Yazar: FERO CREATION | Tarih: Cuma, Şubat 5th, 2010 saat 10:37 am
Gösterim: 85 defa | 2 yorum var » | Kategori: Performans Proje Ödevleri
  • Platon’un kendi felsefi yapısını oluşturması, sokrates’den sıyrılması yavaş ve kademeli bir şekilde gerçekleşmiştir. Platon Sokrates öncesi “doğa filozofları” gibi, mutlak ve değişmez olan ile değişen arasındaki ilişkilerle ilgilenmiştir. İlk filozoflar, doğada mutlak ve değişmez olanı aramışlar, platon ise hem doğada, hem ahlak ve toplum yaşamında mutlak ve değişmez olanın peşinden koşmuştur.

    Platon’un, geçiş döneminde özellikle sofist öğreti ile hareket noktasının belirlendiği söylenebilir. Platon’u Sokrates öğretisini aşmaya götüren neden de, sofistlerin dünya görüşü ile esaslı bir biçimde tartışmak isteği olmuştur. Thales’den demokritos’a kadar tüm doğa filozoflarının felsefeye materyalist yaklaşımlarından sonra, insanı odağa alan ilk öğretiler, sofistler tarafından ortaya atılmış ve bu görüşler platon’un ahlakçı ve toplumsal analizleri için uygun bir temel oluşturmuştur.

    Platon, sofistlerin hazza dayanan görüşlerini detaylı bir tartışmaya açmıştır. Burada Sokrates öğretisini aşmaya yönelse de sofistlerin karşısına, yine hocasının “iyi” kavramı ile çıkar;

    İyi, doğru bir yaşamın kesin ölçütü ve amacıdır.”

    “ İyi ” ye dayanan, bilgi yoluyla iyi’ yi gerçekleştirmiş olan doğru bir yaşayışa platon’un böylesine kesin olarak bağlanması onu yeni bir sorun karşısında bırakmıştır ve bu yeni sorun onun idea öğretisini oluşturmasına kaynaklık etmiştir. Sokrates’ in anladığı dibi bir yaşamı felsefeye dayatmak ya da erdemle bilgiyi bir tutmak, “ doğru “ nun araştırabilmesini, böyle bir olanağın bulunmasını gerektirir sonucuna varmıştır başlangıçta. Platon, bunun üzerine, sofistlerin; “ bunlar aradığımız şey ya da bilinen şeydir ki bunu aramaya gerek yok ya da bilinmeyen bir şeydir, o zamanda bulunan şeyin aranan şey olduğunu nereden bilelim ? sorusuna, menon diyalogunda, orphik-pythagorasçı görüşten edindiği ruhun ölümsüzlüğü düşüncesiyle çözüm bulmuştur.

    Bilginin temeli problemi üzerine de platon; “ ölümsüz bir ruh taşıyan insanoğlu için öğrenmek eskiden bilinen bir şeyi hatırlamaktan (anamnesis) başka bir şey değildir “ düşüncesini ortaya atmış ve sokrates’ in ağzından şunları söylemiştir:

    ben bir ebeyim, şu farkla ki, kadınları değil, erkekleri doğurtuyorum. Benimle konuşmaya başlayan, önce bilmezmiş gibi görünür. Ama konuşma ilerledikçe açılır ve anımsamaya başlar. Bununla beraber benden bir şey öğrenmediği bellidir. En güzel bilgileri, sadece kendi içersinde bulur ve ortaya koyar.

    bu dönemin eseleri:

    menon: erdem bir mi, yoksa çok mu ? erdem bir bilgi mi?

    Küçük hippias: kötülüğün isteyerek yapılıp yapılmaması durumunda erdem sorun.

    Büyük hippias: güzel araştırılırken kalıcı ve değişmez bir şey üzerinde durulur. (ideaların ilk izleri)

    Platon olgunluk döneminde ise “ ruhun ölmezliği “ kavramının mitostan sıyrılıp daha sağlam temellere oturması gerektiği ihtiyacını duyar. Ruhun ölümsüzlüğünün yanında ruhun idealar dünyasından geldiğinin ve kökünün orada olduğunun belirlenmesi bu dönemde gerekli hale gelmiştir. Doğru sanı (doğru algılama) ile bilgi, iki ayrı dünya yaratmıştır. Bir yanda meydana gelen ve yok olan, doğru sanının, rölatif gerçekliklerin dünyası diğer yanda, sağlam ve sürekli, asıl gerçekliğin, ideaların dünyası.

    Platon un bilgi kuramının bu anlamda çıkış noktası protogoras’çıdır. Bir şeyi bilen kişi, onu algılayan kişidir. Bu yüzden “ insan her şeyin ölçüsüdür ”

     

    Algı, daima var olan bir şeydir. Bilgi olduğu için de şaşmaz. “ demiştir protogoras. Platon bu görüşe, herakleitos’un “ var dediğimiz her şey, gerçekte oluş sürecinde olan bir nesnedir. “ şeklinde ifade edilen akış kuramını katmıştır.

     

    1. bilgi bir algıdır; (hatta aslında bilgi, bir algılama yargısıdır.)
    2. insan her şeyin ölçüsüdür.
    3. Her şey akış halindedir;

    biçiminde kuramın özetlenmesi olanaklıdır.

    Olgunluk dönemi diyalogları:

    Symposion(şölen): güzel ideası tanımlanır. Cisimden bağımsızdır, aşkındır, kendine yeter, yalındır, ezeli ve ebedidir, değişmez.

    Phaidon: idealar, nesnelerin nedenidir. İyi ideası.

    Politea II-X(Devlet): iyi, açık bir biçimde öteki ideaların üstündedir. İki dünya vardır. Duyulan(görülen) dünya, anlaşılan(kavranan) dünya.

    Yaşlılık döneminde platon, önceleri ele aldığı bir çok konuyu tekrar gündeme getirerek, bir kez daha incelemiştir. İlgisi daha çok ahlaki sorunlar ile insanoğlunun mutluluğuna yöneliktir. Yetkin insan yerine, yetkin toplumu tarif etme çabası içersindedir. Yetkin topluma ve dolayısıyla toplumsal mutluluğa erimenin yolu, ideal devlet düzeni içersinde yaşamaktır.

    Devlet görüşü:

    Platon, “ politika sanatı ve ideal devlet düzeninin gerektirdiği çözümleri sadece felsefe üretebilir. “ düşüncesindedir fakat platon’un yaşam deneyimi, sadece bilge ve erdemli kişilerden kurulu bir akıllı insanlar toplumuna ulaşmanın imkansızlığını göstermektedir ki platon bunu benimsemiştir. Bu görüşünü de, “ yığınlar hiçbir zaman filozof olmayacaktır. “ sözüyle dile getirmiştir. Platon’a göre “ başa filozoflar geçmez, ya da baştakiler felsefe yapmazlarsa, insanlığın acıları asla sona ermeyecektir.

    Platon devleti oluşturan bireyleri, işlevleri açısından üç sınıfa ayırmıştır: zenginliği sevenler, şerefi sevenler ve bilgiyi sevenler. Devleti oluşturan bireylere platon bir açıdan daha bakmıştır: halk, askerler, koruyucular. (siyasette söz sahibi olanlar koruyuculardır). Toplumu meydana getiren fertlerin tamamı, bu üç özellikten birini, diğerlerinden daha fazla arzu edecekler ve isteklerine, ideal devlet düzeni içerisinde ulaşacaklardır.

    İdeal devlet kavramı içersinde, genç nesillerin eğitimi için şiir ve müziğe verilen önem, “ güzel sevgisi “ni öne çıkartan bir anlayıştır. Platon, idealara estetik yolu ile erişme yöntemi(estetik yolu ile anımsama) yönteminden zamanla vazgeçmiş, daha nesnel sayılabilecek bir yönteme, matematiğe yönelmiştir. Matematiği kullanarak idealara ulaşılabileceğini düşünen platon için bu çabanın, bir bakıma ruhun idealar dünyası özlemi ile bu gayeye yönelik bitmez tükenmez bir gayret anlamını taşıdığı da görülmektedir.

    Bu makale okuogren.com yazarı FERO CREATION tarafından SADECE düzenlenmiştir. Makale yazarına teşekkür ederiz, kendisi bize ulaştığı takdirde ismini ekleyeceğiz.

    Tags: 2010 öğretmen atama sonuçları, asker, DEVLET, din, dünya, Eğitim, erkek, Göre, halk, insan, ırk, istek, kademe, Kaynak, kpss dersleri, kpss sonuçları, nedir, Performans Proje Ödevleri, Plato, politika, sanat, Sokrates, SORU, TEMA, u dönem, Yargı, yaş, yeri, yeter

  • Cuma, Şubat 5th, 2010 tarihinde, saat 10:37 zamanında, Performans Proje Ödevleri kategorisine eklenmiştir. Bu konuya yapılan yorumları RSS 2.0 beslemesiyle takip edebilirsiniz.TEŞEKKÜR ETMEK İÇİN SİTEMİZİ FACEBOOK'ta PAYLAŞIN!

    “Platon ve Aristoteles – 2” için 2 cevap

    1. ayşegül diyor ki:

      bilgi kuramı ödevim var bi türlü ulaşamıyorum bilim adamlarınn [sokrates]1 tane sözü ve o sözün açılımı 5 sayfalık lazım lütfen yardımncı olun ödevi teslim etmeme çok kısa bi süre kaldı …şimdiden teşekkrrler

    2. admin diyor ki:

      sizin için ödev yapamayız ama kaynaklarımızı kullanarak kendi ödevinizi hazırlayabilirsiniz…

    Yorum yapın, mutlaka cevaplandırılacaktır

    Güvenlik Kodu: 4 + 6= sonucu kutuya yazın