklarla Buyuk Adam Ve Kadınlar Goreceksınız Zina Yaparken Taşa Dönüştüler) Onlar ”ALLAH”a İnanmadılar ”ALLAH” ın Varolduguna dair bu kadar göze carpan sey varken.. Onlar Kavim’ Kuruldugundan itibaren Kavimlerinde Bunu yaparlarmış Sapkınlıklarından Hic Vaz Gecmedıler Akıllarındakı Şey 5 Saniyelik Bir Zevk‘ti.. Bun Ugruna Yandılar Taşa Cevrildiler.. Sonrası..!! Birgül Büyük Bir Sarsıltı ile Uyandılar Bu Sarsıltı Hayri Alamet Deildi.. Sokaklarda Askerler, Gladyatörler ve İnsanlar kacısmaya Basladılar.. Ama Şu Kesindiki Kaçacak Bir Yer Yoktu! Oyana Bu Yana Kaçışmaya Calısırlarken Sonları Geldi Hepsı Bir Anda Taşa Dönüşü Verdiler.. 24 Ağustos da VEZÜV yanardağından yükselen dumanlar, kısa bir sürede şehri mezarlığa dönüştürdü. 20 000′i aşkın insan yok oldu. İnsanlar, lavların içinde kavrulup 2000 yıl boyunca taşlaşmış olarak kaldılar. İtalyadaki Pompei, Napoli’nin 25 km uzağındaydı. Vezüv yanardağındaki püskürme, 2 gün sürdü. Pompei, bu 2 günün sonunda, 6-7 metre derine gömülmüştü. İlk kazılar, 1709 da Herculaneum da başladı. Uzun çalışmalar sonunda, kent ortaya çıkarıldı. Dönemin en güzel evlerini, eşyalarını ve sanat eserlerini bünyesinde barındıran Pompei, dakikalara sığabilecek bir zaman diliminde, yerle bir olmuştu. Akdeniz’in hafif deniz rüzgarlarını alan bu sevimli kent, Roma’nın tüm zengin, aristokrat ve nüfuzlu insanlarını kendine çekmişti. M.Ö 5000 yıllarında kurulmuş olan şehir, lavlar altında kalmadan 159 yıl önce Romalıların eline geçmişti. Pompei’ yi, 8 kapılı büyük bir duvar çeviriyordu. Şehrin ortasındaki forumda, her hafta ayrı bir eğlence düzenleniyordu. Eğlenceler, kimi zaman bir kölenin köleyle veya bir aslanla ölümüne dövüşmesi şeklinde oluyordu. Vahşetin her türlüsü, her hafta, Pompeililere sergileniyordu. Pompei’nin en önemli binaları, bu meydana bakıyordu. Bu binalar; 2 tiyatro binası, gladyatör alanı, hamamlar ve tapınaklardır. Yapılan kazılardan anlaşıldığına göre; zenginlik ve debdebenin akıl almaz boyutlara yükseldiği Pompei, günden güne tefessüh ediyor ve şehrin her köşesinde, “fuhuş ve lutilik evleri” boy gösteriyordu. Nitekim bir Roma belgeselinde, Sezar’ın, küçük yaştaki yeğeniyle olan homoseksüel ilişkisinin; oğlanın annesi tarafından teşvik edilerek; bir “şeref”(!) olarak takdim edilebilmesi, dehşet vericidir. KÜL BULUTUNUN YUTTUĞU ŞEHİR: POMPEİ Forum, tapınaklar, tiyatrolar, amfitiyatrolar, bazilikalar, caddeler, atölyeler, kenar mahalleler, hamamlar, meyhaneler, çamaşırhaneler, değirmenler, fırınlar, kumarhaneler, batakhaneler, hanlar, şehri gezenler tarafından bugün bile farkedilebiliyor. Ve sonunda da, kenti baştan başa kaplayan lavlardan kaçmaya çalışan insan ve hayvanların, bedenleriyle yüzyüze geliniyor. Burada, tarihin en trajik olaylarından birine tanık oluyorsunuz. Etnograf, prof. Carlo Giardano, 79 yılının 24 Ağustos günün saat 13′ünde Pompei de olup bitenleri şöyle anlatır: “O gün öğle vakti, volkanın ağzından aniden yükselen bir kül bulutu, bir kaç saat içinde bütün Pompei’yi kaplamıştı. Böylece şehir, çok uzun bir sessizlik dönemine girdi. Burada yaşayan binlerce insanın, tehlikenin bu kadar yakınında oldukları halde gafil avlanmış olmaları, o tarihlerde Vezüv’ün bambaşka bir manzara altında olmasından ileri gelmiştir.” DEPREMLERLE UYANMAYAN ŞEHİR: POMPEİ Yamaçları, meşhur politikacıların villalarıyla süslü olan Vezüv; bağlar, bahçelerle çevrili ağaçlık bir yerdi. Tepesindeki kalkerleşmiş taşlardan başka eski zamanların dramını hatırlatan herhangi bir hali yoktu. Oysa daha önceleri, Vezüv de yine bir püskürme olmuştu. Daha sonra bu püskürmeyi, Yunan coğrafyacısı Strabon, kraterleri incelemek suretiyle keşfetmişti. Ancak bundan bahsetmemeyi uygun bulmuştu. Aslında söyleseydi de ona kimse inanmazdı. Çünkü insanların gözü, para ve zevkten başka birşey görmüyordu. Belkide, M.S 62 de meydana gelen ve şehri tamamıyla yıkan bir zelzele, bu feleketin habercisiydi. Depremler, o kadar sık oluyordu ki, artık Pompei halkı,bunları önemsememeye başlamıştı. Tıpkı yavaş yavaş ısınan kurbağa gibi.. Vezüv’den dumanlar yükselmeye başladı. Bir patlama olacağını anlayan halk, limana doğru kaçmaya çabaladı. Gemilere binebilenler, bir daha dönmemek üzere kentten uzaklaşmaya başladılar. Sarsıntılar başlayınca, 20 dakika kadar süren bir şaşkınlık yaşandı. Halk paniğe kapıldı ve bir hareketle Sarno nehrindeki 600 metre uzakta olan bir limana atıldılar. Yollarını, bir deniz kabarması kesti. Dev dalgalar, bindikleri gemileri, birer çöp gibi yukarıya kaldırıyor ve şehrin surlarının içindeki kızgın lav denizine doğru fırlatıyordu. Gökten iri kum taneleri büyüklüğünde, çok kızgın küçük taşlar yağmaya başlamıştı. Hemen arkasındanda da, gaz ve kül yüklü kocaman siyah taşlar düşmeye başladı. Bu sonuncular, yere değer değmez patlıyor ve ilk kayıpların verilmesine sebeb oluyordu. Diğer taraftan evlerinin, volkanın süngertaşı-kül yığınının ağırlığına dayanamayıp çökmesiyle, yok oluyorlardı. Volkandan çıkan zehirli gazları soluyanlar ise anında ölüyordu.Sonra ardı ardına Pompei üzerine kızgın küller yağmaya devam etti. Ve ilk ölenlerin üstünü yorgan gibi örttü. Birkaç saat içinde, “dünya ve zevk cenneti Pompei”, büyük bir mezarlığa döndü. 20 000 insan bir anda yok oldu. SODOM VE GOMORA’YI ÇAĞRIŞTIRAN ŞEHİR: POMPEİ Gökyüzü kararmış olduğundan, şehirde görüş mesafesi sıfıra düşmüştü. Şehrin insanları, rastgele sağa sola koşup duruyorlardı. İçlerinde farkında olmadan, Vezüv’e doğru koşanlar bile vardı. Kurtuluşu evde görenler, volkandan çıkan müthiş sıcaklık yüzünden; havadaki oksijenin kısmen karbonik gaza dönüşmesiyle boğuluyorlardı. İnsanlar, taştan tanrılarından, bu ölüm anında can-hıraş yardım diliyorlardı. Kendilerini tanrı ilan eden Romalı yöneticilerin, put-tanrılara ne kadar inandıkları şüpheli olsa da, kendi tanrılıklarını onaylatmak için bu put-tanrılara ihtiyaçları vardı. Kısacası Roma’nın zalim-aristokrat yönetimi, iktidarlarını bu taştan put-tanrılara borçluydu. Bu, Roma’nın akla ziyan putperest halkının, putlarına yakarışları, hiç bir zaman duyulmayacaktı. Zira kendi tarihinden habersiz insanoğlunun, bu kaçıncı aldanışıydı. Bu “dramatik helak”ın uzak veya yakın seyircileri, yahut bu azaptan kurtulanlar ise maalesef bu şokla da uyanamayacaklar ve “tanrıların gazabı” diyerek, “dramatik aldanmaları”nı sürdüreceklerdir. Eski putperest kavimlerin, Elçilerini öldürmeye teşebbüs ederek; helak olmaları burada hatırlanmalıdır. Çağının emperyal gücünü temsil eden paganist Roma imparatorluğunun yöneticileri de, İsa peygamberi “öldürmeye teşebbüs”ün cezasını, acı bir şekilde ödemiş görünmektedirler. İsa peygamberi “öldürmeye teşebbüs” suçu, her ne kadar Yahudi din adamlarının, “tarihsel katletme alışkanlıkları”nın bir tezahhürü isede, zalim Roma’nın bu suçun ortağı olduğu, apaçık ortadadır. Yaklaşık 2000 yıl o görkemli villalar, heykeller, duvar resimleri, mozaikler, tapınaklar ve pazarlar dokunulmadan gömülü olarak kaldı. Arkeologlar, kenti keşfettiklerinde, son gün pişmiş ekmeği bile fırında buldular. Pompei’nin üzerine düşen kızgın küller, 3 gün siyah kar gibi yağmaya devam etti. Ve arkasından Pompei, tamamen sessizliğe gömüldü. Pompeililer, taş olarak çıkarıldıkları vakit, ölüm anında ne yapıyorlarsa o halde bulundular. Bir duvarın üstündeyse bugün bile görülebilecek; Sodom ve Gomora yazısı bulunmaktaydı. Tarihçilere göre; Pompei de yaşayan Yahudi köleleri, bu yazıyı, Pompei’nin “putperest, sapkın ve şımarık hayatı”na işaret etmek için yazmışlardı. Dev dalgalar, bindikleri gemileri birer çöp gibi yukarıya kaldırıyor ve şehrin surlarının içindeki kızgın lav denizine doğru fırlatıyordu. Zaten bu arada gökten iri kum taneleri büyüklüğünde çok kızgın küçük taşlar yağmaya başlamıştı. Şehrin insanları, rastgele sağa sola koşup duruyorlardı. İçlerinde farkında olmadan Vezüv’e doğru koşanlar bile vardı. Kurtuluşu evde görenler, volkandan çıkan müthiş sıcaklık yüzünden havadaki oksijenin kısmen gaz karbonik hale dönüşmesi yüzünden boğuluyorlardı. Vezuv yanardağı patladı. Akıllara 2 bin yıl önceki Pompei’nin ibretlik sonu geldi. Kuran’da geçmiş kavimlerin haberleri ile ilgili pek çok ayet vardır. Kuşkusuz bu haberler, üzerinde düşünülmesi gereken konulardır. Bu kavimlerin büyük bölümü, kendilerine gönderilen peygamberleri yalanlamış, hatta onlara düşmanlık göstermişlerdir. Bu taşkınlıklarından dolayı da Allah’ın azabıyla karşılaşmışlar ve yeryüzünden silinmişlerdir. Allah Kuran’da, bu helak olaylarının sonraki insanlara da birer ibret olması gerektiğini bildirir. Vezüv Yanardağı‘nın patlaması ile tarihten silinen pompei kentinin durumu da bu konuya örnektir. Vezüv Yanardağı, İtalya’nın, özellikle de Napoli kentinin sembolüdür. Vezüv’ün batı yamacında Napoli, doğu yamacında ise pompei kenti yer alır. Yaklaşık 2000 yıldır sessizliğini sürdüren Vezüv Yanardağı’nda geçmişte yaşanan bir lav ve kül felaketi, bu kentin insanlarını ani bir biçimde yakalamıştı. Felaket öylesine ani olmuştu ki, herşey 2000 yıl öncesinde olduğu gibi kaldı. Sanki zaman dondurulmuştu. “İbret Dağı” olarak adlandırılan Vezüv’ün bu şekilde tanımlanması boşuna değildir. Ünlü Sodom ve Gomorra kentlerinin başına gelen felaketle, Pompei’de yaşananlar birbirine çok benzemektedir. Kuran’da, Allah’ın kanunlarında hiçbir değişiklik olmadığı haber verilir. Allah’ın kurallarına aykırı giden, O’na başkaldıran herkes, aynı ilahi kanunla karşılık görür. Roma İmparatorluğu’nun dejenerasyonunun sembolü olan pompei kavmi de, aynı Lut kavmi gibi, cinsel sapkınlıklara batmıştı. Sonu da Lut kavmiyle benzer oldu. Allah bu konuyla ilgili olarak Kuran’da şöyle buyurmuştur: pompei faciası öyle ani olmuştu ki, Vezüv’ün lavları bir anda tüm kenti haritadan sildi. Olayın en ilginç yanı ise, kentin günlük yaşantısı içinde, Vezüv’ün korkunç patlamasına rağmen, kimsenin kaçamaması ve adeta büyülenerek felaketin farkına bile varamamış olmasıydı. Yemek yiyen bir aile, sofradaki halleriyle aynen taşlaşmıştı. pompei kalıntılarından çıkarılan taşlaşmış insan cesetlerinin, bazılarının yüzleri hiç bozulmadan kalmıştı. Cesetlerin yüzlerinde ise şaşkınlık ifadelerini görmek mümkündür.

Roma İmparatorluğu, yakın çağın en putperest imparatorluğudur. Vezüv yanardağının eteklerindeki Pompei şehri, Romalı yönetici-aristokrat ve zenginlerinin; sapkınlık, şımarıklık ve debdebe içinde yaşadığı; bağlar, bahçeler ve villalarla çevrili, çok güzel bir yerdi. M.S. 79 da patlayan Vezüv yanardağı, bir kaç saat içinde kenti mezarlığa, orada yaşayan Romalıları da, tapındıkları putlarının benzeri, “taşlaşmış insanlara” dönüştürdü.










Vezuv yanardağı patladı. Akıllara 2 bin yıl önceki pompei’nin ibretlik sonu geldi..M.S 79 da, Vezüvden dumanlar yükselmeye başladı. Bir patlama olacağını anlayan Pompei halk limana doğru kaçmaya çabaladı. Gemilere binebilenler bir daha dönmemek üzerine kentten uzaklaşmaya başladılar.
Sarsıntılar başlayınca 20 dakika kadar süren bir şaşkınlık yaşandı. Halk paniğe kapıldı ve bir hareketle Sarno nehrindeki 600 metre uzakta olan bir limana atıldılar. Ne yazık ki bunların yolunu bir deniz kabarması kesti.

“... Onlara uyarıcı-korkutucu geldiğinde, nefretlerinden başkasını arttırmadı. (Hem de) Yeryüzünde büyüklük taslayarak ve kötülüğü tasarlayıp düzenleyerek. Oysa hileli düzen, kendi sahibinden başkasını sarıp-kuşatmaz. Artık onlar öncekilerin sünnetinden başkasını mı gözlemektedirler? Sen, Allah’ın sünnetinde kesinlikle bir değişiklik bulamazsın ve sen, Allah’ın sünnetinde kesinlikle bir dönüşüm de bulamazsın.” (Fatır Suresi, 42-43)
Pompei’nin böyle bir felaketle yeryüzünden silinmesinde elbette ders çıkarılabilecek bir yön vardı. Tarihi kayıtlar, şehrin yok olmadan önce tam bir sefahat ve sapkınlık merkezi olduğunu gösteriyor. Şehrin en belirgin özelliği ise, fuhuşun çok yaygın olmasıydı.









İnsanların felaketi üzerğine ancak bu kadar iğrenç ve alçakça yorum yapılabilirdi.
Doğal felaket, doğal felakettir, bunu felakete uğramış insanların günahkar olmalarıyla açıklamak alçakça bir yoldur. Bu aklı, izanı ve vicdanı olan hiçbir insanın kabul edebileceği bir şey değildir.
Ayrıca Allah'a ağır bir iftira ve hakarettir.
Bu tür hezeyanlar, genellikle dinbaz ve yobazlar tarafından saf insanları kandırmak, korkutmak ve onlardan menfaat sağlamak için ortaya atılır.
Tarih boyunca ve bugün Dünyanın her tarafında onbinlerce büyük felaketler yaşanmış ve yaşanmaya devam etmektedir. Gelecekte de edecektir. Doğayı inceleyip muhtemel tehlikelere karşı tedbir alanlar daha az, almayanlar daha çok zarar görecekler bunlardan. Allah'ın kimi nasıl cezalandıracağını bildiğini öne süren ve Allah'ı ticaret metası olarak kullanan yaratıklara itibar etmeyin.
Sonuna kadar katılıyorum size..
vah zavallı emin ayan vaaahhh.
ozaman fuhuş yapmaya devam öylemi tabi canım doğa kanunu bu ne olurki kuran da anlatılan nuh tufanıda doğa kanunu firavun ve musaın kıssasıda doğa kanunu siz de doğanın neden allahın kanunu demek zorunuza gidiyo beyler
senin malına namusuna zarar geldiğinde sen hemen hiddetlenerekcezasını veriyosundayeri göğü yaratan okudunuzmu bilmiyorum yüzde 60 şımarık zengin ve elit kişilerden oluşan ve pompeiler mazlum ve fakir halkların ve kölelerin ırzlarına geçerken köleler gladyo meydanlarındaaslanlara parçalatılırken onların ahı nı duyan işiten rabbimiz olmuştur yüzlerce birleşik cesetsex yaparlarken dona kalmışlardır bu yüzden italyanlar hristyan ve yahudiler buraya ibret dağı demiştir bende müslüman bir insan olarak ibret dağı diyorum yani yahudiler bile bu terimi kulanırken onlar bile anlamışken sisin anlamamanız beni dehşete düşürüyor açıkçası siz hangi dine mensupsunuzzzkuranda kavim helakları olmuştur müslümansanız buna doğa felaketi gözüyle bakamassınızzzzz
eyyy acın gozunuzude ıslama bır bakın ınceleyın her seye doganın kanunu demeyı bırakın gecmısı okuyun goz atın mesela hut kavmı nerede fıravun daha nıcelerı halen ıbet alınmıyor yasadıgımız su gunlerede sapkınlıkları ıle dolu su zaman da halen ınanılmıyorsa rabbım ınanmayalara ıman nasip etsin insaallah hıdayetı eksık etmesın
doğa olayıyla kafayı bozan arkadaşlar bir kere açın da kuran-ı kerimin mealine bakın orda merak ettiğiniz her şey var…
Emin doğal afet dediğin ikibin yıllık bi süreç mdir bozulmadan kalabilen? Hangi doğal afeti gördün ki, yerle bir ederken aynı zamanda saklanmış? Sapkınlığn hatsafını göremck kadar körsen zaten inanmanı beklemiyoruz. Dilerim rabbim yolunu bulmana yardım eder yoksa senide aynı şekilde helak edck.
arkadaş siz boyle gaylık lesbiyenlik yapmasaydınız bunları çıkarmasaydınız allah sizi hiçbu hale ibretlik hale getirirmiydi
senin için 5,6 yaşındaki bebeklerle cinsel ilişkiye girmekte doğa olayıdır ters ilişkiye girmek veya hem cinslerinle ilişkiye girmek sapıklık sarhoşluk adam öldürmek vs hepsi doğa olayıdır sen ve senin gibilerin neye kime tapındığını bilmiyorum ama şundan eminim allah tarafından helak edilen bu kavimlerin her bi ferdi azap tan önce senin gibi düşünmüşlerdir..
dinsizlerle ne diye diyaloğa girersiniz arkadaşlar bırakın allahın gazabı onun üzerinede olsun en güzel söz bence budur!!!!!!!!!!!!!!
yazık bide böyleleri var emin bey Yüce Allah istemedikten sonra yaprak kıpırdamaz toz uçmaz o doğa dediğinide O yarattı burda böyle sıkmak yerine açta Kuran meali oku ondan sonra yap yorumunu tabi inancım var diyosan bilmeden araştırmadan okumadan yazan Emin cahil olma bilipte konuşanlardan ol