Gösterim: 43 defa | Yorum yok » | Kategori: Belirli Gün ve Haftalar
DÜNYA SU GÜNÜ 22 Mart Su, hayatın kaynağı, dünyanın 3/4′ü; vücudumuzun % 80′i su. Kana kana içtiÄŸimiz, duÅŸ yaptığımız, yaÄŸmur olup yaÄŸdığında sevdiÄŸimiz ama sel olup aktığında korktuÄŸumuz su. Su insan için çok önemli. Ama öte yandan da dünya nüfusunun artması, küresel ısınmaya baÄŸlı iklim deÄŸiÅŸiklikleri, suyun yeryüzündeki dağılımı ve kullanım ÅŸekli, su ile ilgili ciddi sorunların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. İşte bu konudaki gerçeklerin bir kısmı: • Dünyadaki tatlı suyun %80 i buzul olarak kutuplardadır. • Dünyadaki nehirlerin yaklaşık 2/3ü (yaklaşık 300 nehir) sınır ötesi su olarak bir kaç komÅŸu ülke tarafından paylaşılmaktadır. Bu nehirlerin hemen hemen tamamı komÅŸu ülkelerle sorunlara yol açmaktadır. • Yaklaşık 1,1 milyar insan temiz içme veya kullanım suyundan yoksundur. • Her yıl yaklaşık 5 milyon insan temiz su ile ilgili hastalıklardan dolayı ölmektedir. • 2025 yılında dünya nüfusunun üçte biri ÅŸiddetli derecede su sıkıntısı çekecektir. • Halen dünyada 2,8 milyar insan ÅŸehirlerde yaşıyor, bu rakam 2025′te 4,5 milyara yükselecek. Åžehirler temiz suya daha fazla ihtiyaç duymakta olup aynı zamanda da daha büyük atık su sorununa yol açmaktadırlar. Åžehir nüfusunun artması ciddi su sorunlarını beraberinde getirecektir. • Ülkemizdeki 3200 belediyenin yaklaşık 50 adedi kanalizasyon sularını arıtmaktadırlar. BaÅŸka bir deyiÅŸle nüfusumuzun yaklaşık 50 milyonuna ait kanalizasyon suları doÄŸrudan nehirlere dolayısıyla göl ve denizlere akmaktadır. Bunlar, su ile ilgili gerçeklerin sadece bir kısmı. Bu ve buna benzer konuların ciddi bir ÅŸekilde dünya gündemine gelmesiyle BM Genel Kurulu 1993 yılı Aralık ayında aldığı bir kararla her yılın 22 Mart gününün ” Dünya Su Günü” olarak kutlanmasını kararlaÅŸtırmıştır. BirleÅŸmiÅŸ Milletler (BM) Genel Kurulu, 1992 yılında Rio de Janerio’da düzenlenen BM Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda dünyada suyun giderek artan öneminden dolayı her yıl 22 Mart gününün “Dünya Su Günü” olarak kutlanmasına karar vermiÅŸtir. Ortaya çıkışı BM Çevre ve Kalkınma Konferansı’nın sonuç metni olan Agenda21’in su kaynaklarının geliÅŸimi ile ilgili 18. bölümüne dayanan Dünya Su Günü, suyun önemi ile ilgili bilincin geliÅŸtirilmesi ve Agenda21’de sunulan önerilerin uygulanmasının saÄŸlanması için, bütün ülkelerin ulusal düzeyde konferans, seminer, sergi, yayın ve doküman dağıtımı gibi bir dizi etkinlik yapmasını teÅŸvik etmeyi amaçlamaktadır. 22 Mart Dünya Su Günü ile ilgili ilk çalışmalar BirleÅŸmiÅŸ Milletler Genel Asamblesi tarafından 1993′te baÅŸlatıldı. Temel konular 1. İçme suyu ile ilgili problemler, 2. GeliÅŸen nüfusa baÄŸlı olarak su yapılarının korunması ve yapımı ile ilgili toplumu uyarmak ve önlemleri arttırmak. 3. Dünya Su Günü’nde devletler, uluslararası kuruluÅŸlar ve sosyal kuruluÅŸlarla dayanışmayı ve birlikteliÄŸi arttırmak. Strateji 1. Ülke ve dünya basını ile baÄŸlantıları geliÅŸtirmek, gündemde kalmak ve gündem oluÅŸturmak. 2. Çocukları ve gençleri hedef almak, 3. Belgelerin yayınlanması, 4. Su kaynaklarının korunması ve geliÅŸtirilmesi ile ilgili konferans, yuvarlak masa ve seminerler yapılması, 5. Paylaşım ve kiÅŸisel yardım programlarını ilerletmek, 6. Kamu ve özel sektör yardımlarını, destek ve katılımlarını arttırmak. 1995′ten günümüze kadar her yıl bir konu tespit edilmiÅŸ ve 22 Mart günü tartışılması kararlaÅŸtırılmıştır. Buna göre; — 1995 yılında Kadınlar ve Su — 1996 yılında Kirli Åžehirlere Su — 1997 yılında Dünyanın Su Potansiyeli Yeterli mi? — 1998 yılında Yeraltı Suyu ve Görünmez Kaynaklar — 1999 yılında Su Kaynakları Etrafında Hayat — 2000 yılında 21. Yüzyılda Su — 2001 yılında Su ve SaÄŸlık — 2002 yılında Kalkınma İçin Su — 2003 yılında Gelecek İçin Su Konuları ele alınmıştır. DÜNYA SU GÜNÜ – YaÅŸam için Su BM Genel Kurulu Aralık 2003′te yaptığı 58. oturumunda aldığı karar ile 2005 yılının 22 Mart gününden baÅŸlayarak 2015 yılına kadar on yıl süreyle dünya su günü temasının “Water For Life” ( YaÅŸam İçin Su ) olmasını kararlaÅŸtırmıştır. BM ayrıca bu on yıllık sürenin “Eylem İçin On Yıl” olmasını tavsiye ederek bu süre içerisinde konunun seminer ve konferans gündemlerinden suyu korumaya yönelik etkin eylemlere aktarılmasını saÄŸlamayı amaçlamıştır. Yeryüzündeki suyun %97’si tuzludur. Geriye kalan ve büyük bir bölümü Kuzey ve Güney Kutuplarında buzullar içinde donmuÅŸ olan %3’lük tatlı su kaynakları için insanlar, bitkiler, yaban hayat, tarım ve sanayi rekabet etme durumundadırlar. Son 10 yılda bu kısıtlı su arzı üzerindeki küresel su talebi 6 – 7 kat artmıştır; bu oran dünya nüfusu artış oranının iki katından fazladır. Öte yandan, dünya nüfusunun 2025’de 8,3 milyara, 2050’de ise 10–12 milyara ulaÅŸacağı tahmin edilmektedir. Halen, yoksullar baÅŸta olmak üzere, dünyada 2,4 milyar insan yetersiz ve kalitesiz su nedeniyle saÄŸlıksız koÅŸullarda yaÅŸamaktadır. Dünyanın birçok bölgesinde yaÅŸanmakta olana kırsal alanlardan kentlere göç, çok sayıda insanın yeterli saÄŸlık hizmetlerinden, güvenli içme suyundan, çevresel olarak güvenli yaÅŸam koÅŸullarından yoksun alanlarda yaÅŸamalarına sebep olmaktadır. Uluslararası kuruluÅŸlar, yukarıda bir kısmı sözü edilen sorunlara çözüm arayışları çerçevesinde insan saÄŸlığı, gıda güvenliÄŸi, endüstriyel geliÅŸme ve eko-sistemlerin korunması için su kaynaklarının daha etkin bir biçimde kullanılması ve yönetilmesinin gerekliliÄŸine dikkat çekmiÅŸtir. BM sistemi içinde yer alan birçok uzman kuruluÅŸun (UNDP, FAO, UNICEF, UNESCO, WHO, WMO) giriÅŸimi ile bir seri uluslararası konferans çerçevesinde etkin ve adil su kaynakları kullanımı tartışılmış ve gözden geçirilmiÅŸtir. Bu konferanslar arasında: 1972 Stockholm BM İnsan ve Çevre Konferansı, 1977 Mar del Plata BM Su Konferansı, 1991 Delft BM Kalkınma Programı Sempozyumu: Su Sektöründe Kapasite GeliÅŸtirme, 1992 Dublin Su ve Çevre Uluslararası Konferansı, 1992 BM Çevre ve Kalkınma Konferansı sayılabilir. Birbirini takip eden tüm bu konferansların sonucunda su kaynaklarının etkin ve adil kullanımına iliÅŸkin bir dizi ilke ve normlar ortaya çıkmıştır. Bir yandan tarım, içme suyu ve sanayi arasında bir yandan da bu sektörler ve doÄŸal hayat arasında su kullanımına iliÅŸkin rekabet giderek artmaktadır. 1990’ların ortalarına gelindiÄŸinde giderek daha çok bölge ve ülkenin su kıtlığı ile karşılaÅŸması ile dünyada su kaynakları yönetiminde bütüncül yaklaşımların benimsenmesinin gerekliliÄŸi ortaya çıkmıştır. Dublin ve Rio ilkelerini ve “Bütüncül Su Kaynakları Yönetimi” olarak tanımlanan bir dizi ilkeyi eyleme dönüştürmek amacıyla Dünya Su Konseyi (WWC) ve Küresel Su Ortaklığı (GWP) gibi uluslararası sivil toplum kuruluÅŸları kurulmuÅŸtur. Bu kuruluÅŸlar, politika-yapıcılar ve kullanıcılar gibi baÅŸlıca paydaÅŸlar arasında su ile ilgili sorunlara yönelik ilgiyi artırmaya; ilgili aktörler arasında ortaklıklar kurulmasına ve ulusal, bölgesel ve yerel düzeyde bütüncül su kaynakları yönetimine iliÅŸkin eylemlerin gerçekleÅŸmesine yönelik faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Türkiye su zengini bir ülke deÄŸildir. Uzmanlar ülkemizin 107 milyar m3 su arzına sahip olduÄŸunu vurgulasalar da, mevcut su kaynakları zaman ve mekâna göre düzensiz dağılmıştır. Öte yandan ortalama 1300 m3 kiÅŸi başına düşen su miktarı ile ülkemiz uluslararası ölçütlere göre su sıkıntısı çeken ülkeler içinde deÄŸerlendirilebilmektedir. Türkiye, sosyo-ekonomik kalkınma hedefleri doÄŸrultusunda su kaynaklarını geliÅŸtirme projelerine öncelik vermiÅŸtir. GüneydoÄŸu Anadolu Projesi (GAP) ülkemizin görece yoksul ve geri kalmış bir bölgesinde su, toprak ve insan kaynaklarının kalkınma amacına yönelik geliÅŸtirilmesi ve kullanılmasına dönük bir dizi fiziki, sosyal, ekonomik ve kültürel proje ve faaliyetleri kapsamaktadır. Dünyada birçok bölgede, son elli yılda, ekonomik büyüme hedefleri doÄŸrultusunda ileri teknolojilerin, yöntemlerin ve tekniklerin kullanımına yönelik giriÅŸimleri gözlemledik. Öte yandan bu hızlı büyüme süreci içinde aynı giriÅŸimler, sosyal eÅŸitsizlik, çevresel yıkım ve ekolojik dengenin temelden sarsılması gibi olgularla mücadelede baÅŸarısız kaldılar. Küresel düzeyde kalkınmaya yönelik gözlemlediÄŸimiz bu geliÅŸmeler, kalkınmaya iliÅŸkin genel yaklaşımlarımızda ve GAP’a özgü olarak izlediÄŸimiz kalkınma politikalarında yeni anlayışların benimsenmesine yol açmıştır. Nitekim 1990’ların ilk yıllarından buyana, GAP bölgesinde kalkınmaya iliÅŸkin faaliyetler GAP Bölge Kalkınma İdaresi’nin öncülüğünde “sürdürülebilir kalkınma” yaklaşımı doÄŸrultusunda yürütülmektedir. GüneydoÄŸu Anadolu Projesi’nin nihai hedefi, bölgede yaÅŸayan halkın potansiyel ve tercihlerini eksiksiz bir biçimde yaÅŸama geçirebilecekleri bir ortam yaratmaktır. GAP, su ve toprak kaynakları gibi bölgede yaÅŸamın her unsuruna temel teÅŸkil eden kaynakları etkin ve adil bir biçimde geliÅŸtirmeye ve kullanmaya yönelik faaliyetler çerçevesinde kadın, erkek, genç, çocuk, mevcut tüm bölge halkı ve gelecek kuÅŸaklar için seçenekleri ve olanakları geniÅŸletmeyi hedeflemektedir. Yalnızca ekonomik büyüme hedefli kalkınma yaklaşımlarından farklı olarak, sürdürülebilir kalkınma, insanı, kalkınmanın hem aracı hem de amacı olarak odak noktaya koyar. Bölge halkının sosyal ve ekonomik gönence eriÅŸimine yönelik projelere öncelik verir. GAP çerçevesindeki eÅŸit, adil, cinsiyet dengeli proje uygulamaları, suyun etkin kullanımına ve katılımcılığa dayalı sulama modelleri, kalkınmanın alt yapısını oluÅŸturan fiziki projelerin, sosyal yapıya, çevreye ve kültür varlıklarına yönelik zararlarını minimuma indirmeye çalışan projeler, kadınlar, baraj göllerinden etkilenen nüfus, çocuklar, gençler, toprakları sulama alanı dışında bulunan çiftçiler gibi dezavantajlı grupların, kalkınmadan olumsuz etkilenmemelerini ve yaratılacak refahın ekonomik geçerliliÄŸini gözeten uygulamaların tümü sürdürülebilir insani kalkınma yaklaşımı içinde deÄŸerlendirilmelidir. Öyleyse haydi bizler de suyumuza sahip çıkalım. Onu dikkatli kullanmaya, israf etmemeye ve onu korumaya çalışalım. İşte size bazı tavsiyeler: • Çamaşır makinenizi veya bulaşık makinenizi tam dolu iken çalıştırınız. • DuÅŸlarınızı kısa alınız ve duÅŸunuza akış debisi düşük olan duÅŸ baÅŸlıkları takınız. • TıraÅŸ olurken veya diÅŸlerinizi fırçalarken suyu açık bırakmayınız. • Musluklarınızda su sızıntılarını önemseyin. • Sızıntı yoluyla israf olan su miktarları çok büyük miktarlara ulaÅŸabilmektedir. • Armatürlerinizi ve tesisatınızı sızıntılara karşı kontrol ettiriniz. • Bahçenizde bitkilerinizi sabah serinliÄŸinde, buharlaÅŸmanın minimum olduÄŸu saatte sulayın. • Tuvalet sifonları en çok su israfı yapılan yerlerden birisidir. • Tuvalet sifonlarınızı gerekmedikçe çekmeyiniz. • Suyu çeÅŸmeden içen yerlerde boruda ısınan su sebebi ile su soÄŸuyuncaya kadar boÅŸa akıtılır. • Suyu boÅŸa akıtmak yerine soÄŸutmak için buz kullanın. • Evlerinizde su tasarrufu saÄŸlayacak özellikte armatürler kullanın. • Armatür satın alırken su tasarrufu saÄŸlayıcı özelliÄŸi olup olmadığını araÅŸtırın. • Bulaşıklarınızı elle yıkadığınızda durulamak için direkt çeÅŸmeden akarsu kullanmayınız. • Önce leÄŸende köpüğü akıttıktan sonra suyunuzu kısık seviyede açınız ve durulayınız. • Durulamaya ara verdiÄŸiniz durumlarda suyunuz kapatmayı ihmal etmeyiniz. • Meyve ve sebzelerinizi çeÅŸmeden akan su yerine uygun bir kapta yıkayınız. Kalkınmanın baÅŸlıca itici gücü olan su kaynaklarımızı bilinçli, duyarlı, akılcı, adil ve barışçı biçimde kullanmamız gerekliliÄŸini vurgulayan 22 Mart Dünya Su Günü’nün bölgemiz halkı ve tüm insanlık için kutlu olmasını dileriz.
Su, bireylerin en temel gereksinimi olma ve başlıca ekonomik faaliyetlere kaynaklık etme özelliği ile ulusların devamlılığı için yaşamsal bir kaynaktır. Sosyal ve ekonomik faaliyetlerin sürmesi büyük ölçüde temiz ve yeterli su arzına sahip olmaya bağlıdır. Su kaynaklarının geliştirilmesi ekonomik üretkenlik ve sosyal refaha doğrudan katkı yapmaktadır. Öte yandan, nüfus ve ekonomik faaliyetler arttıkça birçok ülke hızla su sıkıntısı çeker duruma gelmekte ya da ekonomik gelişmeleri kısıtlanmaktadır. Sürdürülebilir kalkınma politikası doğrultusunda, su kaynaklarını tasarruflu kullanma bilinci yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası her düzeyde geliştirilmelidir.




