Gösterim: 68 defa | Yorum yok » | Kategori: Belirli Gün ve Haftalar
İSTANBULUN FETHİ 29 Mayıs Stratejik önemi ve tabi güzellikleriyle herkesin dikkatini çeken ÅŸehir, Gotlar, Ostrogotlar ve Bulgarlar tarafından defalarca kuÅŸatıldı, fakat alınamadı. Bu yoÄŸun saldırılar üzerine, İmparator Anastasiyanus, Silivri’den baÅŸlayarak Karadeniz’e kadar uzayan surları yaptırdı. Buna karşın saldırılar devam etti. M.S. 7. ve 8. yüzyıllarda Araplar tarafından da kuÅŸatıldı. Fakat bu kuÅŸatmalar da sonuçsuz kaldı. 1203 yılında Haçlı orduları tarafından zapt edilerek 1261 yılına kadar Haçlıların elinde kaldı. Bu tarihten sonra tekrar Bizanslıların eline geçti. 1299 yılında kurulan Osmanlı Devleti, yavaÅŸ yavaÅŸ büyüyerek geliÅŸti. Anadolu ve Rumeli’de geniÅŸlemeye devam etti. Anadolu ve Rumeli’deki topraklarımızın arasında kalan Bizans, mutlaka alınmalıydı. Bu amaçla ÅŸehir, Osmanlılar tarafından birkaç defa kuÅŸatıldı. Ama alınamadı. 1453 yılında, PadiÅŸah II. Mehmet, hocası AkÅŸemsettin’in de teÅŸvikiyle İstanbul’a yeni bir saldırı düzenlemeye karar verdi. Önce, Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırılan Anadolu Hisarı’nın karşısına Rumelihisarı’nı yaptırdı. Edirne’de döktürdüğü balyemez adı verilen büyük toplarla savaÅŸa hazırlandı.6 Nisan 1453 günü, Osmanlı ordusu Bizans surları önüne geldi. Bizans İmparatoru Konstantin, Haliç’i zincirle kapatarak Osmanlı Ordusu’nun ÅŸehre denizden girmesini önledi. 11 Nisan günü kuÅŸatma tamamlandı ve top ateÅŸi baÅŸladı. Yirmi gün süren top ateÅŸinden kesin bir sonuç alınamadı. Åžehrin denizden de kuÅŸatılması gerektiÄŸini düşünen II. Mehmet, bir gece yetmiÅŸ parça gemiyi karadan yürüterek Haliç’e indirdi. Bizanslılar, sabahleyin Osmanlı Donanması’nı Haliç’te görünce büyük bir korkuya ve paniÄŸe kapıldılar. Haliç’ten ve karadan yapılan top atışlarıyla surlarda gedikler açıldı. Bunun üzerine, 29 Mayıs günü bir genel saldırı düzenlenmesine karar verildi. Hocası AkÅŸemsettin II. Mehmet’e cesaret veriyor; Hz. Peygamberin, “Konstantin elbet fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne iyi komutan ve onun askerleri ne güzel askerlerdir” sözüyle müjdelenen komutanın kendisi olduÄŸunu söylüyordu. Bu inançla 29 Mayıs günü son taarruz baÅŸladı. Çok kanlı ve zorlu bir savaÅŸtan sonra birçok ÅŸehit verildi. Bu ÅŸehitler arasında, Bizans surlarına Türk bayrağını diken Ulubatlı Hasan da vardı. Nihayet, Mayıs 1453 Salı günü, İstanbul fethedildi. İstanbul’un fethi, hem Türk tarihi için hem de dünya tarihi için önemli bir olaydır. Türk tarihi için önemi İstanbul’un fethiyle, Osmanlıların, Balkanlardaki ilerlemelerine engel olacak hiçbir gücün kalmamasıdır. Avrupa’da ilerleyiÅŸini sürdüren Osmanlı Devleti, büyük bir imparatorluk haline gelmiÅŸtir. Dünya tarihi bakımından ise, İstanbul’un fethi, Orta Çağ’ın kapanıp Yeni Çağ’ın açılmasına sebep olmasındandır. İstanbul, 29 Mayıs 1453 tarihinden 23 Nisan 1920 tarihine kadar Osmanlı Devleti ’nin baÅŸkenti olmuÅŸtur. Bu nedenle Türk ve Dünya tarihini etkileyen bu önemli fethi, her yılın 29 Mayıs günü, aynı coÅŸku ve sevinçle kutluyoruz. İSTANBULUN FETHİ (ŞİİRLER) BİZANS GÖRÜNDÜ KARÅžIDAN Geldik surların önüne, İçimizde garip bir sevinç Tamamlamışız vuslatın tadını Böyle hiç. Yeditepe kardeÅŸ kardeÅŸ gülümser, BoÄŸaz’ın mavi rüzgârları, Bir esinti sarhoÅŸluÄŸu içinde İstanbul sizin der. Elbet bizim olacak İstanbul, İnanmışız, Denizlerden, daÄŸlardan, ovalardan gelen Bu nurlu bahar içinde yıkanmışız. Temiz ellerimizde açacak, İstanbul çiçek çiçek. Åžimdi surlar önünde dalgalanan bayrak, Yarın Bizans göklerine yükselecek. Arif Hikmet PAR FETİH ZAMANI Havanın mavisinde, denizin yeÅŸilinde Bir türkü, Ortaasya’dan beri duymuÅŸuz. Anamızın sütünden bayraklara kadar Yüce fetihle büyümüşüz. Yakmış gecemizi yıldızlar Burçlardan yana uyanmışız. Bir yazı gibi tepeler alnında Yazılmışız, silinmiÅŸiz. Nur ile kuvvet ile aÅŸk ile Kaderin büyüsünü bozmuÅŸuz. Görmüşüz suretini güzelliÄŸin Koca feleklere görünmüşüz. Cihanın yarısı gök; Önünde ÅŸehit ÅŸehit durmuÅŸuz, Cihanın yarısı İstanbul Almışız. Fazıl Hüsnü DAÄžLARCA FETİH MARÅžI Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek; DaÄŸlardan çektiler, kalyonlar çekilecek… Kerpetenlerle surun diÅŸleri sökülecek… Yürü: “Hala, ne diye oyunda oynaÅŸtasın? Fatih’in İstanbul’u fethettiÄŸi yaÅŸtasın! Sende geçebilirsin yardan, anadan, serden… Senin de destanını okuyalım ezberden… Haberin yok gibidir taşıdığın deÄŸerden… Elde sensin, dilde sen… Gönüldesin, baÅŸtasın: Fatih’in İstanbul’u fethettiÄŸi yaÅŸtasın! Yüzüne çarpmak gerek, zamanenin fendini, Göster: Kabaran sular nasıl yıkar bendini? Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini Åžu kırık abideyi yükseltecek taÅŸtasın; Fatih’in İstanbul’u fethettiÄŸi yaÅŸtasın! Bu kitaplar Fatih’tir, selim’dir, Süleyman’dır; Åžu mihrap sinanüddin, ÅŸu minare Sinan’dır; Haydi, artık, uyuyan destanını uyandır! Bilmem neden gündelik iÅŸlerle telaÅŸtasın? Kızım, sende Fatihler doÄŸuracak yaÅŸtasın; Delikanlım, iÅŸaret aldığın gün atandan Yürüyeceksin… Millet yürüyecek arkandan; Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan’dan… Sen ki burçlara bayrak olacak kumaÅŸtasın… Fatih’in İstanbul’u fethettiÄŸi yaÅŸtasın! Bırak, bozuk saatler yalan yanlış iÅŸlesin! Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın! Yürü, arslanım, fetih hazırlığı baÅŸlasın… Yürü, hala ne diye, kendinle savaÅŸtasın? Fatih’in İstanbul’u fethettiÄŸi yaÅŸtasın! Arif Nihat ASYA İSTANBULUN FETHİ AÅŸtık geçilmez daÄŸlar üstünden Öyle vakur, öyle heybetli Vardık ot bitmeyen vadilere Ayağımız deÄŸdi yeÅŸerdi! Gönlümüzde büyüklüğü Asya’nın Yıktı köhneliÄŸini orta zamanın Zamanın karanlığı ortasında ÅžimÅŸek örneÄŸi parlayan kılıcımız Nur yaÄŸdırdı aydınlık yeni günlere Eskilik, karanlık düşüverince yere, DaÄŸlar, denizler misali, Yol verdi gemilere! Sustu kulakları tırmalayan çan; Burca bayrak dikince Ulubatlı Hasan! İbrahim MİNNETOÄžLU İSTANBULUN FETHİ (GÜZEL SÖZLER) * İstanbul muhakkak fetholunacaktır. Bunu gerçekleÅŸtirecek ordunun kumandanı ne mutlu kumandan ve askeri ne mutlu askerdir. (Hz. Muhammed) * İki büyük cihanın kesinti noktasında, Türk vatanının ziyneti, Türk tarihinin serveti, Türk milletinin gözbebeÄŸi İstanbul, bütün vatandaÅŸların kalbinde yeri olan ÅŸehirdir. (Atatürk) * Dünyaya son kere bakacaksın deseler, bu bakışı İstanbul’un Çamlıca’sından isterdim. (Lamartine) * Ya İstanbul’u alırım, ya İstanbul beni. (Fatih Sultan Mehmet)
İstanbul, Asya ile Avrupa kıtaları arasında yer alan doğal güzellikleriyle ünlü bir kenttir. Tarihi M.Ö. yedinci yüzyıla kadar uzanır. Şehir, M.Ö. 657 yılında Megaralılar tarafından kurulmuştur. Devletin Byzas adlı komutanının adından dolayı şehre, Byzantion adı verilmişi. M.Ö. altıncı yüzyılda Perelerin eline geçen Byzantion için, Atinalılar ve Ispartalılar da savaşmış. M.Ö. dördüncü yüzyılda İskender tarafından fethedilen şehir M.Ö. üçüncü yüzyılda Roma İmparatorluğu tarafından alınmış. M.Ö. 330 yılında İmparatorluğun başkenti olan Byzantion’a, bu kez de Konstantinapolis adı verilir. M.Ö. 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca Konstantinapolis, Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti olur.




