Yazar: FERO CREATION | Tarih: Cumartesi, Åžubat 6th, 2010 saat 9:23 pm
Gösterim: 149 defa | Yorum yok » | Kategori: Performans Proje Ödevleri

Bebeklere 1 Yaşından Önce Antibiyotik Zararlı
Kanadalı bir grup araştırmacıya göre, bebeklere 1 yaşından önce antibiyotik verilmesi, 7 yaşına geldiklerinde astım hastalığına yakalanmaları riskini arttırıyor.

1 yaş altı bebeklere genellikle bronşit ve zatürree gibi alt solunum yolları enfeksiyonları veya kulak ve sinüs enfeksiyonlarında antibiyotik veriliyor.

Kanada’nın McGill ve Manitoba üniversitelerinden Anita Kozyrskyj baÅŸkanlığındaki araÅŸtırmacıların, 13 bin 116 çocuÄŸu doÄŸumlarından 7 yaşına gelinceye kadar incelemeleri sonucu vardıkları sonuçlar, CHEST dergisinde yayımlandı.

Çalışma sonucunda, 1 yaşından önce antibiyotiğe maruz kalmış bebeklerin 7 yaş itibariyle astıma yakalanma risklerinin yüksek olduğu gözlendi.

Bebeğin 1 yaşına gelmesinden önce evde köpek bulunmasının, bulunmamasına göre daha az astım riski yarattığı da gözlendi. Bunun nedeni, köpekteki bazı mikropların küçük yaşta bebeğin bağışıklık sistemini uyarması ve çocuğun bu mikroplara karşı
bağışıklık kazanması.
7 yaşına geldiklerinde astım hastalığına yakalanmaları riskini arttırıyor.

Kanadalı bir grup araştırmacıya göre, bebeklere 1 yaşından önce antibiyotik verilmesi, 7 yaşına geldiklerinde astım hastalığına yakalanmaları riskini arttırıyor.

1 yaş altı bebeklere genellikle bronşit ve zatürree gibi alt solunum yolları enfeksiyonları veya kulak ve sinüs enfeksiyonlarında antibiyotik veriliyor.

Kanada’nın McGill ve Manitoba üniversitelerinden Anita Kozyrskyj baÅŸkanlığındaki araÅŸtırmacıların, 13 bin 116 çocuÄŸu doÄŸumlarından 7 yaşına gelinceye kadar incelemeleri sonucu vardıkları sonuçlar, CHEST dergisinde yayımlandı.

Çalışma sonucunda, 1 yaşından önce antibiyotiğe maruz kalmış bebeklerin 7 yaş itibariyle astıma yakalanma risklerinin yüksek olduğu gözlendi.

Bebeğin 1 yaşına gelmesinden önce evde köpek bulunmasının, bulunmamasına göre daha az astım riski yarattığı da gözlendi. Bunun nedeni, köpekteki bazı mikropların küçük yaşta bebeğin bağışıklık sistemini uyarması ve çocuğun bu mikroplara karşı bağışıklık kazanması.

Antibiyotik nasıl kullanılmalı

(30-Mart) Kişilerin antibiyotik ve antibiyotik kullanımına ilişkin bilgi düzeylerini incelemek amacıyla Ege Üniversitesi (EÜ) Hemşirelik Yüksekokulu Hemşirelik Esasları Anabilim Dalı ve Psikiyatri Hemşireliği Anabilim Dalı işbirliğiyle gerçekleştirilen bir araştırma, kişilerin antibiyotik grubu ilaçları bilinçli olarak kullandığını ortaya çıkardı.

“İzmir Kahramanlar SaÄŸlık Ocağına baÅŸvuran kiÅŸilerin antibiyotik ve antibiyotik kullanımı konusunda bilgi düzeylerinin incelenmesi” konulu çalışmanın 18-50 yaÅŸ grubundaki 100 kiÅŸi üzerinde gerçekleÅŸtirildiÄŸini açıklayan Ege Üniversitesi HemÅŸirelik Yüksekokulu HemÅŸirelik Esasları Anabilim Dalı AraÅŸ. Gör. Åžebnem Çınar, “AraÅŸtırmaya katılanların tamamı daha önce herhangi bir hastalıktan dolayı antibiyotik kullanmışlardır. Antibiyotik grubu ilaçların tanımına iliÅŸkin cevaplara göre 77 kiÅŸi antibiyotiÄŸi doÄŸru tanımlamış, eÄŸitim durumu ile antibiyotik grubu ilacın tanımlanması arasında yapılan karşılaÅŸtırmada anlamlı bir fark saptanmıştır. AraÅŸtırmaya katılanların yüzde 38′inin kültür tanımını bildikleri, yüzde 25′inin ise antibiyotiklere baÅŸlamadan önce kültür yaptırdıkları saptanmıştır. AraÅŸtırmaya katılanların antibiyotik kullanma özelliklerine göre dağılımı incelendiÄŸinde; son kullandığı antibiyotiÄŸi doktorun önerdiÄŸini belirtenler yüzde 89, antibiyotiÄŸin kullanımını tarif edenin doktor olduÄŸunu belirtenlerin oranı ise yüzde 81 olarak belirlenmiÅŸtir. AntibiyotiÄŸin yan etkilerini gördüklerinde yüzde 40 oranında kiÅŸi ilacı keseceÄŸini, yüzde 59 oranında kiÅŸi ise hemen doktora gideceÄŸini belirtmiÅŸtir” dedi.

Araştırmaya katılanların antibiyotik kullanım ilkelerine uyma durumlarına göre dağılımı incelendiğinde; yüzde 83 oranında kişinin antibiyotiği kullanmadan önce prospektüsü okuduğunu vurgulayan Çınar, şöyle devam etti:
“Yine yüzde 91 oranında kiÅŸi kutunun üzerindeki ismi ve tarihi kontrol etmekte, yüzde 90 oranında ise antibiyotik belirli aralıklarla ve saatinde kullanılmaktadır. Yapılan ileri analizlerde karşımıza çıkan sevindirici nokta, kiÅŸilerin eÄŸitim düzeyleri düşük olmasına raÄŸmen antibiyotik kullanım ilkelerine özen göstermeleridir. AraÅŸtırmaya katılanlar, doktora sormadan devamlı aynı antibiyotiÄŸi (yüzde 87) kullanmamakta ve de kendi kullandığı antibiyotiÄŸi bir baÅŸkasına önermemektedir (yüzde 83). Evde kendi kendine antibiyotik kullanmaya karar verenlerin oranı yüzde 5′tir”

Antibiyotik kullanımı konusunda toplumun ve saÄŸlık personelinin eÄŸitilmesi gerektiÄŸini belirten Ege Üniversitesi HemÅŸirelik Yüksekokulu Psikiyatri HemÅŸireliÄŸi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ayça Gürkan, “Hastanın tedavi ve bakımının gerçekleÅŸtirilmesinde etkin bir rol oynayan ilaçların verilmesi hemÅŸirenin sorumluluÄŸundadır. İlaç tedavisi hemÅŸirenin bakım planının ayrılmaz bir parçasıdır. Antibiyotik ile yapılacak tedavinin etkinliÄŸi, antibiyotik tedavi ilkesinin gerçekleÅŸmesine baÄŸlıdır. Bu ilkelerden en önemlileri kullanılacak antibiyotiÄŸin seçimi, hastaya verilecek dozun, doz aralığının ve ilacın kullanılacağı sürenin düzenlenmesidir” dedi.

antibiyotik kullanımı nedeniyle gelişen kolit

Tanım ve Klinik Bulgular :

Antibiyotik kullanımından sonra gelişen kolit ilk önce klindamisin kullanımı sonrasında tanımlanmış daha sonra başta klindamisin, sefalosporinler, ampisilin, amoksisilin olmak üzere birçok antibiyotiğin bu tabloya neden olabileceği gösterilmiştir. Antibiyotik sonrası gelişen ishallerde kendini sınırlayan hafif bir ishalden ağır seyirli psödomembranöz enterokolite kadar değişen bir klinik tablonun gelişmesi söz konusudur. Antiyotik kullanımından ortalama 5-10 gün sonra ishal başlayabilir. Ancak bu süre daha kısa veya 10 hafta gibi uzun da olabilir. Tedavi süresinde veya tedavi kesildikten sonra da gelişebilir. Çok sulu veya mukoid olabilen dışkı yeşil renkli ve kötü kokuludur. Kanlı da olabilir. İshale kramp tarzında karın ağrısı ve yüksek ateş eşlik eder. Bulantı, halsizlik gibi bulgular da olabilir.

Bazı hastalarda nadiren ishal olmadan toksik megakolon, kolon perforasyonu gibi ciddi tablolar gelişebilmektedir. Protein kaybına bağlı olarak hipoalbüminemi ve ödem gelişebilir. Ekstraintestinal komplikasyonların görülmesi son derece seyrektir.

Etiyoloji :

Antibiyotik sonrası gelişen ishallerden en sıklıkla Clostridium difficile sorumludur. Clostridium difficile gram pozitif, sporlu, zorunlu anaerop bir bakteridir.Toksin A (enterotoksin) ve toksin B (sitotoksin) olmak üzere 2 toksini vardır. Hastalık tablosu bu toksinlerin hücre membranındaki hemoraji, inflamasyon ve nekroz etkisi ile meydana gelir. İnsan kökenli Clostridium difficile suşlarının % 25’ i toksin üretmez.

Epidemiyoloji :

Clostridium difficile sağlıklı erişkinlerin % 3-5 inin normal barsak florasında bulunabilir. Hastanede yatanlarda ise oran %20 civarındadır. İnfeksiyon oluşmasında hastanede yatma dışında, immün yetmezlik, antineoplastik ilaç kullanımı ve ileri yaş sayılabilir. Yenidoğanların % 60-70 inde normal barsak florasında saptanmasına rağmen muhtemelen barsak mukozasının toksin etkenine duyarlı olmaması nedeniyle hastalık yapmamaktadır.

Tanı :

Antibiyotik kullanımı hastalığı düşündürür. Tam kan sayımında nötrofiller artmıştı. Dışkının mikroskopik incelemesinde de lökosit vardır. Antibiyotik kullanma öyküsü olan bir hastada dışkının gram boyası ile inclenmesinde çok sayıda klostridiuma uyan gram pozitif basilin görülmesi tanı için bir ipucu olabilir. Kesin tanı dışkıdan Clostridium difficile nin üretilmesi ve hücre kültüründe sitopatik etkiyi saptayarak toksin yapımının gösterilmesi ile konur. Ancak rutinde bu herzaman mümkün olmaz. ELISA yöntemi ile toksinin gösterilmesi mümkündür. Lateks aglütinasyonu yöntemi de tanı da kullanılabilir.

Antibiyotik kullanım öyküsü olan hastalar; yaşlı, hastane de yatan, beslenme bozukluğu ve altta yatan bir immün yetmezliği olan hastalar ise Candida nın da seyrek de olsa ishal nedeni olabileceği unutulmamalıdır. Bu durumda direkt dışkı incelemesinde tomurcuklanmış ve yalancı hif yapmış maya hücreleri görülebilir.

Tedavi :

Kullanılan antibiyotiğn kesilmesi veya daha düşük riskli bir antbiyotiğe değiştirilmesi ilk yapılacak olandır. Bazı hastalarda sadece neden olan antibiyotiğin kesilmesi bile yeterli olup 1 hafta içinde düzelebilmektedir. Daha ağır olan olgularda C.difficile’ ye yönelik antibiyotik kullanılır.On gün süreyle metronidazol 4X250 mg/gün dozunda oral veya alamayan hastada intravenöz olarak kullanılır. Diğer antibiyotik ise oral olarak kullanılan vankomisindir. Ancak vankomisine dirençli enterokok gelişmesi gibi riskler nedeniyle çok önerilmez.

Tags: antibiyotik, bebek, Bebeklere 1 Yaşından Önce Antibiyotik Zararlı, etkisi, Performans Proje Ödevleri, zarar

Yorum yapın, mutlaka cevaplandırılacaktır