Gösterim: 80 defa | Yorum yok » | Kategori: Performans Proje Ödevleri
KİTABIN ADI: GURBET HİKAYELERİ KİTABIN YAZARI: REFİK HALİD KARAY BASIM YILI: 1980 BASIM YERİ: İNKILAP VE AKA KİTAPEVLERİ 1.KİTABIN KONUSU : 2.KİTABIN ÖZETİ : Köpek : Osman memleketinden uzun süre önce ayrılır ve Lübnan’da çalışmaya baÅŸlar. Osman kimseyle konuÅŸmayan çok yalnız biridir. Bir gün yine iÅŸe çıkmışken arkasına bir köpek takılır. Ona bakınca onunda memleketinden uzak olduÄŸunu düşünür. KöpeÄŸin kaderinin kendisine benzediÄŸini düşünerek onu yanına alır. Artık her yere onunla gider olmuÅŸtur. Köpek, Osman’ın yanına geldiÄŸinden beri kilo alır, Osman’la oynamaya onu sevmeye baÅŸlar. Bir gün Osman’ı Lübnan’da zabitler yakalar. Yasak olarak çalıştığından dolayı onu ÅŸehir dışı etmek isterler. Ama köpeÄŸin onunla beraber gitmesini istemezler. O zamanlar hayvanların hastalık bulaÅŸtırma tehlikesi olduÄŸu için, onları ÅŸehir dışı etmek yasaktır. Bu nedenle Osman’ı köpeksiz ÅŸehir dışı ederler. Osman çok üzülür hatta ayrılırken köpekle bile vedalaşır. Köpek aÄŸlamaklı olmuÅŸtur ama bir ÅŸey yapamaz. Osman’ın eski neÅŸesi artık kalmamıştır. Kader yine ona kazığını atmıştır. Testi: Ömer adında bir genç lübnanda şöförlük yapmaktadır. Bir akÅŸam arabasına üç bedevi biner ve ondan hemen bir doktara gitmesini isterler. Adamlardan biri nefes alırken zorluk çekmektedir. Ömer merak edip nesi olduÄŸunu sorar. Bedevilerden tyaÅŸlıca olanı yanındakinin testÅŸden su içerken, testinin içine düşmüş olan bir arının boÄŸazına kaçarak onu soktuÄŸunu söyler. 3.KİTABIN ANA FİKRİ : 4.KİTAPTAKİ ÅžAHISLARIN DEÅžERLENDİRİLMESİ : ESKİCİ: Hayatta öylesine yaÅŸayan, memleketinden uzun süre önce ayrılmış iÅŸini çok iyi yapan ve memleketlilerine karşı çok iyi davranan biridir 5.KİTAP HAKKINDA ÅžAHSİ GÖRÜŞLER : 6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ : Robert Kolej’de bir yıl kadar Türkçe öğretmenliÄŸi yaptı, bu arada Vakit, Tasvir-i Efkar ve Zaman gazetelerinde makaleler yayınlayan Refik Halid, Damat Ferit PaÅŸa’nın dostluÄŸu sayesinde, mütarekeden hemen sonra Hürriyet ve İtilaf Fırkası’na katıldı, Posta ve Telgraf Umum Müdürü olarak görevlendirildi (1919). İzmir‘in iÅŸgalinden sonra Anadolu Hareketiyle İstanbul Hükumeti arasında yaÅŸanan telgraf krizinde İstanbul Hükumetini tuttuÄŸu için, İstanbul’un iÅŸgalcilerden kurtarılışının ardından 09.11.1922 tarihinde Beyrut’a kaçtı. Yüzellilikler listesine alınması ve ihracı konusunda baskı yapılması üzerine Suriye’nin vatandaÅŸlığını kabul etmek zorunda kalan Refik Halid, Halep’te yayımlanan DoÄŸruyol ve Vahdet gazetelerini yönetti, bir ara kendi adına çıkardığı gazeteyi de tepkiler yüzünden kapatmak zorunda kaldı. Af Kanunuyla, 1938′de yurda dönüp, yazmaya ve geçimini bu yoldan saÄŸlamaya devam eden Refik Halid, 18.7.1965 tarihinde İstanbul’da öldü. ESERLERİ: Romanları:İstanbul’un İçyüzü,Yezidin Kızı, Çete, Sürgün, Anahtar, Bu Bizim Hayatımız, Nilgün 1-2-3, Yeraltında Dünya Var, DiÅŸi Örümcek, Bugünün Saraylısı, İkibin Yılın Sevgilisi, İki Cisimli kadın, Kadınlar Tekkesi, Karlı DaÄŸdaki AteÅŸ, Dört Yapraklı Yonca, Sonuncu Kadeh. Hikaye kitap ları:Memleket Hikâyeleri, Gurbet Hikâyeleri,Kirpinin Dedikleri, Ago PaÅŸa’nın Hatıraları, Ay PeÅŸinde, Sakın Aldanma İnanma Kanma, Tanıdıklarım, Guguklu Saat, Bir Avuç Saçma, Bir İçim Su, İlk Adım, Üç Nesil Üç Hayat, Minelbab İlelmihrab. ilk baskısı yayınevimiz tarafından yapılan Bir Ömür Boyunca, yazarın 1922-1938 arasındaki sürgünlük yıllarını kapsayan anılarıdır. Ama anlattıkları bu yıllarla ve bu dönemin olaylarıyla sınırlı deÄŸildir. BeyoÄŸlu’nun lokanta adabı, Sinop’taki sürgün dünyası kadar Resneli Niyazi’nin meÅŸhur geyiÄŸinin akıbetini de Refik Halid‘in güzel ve özgün üslubundan okuruz. Bir Ömür Boyunca, yazarın ölümünden sonra yayınlanan en güzel ve önemli eseridir
Kitabın konusunu bir veya birden fazla kişinin başından geçmiş, yaşanmış olaylar oluşturmaktadır. Memleket özlemi kitap ta çok olarak işlenmiş konular arasındadır.
ESKİCİ : Hasan adında bir çocuk vardır ve İstanbul’da yaşamaktadır. İstanbul’da yaşarken anne ve babasını kaybetmiş, hiç yakın akrabası kalmamıştır. Yöre halkı Hasan’ı Filistin’e halasının yanına göndermeyi uygun görmüşlerdir. Hasan’ı vapura bindirip Filistin’e gönderirler.
Halasının yanına giden Hasan, o yörenin diline yabancı olduğu için hiç kimsyle konuşmaz. Bir gün halasının evine ayakkabıları tamir için bir ESKİCİ gelir ve Hasan onun karşısına oturarak onu seyretmeye başlar. Daha sonra ESKİCİye ‘ çiviler ağzını acıtmıyor mu?’ der. ESKİCİ önce çocuğun Türkçe konuşmasını garipser. Daha sonra sen nerelisin diye sorar. Hasan anlatmaya başlar. Hiç durmadan konuşmaktadır. ESKİCİyle beraber memleketlerinden bahsederler. ESKİCİnin işi bitmiş, gitme zamanı gelmiştir. Ayrılırken hasan çok ağlar ama elinden hiçbirşey gelmez.
Lübnan halkı ozamanlar hastalık bulaşır korkusuyla bardak kullanmaz, testiyle içerlerdi. testiyle içerkende ağızdan birkaç parmak yukarıdan akıtarak içrelerdi. Bu tür olaylar orada çok sık olurdu.
Adam bir ara nefes almamaya başlar. O sırada ömer doktor yazılı bir yerde durur ve adamı içeri taşırlar. Fakat doktor birkaç saat önce hayata gözlerini yummuştur. Arı tarafından sokulan adamda aradan çok geçmeden doktorun yanında yerini alır.
Kitap ta, insanın memleketi kadar güzel bir yere sahip olamayacağı, onun kıymetini, ondan uzak kalanların daha iyi bildiğini ve uğruna herşeyden vazgeçilebilecek bir şey olduğu savunulmuştur.
HASAN: Hasan kendi halinde, sevecen, yadımsever ve yaşamaktan zevk alan biridir. Başından geçen olaylar onu derinden etkilemişsede, hayata bağlılığı fazla zayıflamamıştır.
ÖMER: Küçük yaşta memleketinden ayrı düşmüş, çok iyi araba kullanan, bilgili, kültürlü ve görmüş geçirmiş birisidir.
Osman: Çok duygusal bir yapıya sahip, hayattta başından geçen olaylardan sonra kimseye güveni kalmamış, ama sevgiye sevilmeye muhtaç biridir.
kitap memleketimizin ne kadar güzel ve pahabiçilmez değerde olduğunu gözler önüne seren, okuyanı çok derinden etkileyen ve onların memleketlerine karşı olan duygularını çoşturan güzel bir yapıttır. Dili sade ve anlaşılması kolaydır. Yazar herkesin anlayacağı tüden bir üslup kullanmıştır. Herkesin okuması ve olaylardan ders çıkarması gereken bir kitap tır.
1888′de İstanbul’da doÄŸan Refik Halit, Bank-i Osmani serveznedarlarından, “bâlâ” rütbesine sahip Mehmed Halid Bey‘in oÄŸludur. Vezneciler’de Åžemsu’l-Maarif ve Göztepe’de TaÅŸ Mektep’te okuyan ve ayrıca özel dersler de alan Refik Halid, Mekteb-i Sultani’yi terkettiÄŸi gibi, Mekteb-i Hukuk’u da yarıda bırakıp Maliye Merkez Kalemi’ne katip olarak girdi.
1908′de katipliÄŸi bırakarak, Servet-i Fünun’da ve Tercüman-ı Hakikat’te çalışmaya baÅŸladı, bu arada kendisine ait Son Havadis adıyla bir gazete çıkardı ancak bunu on beÅŸ sayı sürdürebildi. Fecr-i Ati TopluluÄŸu’na katıldı, Servet-i Fünun’a yazılar verdi. Kalem adındaki mizah dergisinde de “Kirpi” müstear ismiyle siyasi mizah yazıları yazdı. Sada-yı Millet’te, bilahare Cem’de Kirpi müstear ismiyle yazılar yazdı.
Gazeteci Ahmet Samim’in 9 Haziran 1910′da İttihatçılarca katledilmesi üzerine İştirak adlı gazetenin 13 Haziran 1910 tarihli nüshasının buna iliÅŸkin yazılara ayrılmasını saÄŸladı ve bu yüzden İttihat ve Terakkicilerce mimlendi. “Kirpi” müstear ismiyle yazdığı, İttihat ve Terakki Fırkası’nı yerden yere vuran yazılarını “Kirpinin Dedikleri” adıyla bir kitap ta topladı ve bu arada Hürriyet ve İtilaf Fırkası’nın elindeki BeyoÄŸlu Belediyesi’nde yedi ay süreyle BaÅŸkatip olarak çalıştı, Mahmud Åževket PaÅŸa’nın katlinden hemen sonra da, yargılanmaksızın Sinop’a sürüldü (1913), bilahare Çorum, Ankara ve Bilecik’e gönderildi. Bilecik’teyken ongünlük bir izinle İstanbul’a geldiÄŸinde Ziya Gökalp’in yardımlarıyla geri dönmedi yani sürgünlüğü son buldu (1918).




