Gösterim: 63 defa | Yorum yok » | Kategori: Atatürk Hakkında HerÅŸey
Mustafa Kemal Atatürk’ün Askerî Hayatı Bölüm – 1 Åžam’da 5. Ordu‘nun emrinde kaldığı üç yıl içinde Suriye’nin hemen her yerini görevle dolaÅŸmış, memleket idaresindeki aksaklıkları, ordunun eÄŸitim ve öğretimindeki eksiklikleri daha da yakından görmüştü. Mustafa Kemal, burada 1906 yılı Ekim ayı içinde güvendiÄŸi bazı arkadaÅŸlarıyla gizli olarak “Vatan ve Hürriyet Cemiyeti”ni kurdu. Bu arkadaÅŸlarıyla beraber Beyrut, Yafa ve Kudüs’te de kurdukları cemiyeti geniÅŸletti. Bir ara gizli olarak Mısır ve Yunanistan yoluyla Selânik’e geçerek burada da “Vatan ve Hürriyet Cemiyeti”nin bir ÅŸubesini açtı ve tekrar Åžam’a döndü. Åžam’dan ayrılması hükûmetçe duyuldu ise de âmirleri kendisini koruduÄŸundan bir ceza yoluna gidilmedi. Bir süre daha Åžam’da kaldı. Bu sıralarda 20 Haziran 1907 tarihinde KolaÄŸası (kıdemli yüzbaşı) oldu ve Åžam’daki Ordunun Kurmay BaÅŸkanlı’ğında bir göreve getirildi. Mustafa Kemal, 13 Ekim 1907′de merkezi Manastır’da bulunan 3. Ordu Karargâhına atandı. Bu Karargâhın Selânik’teki ÅŸubesinde çalışmak üzere Selânik’e geldi. Bu sıralarda Selânik’teki “Vatan ve Hürriyet Cemiyeti” üyelerini de içine almış olan ittihat ve Terakki Cemiyeti” faaliyet halinde idi. Mustafa Kemal de Selânik’e geliÅŸini takiben bu cemiyete dahil olarak hizmet görmeye baÅŸladı. Memleketin istibdat idaresinden kurtarılması, yapılacak yenilikler onun da temel düşüncesiydi. Selânik’e geliÅŸini takiben kısa bir süre sonra 22 Haziran 1908 de Üsküp-Selânik arasındaki demiryolu müfettiÅŸliÄŸi de 3. Ordu Karargâhındaki görevine ek olarak kendisine verildi. Bu esnada Rumeli’de büyük faaliyet gösteren “İttihat ve Terakki Cemiyeti” Abdülhamit’i,1876 Anayasasını yeniden yürürlüğe koymaya ve kapatılan Meclis-i Mebusan’ı tekrar toplantıya çağırmaya zorlamaktadır. “Ittihat ve Terakki Cemiyeti nin bu giriÅŸimleri adım adım II. MeÅŸrutiyetin ilânına uzandı. 23 Temmuz 1908 tarihinde İkinci MeÅŸrutiyet ilân edildiÄŸi zaman Mustafa Kemal, KolaÄŸası rütbesiyle Selânik’te askerî görevini sürdürmekte, bir yandan da “İttihat ve Terakki Cemiyeti” içinde çalışarak İstanbul’daki siyasi geliÅŸmeleri yakından izlemektedir. O, II. MeÅŸrutiyet gibi büyük bir inkılâbı takiben yapılanları kâfi görmüyor; bu fırsattan yararlanılarak memlekette daha büyük ve daha köklü deÄŸiÅŸikliklerin gerçekleÅŸtirilmesi gereÄŸine inanıyordu. Fakat kendisinin görüşleri “İttihat ve Terakki Cemiyeti ileri gelenlerinin görüş ve düşüncelerine uymadı. Buna raÄŸmen fikirleriyle zamanın söz sahibi kiÅŸilerini uyarmaktan da çekinmiyordu. II. MeÅŸrutiyet’in ilânı üzerinden henüz bir sene geçmemiÅŸti ki İstanbul’da 13 Nisan 1909′da bu harekete karşı, gerici çevrelerce desteklenen büyük bir isyan geliÅŸti. Mustafa Kemal, 31 Mart Vak’ası olarak bilinen bu isyanı bastırmak üzere Rumeli de oluÅŸturulan Hareket Ordusu’nun Kurmay BaÅŸkanlığı’na getirildi ve bu ordu ile 19 Nisan 1909 tarihinde İstanbul’a geldi. Hareket Ordusu’nun gerek yolda gerekse İstanbul’daki sevk ve idaresinde Kurmay BaÅŸkanı olarak önemli hizmetler gördü. Hareket Ordusu’nun İstânbul’a girdiÄŸi gün halka hitaben yayımlanan beyannameyi kendisi yazmıştı. Hareket Ordusu’nun duruma hakim oluÅŸundan sonra Abdülhamit tahttan indirildi, yerine Sultan ReÅŸat getirildi. Mustafa Kemal, bu gerici olayın bastırılmasından sonra İstanbul’da çok kalmayarak 16 Mayıs 1909′da tekrar Selânik’e döndü. Bu sıralarda Selânik ve çevresinde yapılan mânevralarda, tatbikatlarda düşünce ve görüşlerini cesaretle savunuyor; bu ise bazı üstlerinin dikkatini çekerken bazılarının da tahammülsüzlüğüne sebep oluyordu. Kendisi, bir yandan da askerî eÄŸitim konuları üzerinde telif ve tercüme eserler hazırlıyordu. O, II. MeÅŸrutiyet’i takiben Ordu‘nun “İttihat ve Terakki Cemiyeti” ile sıkı alâkasının ve siyasete karışmasının tehlikelerini sezinlemeye baÅŸlamış, bu görüşlerini 22 Eylül 1909′da Selânik’te toplanan “İttihat ve Terakki Bûyük Kongresi”nde açıkça dile getirmiÅŸti. Fâkat Cemiyetin önde gelenleri onun bu görüşlerini paylaÅŸmadılar. Mustafa Kemal de kendisini Cemiyetten uzak tutarak doÄŸrudan doÄŸruya askeri vazifesine verdi. “İttihat ve Terakki Cemiyeti” ile anlaÅŸmazlığı ve aralarının açılması böyle baÅŸladı. Mustafa Kemal, Selânik’teki görevini baÅŸarı ile yürütürken 1910 yılı Eylül ayında askeri manevraları izleme amacıyla Fransa’ya gönderildi. Burada Fransız Ordusunu ve komutanlarını yakından tanıdı. Selânik’e dönüşünden kısa süre sonra 1911 Mart’ında Arnavutluk’ta bir isyan çıktı. Bu isyanı bastırmak üzere düzenlenen harekâtta Harbiye Nazırı Mahmut Åževket PaÅŸa’nın yanında görev aldı. Mustafa Kemal, 15 Ocak 1911′de 3. Ordu Karargâhındaki görevinden alınarak evvelâ 5. Kolordu Karargâhında, daha sonra yine Selânik’te bulunan 38. Piyade Alayı’nda görevlendirildi. Bu atamadan amaç, kendisine kıta hizmeti gördürerek onu baÅŸarısızlığa sürüklemek; bu suretle ÅŸevk ve hevesini bir ölçüde kırmak idi. Ama O, bu görevde de büyük baÅŸarılar gösterdi; eskiden olduÄŸu gibi yine kumandanlarının, arkadaÅŸlarının sevgi ve saygısını kazandı. Selânik garnizonundaki subaylar gittikçe onun etrafında toplanıyorlardı. Bu durum 3. Ordu MüfettiÅŸliÄŸinin hoÅŸuna gitmedi. O’nu Selânik’teki vazifesinden ayırarak 27 Eylül 1911 tarihinde İstanbul’da Genelkurmay BaÅŸkanlığında bir göreve tayin ettiler. Mustafa Kemal bu atama üzerine İstanbul’a gelerek bir süre Genelkurmay BaÅŸkanlığı’nda çalıştı. 5 Ekim 1911′de İtalyanlar Trablusgarp’a hücum ederek istilâ hareketlerine baÅŸlamışlardı. Mustafa Kemal, bu bölgede görev almak üzere 15 Ekim 1911′de İstanbul’dan ayrıldı. Trablusgarp’a geliÅŸini takiben bir süre Tobruk ve Derne Bölgelerinde gönüllü mahalli kuvvetlerin başında bulundu. 12 Mart 1912 de Derne Komutanlığına getirildi. Bu sıralarda 27 Kasim 1911 tarihinde binbaşılığa terfi etti. 1912 yılı Ekim ayında Balkan Harbi baÅŸlamıştı. Mustafa Kemal, 24 Ekim 1912′de Trablusgarp’tan hareket ederek İstanbul’a geldi. 21 Kasım 1912′de Gelibolu’da bulunan Bahr-i Sefîd (Akdeniz) BoÄŸazı Kuvay-ı Mürettebesi Komutanlığı Harekât Åžubesi Müdürlüğü’ne atandı. Bu atama üzerine Gelibolu’ya geldi. Olaylar süratle geliÅŸmiÅŸ, baba memleketi Selânik düşmüş, Bulgar Ordusu ilerleyerek Çatalca’ya kadar gelmiÅŸti. Bu elim vaziyet kendisini çok üzdü. Bu cephede bir süre sonra Bolayır Kolordusu Kurmay BaÅŸkanlığı’na getirildi. Bu görevde iken Dimetoka ve Edirne’nin düşmandan geri alınışında büyük hizmetleri gördü. Mustafa Kemal, Balkan Harbi’nden sonra, 27 Ekim 1913 tarihinde Sofya AtaÅŸemiliterliÄŸine atandı. 11 Ocak 1914 tarihinden itibaren Belgrad ve Çetine AtaÅŸemiliterliklerini yürütme görevi de kendisine verildi. Sofya AtaÅŸemiliterliÄŸine atandığı günlerde yakın arkadaşı Ali Fethi (Okyar) de Sofya ElçiliÄŸine atanmıştı. Mustafa Kemal Sofya AtaÅŸemiliterliÄŸi esnasında 1 Mart 1914 tarihinde yarbaylığa terfi etti. 1915 yılı Ocak sonlarına kadar Sofya’da kaldı. Bu sıralarda 1 AÄŸustos 1914′te Almanya’nın Rusya’ya harp ilanı ile I. Dünya Savaşı baÅŸlamıştı. Mustafa Kemal geliÅŸen siyasi ve askeri olayları büyük bir dikkatle izlemekte; bir taraftan da görüş ve düşüncelerini Harbiye Nezaretine bildirmekte idi. Ona göre katılma zorunlu hale gelmedikçe Osmanlı Devleti bu büyük savaşın dışında kalmalıydı. Ancak olayların süratle geliÅŸmesi 29 Ekim 1914′te Osmanlı Devletini de ister istemez İttifak Devletleri yanında harbe girmek mecburiyetinde bıraktı. Mustafa Kemal, bu geliÅŸmeler üzerine BaÅŸkumandanlıktan kendisine faal bir hizmet istedi ise de uzun süre bu isteÄŸi yerine getirilmedi. Nihayet ısrarı üzerine, kendisini 20 Ocak 1915 tarihinde, TekirdaÄŸ’da teÅŸkil edilecek 19. Tümen Komutanlığına tayin ettiler. Mustafa Kemal, bu tayin üzerine Sofya’dan ayrılarak İstanbul a döndü; derhal yeni görev yerine hareket ederek Tümenini kurdu. Bu Tümen kısa süre sonra görülen lüzum üzerine 25 Åžubat 1915′te TekirdaÄŸ’dan Maydos (Eceabat)’a nakledildi. Mustafa Kemal burada, 19. Tümene ilâveten 9. Tümenin 2 Piyade Alayı ve bazı topçu birlikleri de emrine verilerek Maydos Mıntıkası Kumandanı olarak görev yaptı. Gelibolu Yanmadasında önemli olaylar oluyordu. İngiliz donanması 18 Mart 1915 günü Çanakkale BoÄŸazı’nı geçmeye teÅŸebbüs etti ise de kıyı topçusunun baÅŸarılı savunması karşısında, muvaffak olamayarak ağır zayiat verdi. Donanması ile BoÄŸazı geçemeyen düşman, bu defa Gelibolu Yarımadası’nı çıkarma ile zorlamaya karar verdi. Olaylar bu ÅŸekilde geliÅŸirken, Genelkurmay BaÅŸkanlığı da 23 Mart 1915 tarihinde Gelibolu’da 5. Ordu kurulmasına karar vermiÅŸ, Komutanlığına da Alman Generali Liman von Sanders’i atamıştı. Liman von Sanders, muhtemel düşman taarruzuna karşı kuvvetlerini üç gruba ayırarak planını yapmış; Mustafa Kemal‘in başında bulunduÄŸu kuvvetleri ordu ihtiyatına almıştı. Mustafa Kemal bu plan gereÄŸince 18 Nisan 1915 günü Tümeniyle Bigalı’ya geçti. Düşman birlikleri 25 Nisan 1915 günü Seddülbahir ve Arıburnu bölgesinden ilk çıkarma hareketine baÅŸladı. Ancak çıkarma hareketi ilk gün karşısında Mustafa Kemal‘i buldu. Mustafa Kemal, çıkarmanın baÅŸladığını görür görmez, kuvvetlerini süratle Bigalı’dan Conkbayırı’na sevketmiÅŸti. Arıburnu’ndan Conkbayırı’na ilerleyen İngiliz kuvvetleri, o gün, Mustafa Kemal‘in komuta ettiÄŸi 19. Tümen kuvvetlerinin taarruzu ile geri çekilmeye mecbur edildi. Conkbayırı taarruzunda Türk askeri görülmemiÅŸ bir inanç ve cesaretle savaşıyor, tarihin en büyük kahramanlık sahneleri sergileniyordu. Dâhi komutan, kumandanlara verdiÄŸi emre ÅŸu cümleleri de ilâve etmiÅŸti: “Ben, size taarruz emretmiyorum; ölmeyi emrediyorum! Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize baÅŸka kuvvetler ve kumandanlar geçebilir!” 25 Nisan 1915 günü baÅŸlayan çıkarma, kuvvetlerimiz tarafından kıyıya kadar itilmesine raÄŸmen düşman, 26 ve 27 Nisan 1915 günleri de çıkarma harekâtına devam etti. İlerlemek isteyen İngilizlerle yer yer ÅŸiddetli çarpışmalar oldu; ancak her taarruz Türk askerinin kahramanca savunması karşısında baÅŸarısız kaldı. Mustafa Kemal, Çanakkale Cephesindeki bu üstün baÅŸarıları üzerine 1 Haziran 1915′de Albaylığa terfi etti. Düşman, Çanakkale’de baÅŸarı saÄŸlayamamasına, ilerleme gösterememesine raÄŸmen, yeni bir çıkarma yapmada kararlıydı. Düşünülen çıkarmanın gerçekleÅŸebilmesi için, her ÅŸeyden önce ilk direnç hatlarını oluÅŸturan Arıburnu ve Seddülbahir’deki Türk kuvvetlerinin yerlerinden sökülmesi gerekiyordu. İngilizler bu amaçla 6 ve 7 AÄŸustos l915 günleri, takviyeli kuvvetlerle yeni bir taarruz daha denediler; düşman kuvvetleriyle, kuvvetlerimiz arasında ÅŸiddetli muharebeler oldu. Ancak, Mustafa Kemal‘in aldığı önlemler sayesinde düşmanın bu taarruzu da geliÅŸme imkânı bulamadı. Arıburnu ve Seddülbahir’deki taarruz devam ederken İngilizler 6 AÄŸustos 1919 akÅŸamı Çanakkale’nin güney kıyılarına da asker çıkararak ilerlemeye baÅŸladı. Bu suretle Anafartalar Bölgesi de ansızın kritikleÅŸti. GeliÅŸen bu buhranlı durum üzerine Liman von Sanders’in emri ile komuta deÄŸiÅŸikliÄŸi yapılarak, “Anafartalar Grubu Komutanlığı’na 8 AÄŸustos 1915 tarihinde Albay Mustafa Kemal qetirildi. 9 AÄŸustos 1915 günü komutayı ele alan Mustata Kemal, beklemeksizin aynı gün yaptığı taarruz ile ilerleyen İngiliz kuvvetlerini tekrar çıkarma yaptıkları kıyılara itti. Aynı günün akÅŸamı Conkbayırı bölgesine geçerek buradaki kuvvetleri de 10 AÄŸustos 1915 sabahı taarruza geçirdi. Böylece düşmanın ilerlemesine imkân verilmemiÅŸ; aksine tutunduÄŸu mevzilerden tamamen çıkarılarak Anafartalar bölgesine tam anlamıyla hâkim olunmuÅŸtu. Mustata Kemal, 25 Nisan 1915 taarruzunda olduÄŸu gibi 9 ve 10 AÄŸustos taarruzlarında da bizzat ateÅŸ hattında bulunmuÅŸ, ateÅŸ hattından emirler vermiÅŸ, bu davranışı yanındaki subay ve erler için ifadesi imkânsız cesaret kaynağı olmuÅŸtu. Conkbayırı’nda kalbini hedef alan bir kurÅŸun, cebindeki saate çarpıp geri döndüğünden mutlak bir ölümden kurtuldu. Bu muharebeler esnasında gösterdiÄŸi kahramanlık, azim ve yüksek kumanda kudreti, kendisine memleket içinde ve dışında büyük ün saÄŸladı. Artık o, “Anafartalar Kahramanı” olarak anılıyordu. Aylarca süren çıkarma ve savaÅŸlar sonucu ilerleme kaydedemeyen İngilizler; nihayet 1915 yılı Aralık sonunda müttefikleriyle beraber Çanakkale’den çekildiler. Düşmanların Çanakkale BoÄŸazı’nı geçememesi, İstanbul’un iÅŸgalini önlemiÅŸ; İngilizlerin, Marmara ve Karadeniz üzerinden müttefikleri Rusya ile baÄŸlantı kurma hayallerini söndürmüştü. Bütün bu olaylar, bir anlamda, I. Dünya Savaşı’nın akışını da etkiliyor, dünya tarihinin yönünü deÄŸiÅŸtiriyordu. Bu savaÅŸlarda İngilizler insan, araç ve gereç yönünden Türklerden şüphesiz ki çok fazla idi; ancak onların unuttukları nokta, Türk askerinin tarihsel kahramanlığı ve bu kahramanlığı yönlendiren Mustafa Kemal faktörü idi. Mustafa Kemal, Çanakkale Muharebeleri’nin eski ÅŸiddetini kaybettiÄŸi 1915 yılının son aylarında, son bir taarruzla düşmanı tutunduÄŸu kıyılardan da sökerek onu tam maÄŸlûp duruma düşürmek görüşünde idi. Ancak bu teklifi, Ordu Komutanı Liman von Sanders tarafından, düşmanın da kıyıdan yapacağı topçu ateÅŸinin ağır zayiat verdirebileceÄŸi endiÅŸesiyle benimsenmedi.




