Gösterim: 478 defa | Yorum yok » | Kategori: Öğrenim Psikolojisi
   BaÄŸlanma Stilleri, İş YaÅŸamı ve İş – Aile YaÅŸamı EtkileÅŸimi/Dengesi     Bireylerin yetiÅŸkinlik dönemindeki iÅŸ yaÅŸamları, bebeklik dönemindeki çevreyi keÅŸfetme süreci olarak deÄŸerlendirilebilir. Yukarıda da belirtildiÄŸi gibi, bebeklik dönemindeki baÄŸlanma sürecinde, bebekler, anneleriyle gerekli yakınlığı kurabildikleri ve kendilerini güvende hissettikleri durumda çevrelerini tanımaya (keÅŸfetmeye) yönelik davranışlar sergilemeye baÅŸlarlar. Çevreyi tanıma-keÅŸfetme süreci, bireyin yaÅŸam boyu geliÅŸim sürecinde çeÅŸitli aÅŸamalarda ve farklı biçimlerde gerçekleÅŸen bir davranış örüntüsü olarak da görülebilir. YetiÅŸkin bireyler için iÅŸ yaÅŸamı da bir çevreyi tanıma-keÅŸfetme, kendini geliÅŸtirebilme ve gerçekleÅŸtirebilme davranışı olarak görülebilir, aynı zamanda iÅŸ yaÅŸamı, bireylerin varolan ya da potansiyel yeterliliklerini sınama/görme fırsatını yakalayabilecekleri temel bir kaynak olarak da deÄŸerlendirilebilir (erken çocukluk döneminde, bebeklerin oyunlarla ya da çevrelerini keÅŸfetmeye yönelik çeÅŸitli davranışlar sergileyerek bu yeterliliklerini sınama arayışında bulunmaları gibi).     Bu noktada, buraya kadar aktarılan baÄŸlanma sürecine/iliÅŸkilerine dayanarak, farklı baÄŸlanma stillerine sahip bireylerin iÅŸ yaÅŸamlarında netür bir davranış örüntüsü ve iÅŸ-aile yaÅŸamı etkileÅŸimi sergiledikleri üzerinde durulacaktır.      Yapılan bir araÅŸtırmada (Hazan ve Shaver, 1990), güvenli baÄŸlanma stiline sahip bireyler, iÅŸ güvenliÄŸi, iÅŸ arkadaÅŸlarıyla olumlu iliÅŸkiler kurabilme, gelir düzeyleri (ücret), ilerleme ve terfi imkânlarının bulunması gibi faktörlere dayanarak iÅŸ doyumlarının yüksek olduÄŸunu bildirmiÅŸlerdir. Kendilerini iyi birer çalışan olarak deÄŸerlendirmiÅŸler ve diÄŸer iÅŸ arkadaÅŸları tarafından da olumlu olarak deÄŸerlendirildiklerini/sevildiklerini belirtmiÅŸlerdir. Ancak, kaygılı ve kaçınan baÄŸlanma stillerine sahip bireyler ise, iÅŸ arkadaÅŸlarının kendilerini yeterince beÄŸenmediklerini/sevmediklerini belirtmiÅŸlerdir. Bununla birlikte, güvenli baÄŸlanma stiline sahip bireyler, aile/eÅŸ yaÅŸamlarının iÅŸ yaÅŸamlarından daha deÄŸerli olduÄŸunu ve iÅŸ yaÅŸamlarıyla karşılaÅŸtırıldığında aile/eÅŸ yaÅŸamlarından daha fazla oranda zevk aldıklarını belirtmiÅŸlerdir. Bir tercih yapmak durumunda kaldıklarında, iÅŸ yaÅŸamında baÅŸarılı olmaktan ziyade aile/eÅŸ yaÅŸamında baÅŸarılı (mutlu) olmayı tercih edeceklerini belirtmiÅŸlerdir. Yine bu araÅŸtırma sonucunda, güvenli baÄŸlanma stiline sahip bireylerin, iÅŸlerini en az oranda geciktiren, iÅŸten ayrılma oranın en az olduÄŸu, bir iÅŸi tamamlamakta en az zorlanan, baÅŸarısızlık ve iÅŸ arkadaÅŸları tarafından reddedilme korkusunu da en az oranda yaÅŸayan grup olduÄŸu görülmüştür. Ayrıca, güvenli baÄŸlanma stiline sahip bireyler, tatile çıkmaktan hoÅŸlandıklarını ve iÅŸ yaÅŸamlarının hem aile yaÅŸamlarına hem de fiziksel-psikolojik saÄŸlıklarına zarar vermesine izin vermediklerini bildirmiÅŸlerdir. Kaygılı baÄŸlanma stiline sahip bireyler ise, diÄŸer insanlarla ekip halinde çalışmayı tercih ettiklerini, ancak, yanlış anlamalara maruz kaldıklarını ve yeterince de takdir edilmediklerini belirtmiÅŸlerdir. DiÄŸer insanlar tarafından onaylandıklarında (sosyal olarak kabul gördüklerinde) motive olduklarını, ancak, iÅŸ arkadaÅŸlarının, kendilerinin iÅŸ performansından etkilenmemelerinden ve bunun bir sonucu olarak da kendilerini dışlamalarından çekindiklerini bildirmiÅŸlerdir. Yine, kaygılı baÄŸlanma stiline sahip bireyler, kiÅŸisel ihtiyaçlarının ve iÅŸ arkadaÅŸlarıyla olan sosyal iliÅŸkilerinin verimliliklerini de etkilediÄŸini (ya da ihtiyaçlarıyla sosyal iliÅŸkilerinin çatıştığını) belirtmiÅŸlerdir. Bir diÄŸer çalışmada da, iÅŸyerinde en yüksek oranda ödüller (motive edici faktörler) alan çalışan kadınların güvenli baÄŸlanma stiline sahip kadınlar olduÄŸu görülmüş, en düşük ödül miktarı ise korkulu baÄŸlanma stiline sahip kadınlar tarafından bildirilmiÅŸtir. Kayıtsız ve saplantılı baÄŸlanma stillerine sahip kadınlar ise bu iki grup arasında yer almışlardır. AraÅŸtırma 4.5 yıl sonra aynı denekler kullanılarak tekrarlanmış, ilk uygulamada olduÄŸu gibi bu uygulamada da korkulu baÄŸlanma stiline sahip kadınlar diÄŸer baÄŸlanma stillerine sahip kadınlardan daha az oranda ödül aldıklarını belirtmiÅŸlerdir (Vasquez, Durik ve Hyde, 2002).     Güvenli baÄŸlanma stiline sahip bireylerin, iÅŸ yaÅŸamında, en fazla oranda mutluluÄŸu ve baÅŸarıyı yaÅŸayacak olan, iÅŸle ilgili en az korkulara ve performans kaygısına sahip olan, iÅŸ arkadaÅŸları tarafından beÄŸenilmeme ve onay görmeme/kabul edilmeme korkusunu en az oranda yaÅŸayacak olan grup olması beklenebilir. Güvenli baÄŸlanma stiline sahip bireyler için iÅŸ yaÅŸamı, köken itibariyle bebeklik döneminde kurulamayan baÄŸlanma sürecinin kurulabilmesi ve baÄŸlanma gereksinimlerinin doyuma ulaÅŸtırılabilmesi için bir fırsat ya da araç olarak görülmemektedir (budurum kaygılı bireyler için geçerlidir), bununla birlikte, yine bu baÄŸlanma stiline sahip bireylerin, diÄŸer insanlara (iÅŸ arkadaÅŸlarına) yakın olma, ait olma ya da baÄŸlı/baÄŸlanmış olma gibi korkuları da yoktur (kaçınan bireylerde olduÄŸu gibi).     Bir baÅŸka araÅŸtırmada da, güvenli baÄŸlanma stiline sahip bireylerin, gerek kaygılı gerekse de kaçınan baÄŸlanma stiline sahip bireylerden daha fazla oranda iÅŸ doyumu yaÅŸadıkları görülmüştür. İçsel motivasyon açısından (belirli bir iÅŸin ilgi çekici, heyecan verici ya da kiÅŸisel geliÅŸimi saÄŸladığı için yapılıyor olması, bireyin kendi kendisini motive etmesi), güvenli baÄŸlanma stiline sahip bireylerle kaygılı baÄŸlanma stiline sahip bireyler arasında bir fark olmadığı görülmüş; ancak bu 2 grupla kaçınan baÄŸlanma stiline sahip bireyler arasında bir farklılığın olduÄŸu görülmüştür. Dışsal motivasyon açısından (belirli bir iÅŸin, yerine getirildiÄŸi sırada doÄŸrudan doyum saÄŸlamayan para, terfi, şöhret gibi dışsal ödüller nedeniyle yapılıyor olması) ise, en yüksek motivasyon düzeyi güvenli baÄŸlanma stiline sahip bireyler tarafından bildirilmiÅŸ, bu grubu kaygılı baÄŸlanma stiline sahip bireyler izlemiÅŸ, kaçınan baÄŸlanma stiline sahip bireyler ise en az motivasyon düzeyi bildiren grup olmuÅŸtur (Krausz, Bizman ve Braslavsky, 2001).     Bir baÅŸka araÅŸtırmada da, baÄŸlanma stilleri çerçevesinde, yoÄŸun bir biçimde baÄŸlanma kaygısı duyan çalışanların (saplantılı ya da korkulu baÄŸlanma stilleri) kaygı düzeyi düşük olan çalışanlardan (güvenli ya da kayıtsız baÄŸlanma stilleri) daha fazla oranda iÅŸ stresi yaÅŸadıkları görülmüştür. Bununla birlikte, saplantılı (diÄŸer bir deyiÅŸle kaygılı/kararsız baÄŸlanma stili) baÄŸlanma stiline sahip çalışanların iÅŸyerinde sosyal destek alamadıklarında olumsuz tepki gösterdikleri, korkulu ve kayıtsız baÄŸlanma stillerine sahip bireylerin ise, olumsuz bir tepkide bulunmadıkları görülmüştür. Budurum, kaygılı baÄŸlanma stiline sahip bireylerin diÄŸer insanlarla yoÄŸun bir biçimde birlikte olma, onaylanma ve kabul görme ihtiyaçlarıyla ve kaçınan baÄŸlanma stiline sahip bireylerin ise diÄŸer insanlardan olabildiÄŸince bağımsız ve uzak olma gereksinimleriyle açıklanabilir. Bununla birlikte, bu araÅŸtırmada, iÅŸ doyumunun baÄŸlanma stillerine göre bir farklılık göstermediÄŸi bulgusu elde edilmiÅŸtir (Schirmer ve Lopez, 2001).     Kaygılı baÄŸlanma stili açısından bakıldığında, bu stile sahip bireyler, iÅŸ güvenliklerinin olmadığını, iÅŸ arkadaÅŸları tarafından farkedilmediklerini/taktir edilmediklerini ve hakkettiklerine inandıkları ödülleri de almadıklarını öne sürerler. Bu durumda, iÅŸyerinde saygı ve kabul görmeyi, kaygılı baÄŸlanma stiline sahip bireyleri en fazla oranda motive edecek olan faktörler olarak deÄŸerlendirmek mümkündür. Bununla birlikte, bu stile sahip bireylerin, kurum içi, bölüm içi ve bölümlerarası iliÅŸkilerden dolayı doyumsuzluk yaÅŸadıkları, kendi çalışma yöntemlerini seçme özgürlüklerinin bulunmadığından yakındıkları, performansları konusunda da yetersizlik/suçluluk duydukları, yaptıkları iÅŸlerle ilgili geribildirim almaktan hoÅŸlandıkları ve kurumun yönetim biçimlerinden belirgin biçimde etkilendikleri/doyum saÄŸladıkları görülmektedir. Bu durum, kaygılı baÄŸlanma stiline sahip bireylerin, yoÄŸun bir biçimde onaylanma ihtiyacı duymalarının yanısıra baÅŸarısızlık ve reddedilme korkularını da yansıtmaktadır. İş arkadaÅŸlarıyla çalışmayı tercih etmekte, bununla birlikte, performanslarının da düşmesinden ve baÅŸarısız olmaktan korkmaktadırlar.      Kaygılı baÄŸlanma stiline sahip bireylerde, iÅŸ yaÅŸamı ile aile/iÅŸ yaÅŸamının birbirini etkilediÄŸi/çatıştığı (interfere) görülmektedir. Bununla birlikte, bu stile sahip bireylerin, oranı/sıklığı çok yüksek düzeyde olmasa da, iÅŸ arkadaÅŸlarına yönelik romantik bir ilgi taşıdıkları görülmektedir; budurum onların yoÄŸun bir biçimde diÄŸer insanlarla birlikte olma ve baÄŸlanma gereksinimleriyle açıklanabilir. Yine bu grubun, iÅŸ yaÅŸamlarından ziyade aile/eÅŸ yaÅŸamlarında daha fazla üzüntü yaÅŸadıkları görülmektedir. Kaçınan baÄŸlanma stiline sahip bireyler için ise, iÅŸ yaÅŸamı aile/eÅŸ yaÅŸamından daha önemlidir (budurum sadece kaçınan baÄŸlanma stiline sahip bireylerde görülmektedir) ve iÅŸ yaÅŸamında baÅŸarılı olmak aile/eÅŸ yaÅŸamında baÅŸarılı olmaktan daha önemlidir. Bu stile sahip bireylerin, bir tercih yapmak durumunda kaldıklarında da iÅŸ yaÅŸamında baÅŸarılı olmayı tercih edecekleri görülmektedir. Kaçınan baÄŸlanma stiline sahip bireylerin, genel olarak yaÅŸam doyumu elde etmelerinin ve mutlu olmalarının iÅŸ yaÅŸamındaki baÅŸarıya baÄŸlı olduÄŸunu ve iÅŸ yaÅŸamındaki baÅŸarının aile/eÅŸ yaÅŸamını da olumlu biçimde destekleyecek bir faktör olacağını söylemek mümkündür (Hazan ve Shaver, 1990).     Kaçınan baÄŸlanma stiline sahip bireyler açısından bakıldığında da, bu stile sahip bireylerin, kendileriyle yakın iliÅŸkiler kurmak isteyen iÅŸ arkadaÅŸlarından, iÅŸle ilgili olarak kendilerine öneriler getirilmesinden, çalışma saatlerinden ve iÅŸle ilgili deÄŸiÅŸikliklerden yakındıkları/mutsuz oldukları görülmektedir. Bu stile sahip bireylerin, kaygılı baÄŸlanma stiline sahip bireyler gibi, düşük performanslarından dolayı suçluluk duydukları, ayrıca, iÅŸ yerinde diÄŸer insanlarla yoÄŸun tartışmalara girdikleri de görülmektedir. Kaçınan baÄŸlanma stiline sahip bireylerin, güvenli ve kaygılı baÄŸlanma stiline sahip bireylerle karşılaÅŸtırıldıklarında, çalışma hayatında olmadıklarında (iÅŸsiz olduklarında) kendilerini en fazla oranda gergin/sinirli hisseden grup olduÄŸu görülmektedir. Bir araÅŸtırmada, kaçınan baÄŸlanma stiline sahip bireyler, iÅŸ yaÅŸamlarının hem aile/eÅŸ yaÅŸamlarını hem de saÄŸlıklarını olumsuz biçimde etkilediÄŸini bildirmiÅŸlerdir. Bununla birlikte, yalnız çalışmayı en fazla oranda tercih eden grup olmuÅŸlar, iÅŸ yaÅŸamlarının ailelerine (sosyal yaÅŸama) ayıracak zaman bırakmadığını ve tatile gitmenin de kendilerine zevk vermediÄŸini belirtmiÅŸlerdir. Ayrıca, kaçınan baÄŸlanma stiline sahip bireylerin, güvenli ve kaygılı baÄŸlanma stiline sahip bireylerle karşılaÅŸtırıldıklarında, çalışma hayatında olmadıklarında (iÅŸsiz olduklarında) kendilerini en fazla oranda gergin/sinirli hisseden grup olduÄŸu görülmektedir. Bu stile sahip bireylerin, iÅŸleriyle aşırı derecede ilgileniyor olmaları performans düzeylerinin artmasına yol açmakla birlikte aile yaÅŸamlarını olumsuz bir biçimde etkilemektedir (Hazan ve Shaver, 1990).     Bir araÅŸtırmada, kaçınan baÄŸlanma stiline sahip bireyler, güvenli baÄŸlanma stiline sahip bireyler gibi, iÅŸ güvenliÄŸinin ve kendilerini geliÅŸtirebilme fırsatların varolması gibi faktörlere dayanarak iÅŸ doyumlarının yüksek olduÄŸunu, bununla birlikte, iÅŸ arkadaÅŸlarıyla olan iliÅŸkilerinden dolayı da mutsuz/doyumsuz olduklarını bildirmiÅŸlerdir. Yine bu stile sahip bireylerin, hiçkimsenin iÅŸlerini kendileri kadar iyi biçimde yapamayacaklarına inandıkları, iÅŸleriyle ilgili süreçlerde kimseden yardım istemedikleri ve kendilerinden yardım istenmesine de karşı çıktıkları görülmektedir (her türlü yakınlık/sıcaklığın baÄŸlanma kaygısını arttırması nedeniyle). Budurum, onları iÅŸ yaÅŸamında kaygılı baÄŸlanma stiline sahip bireylerden ayıran davranışlardan biridir. Kaygılı baÄŸlanma stiline sahip bireylerin, hernekadar insanlara yakın ve baÄŸlı olma açısından birtakım korkuları olsa da (gerek sosyal gerek romantik iliÅŸkiler açısından terkedilme ve reddedilme korkuları) insanlarla birarada olmaya, onlar tarafından sevilmeye ve onaylanmaya/kabul görmeye duydukları yoÄŸun gereksinim açıktır, bu noktada, gündelik yaÅŸamın birçok alanında olduÄŸu gibi iÅŸ yaÅŸamında da kendilerinden yardım isteyen bireyleri reddetmek yerine özellikle destek olmaya çabalayacakları söylenebilir.      Sumer ve Knight (2001), yaptıkları araÅŸtırmada, baÄŸlanma stilleri açısından aile ve iÅŸ yaÅŸamı arasındaki iliÅŸkiyi/dengeyi incelemiÅŸler ve üç farklı model öne sürmüşlerdir: a) TaÅŸma (spillover) modeline göre, yaÅŸamın bir alanındaki doyumun/mutluluÄŸun artması diÄŸer alanlardaki doyumu da arttırmaktadır (örn, aile yaÅŸamında mutlu olmak iÅŸ yaÅŸamında mutlu olmayı da arttırıyor), b) Karşıtlık (compensation) modeline göre, iÅŸ ve aile yaÅŸamı bir tezatlık ifade eder, her iki yaÅŸam alanı arasında yaÅŸanan doyum miktarı açısından ters bir iliÅŸki vardır (örn., aile yaÅŸamında doyumsuzluk artıkça bireyin iÅŸ yaÅŸamındaki doyumu ya da doyum arayışı artıyor). Karşıtlık modeline göre, çalışanlar, bir alanda doyumsuzluk yaÅŸadıkları durumlarda diÄŸer alanla daha da ilgili hale gelirler, ve c) Bölünme (segmentation) modeli ise, yaÅŸamın bu iki alanının birbirinden ayrı (iliÅŸkisiz) ve bağımsız olduÄŸunu öne sürmektedir. TaÅŸma süreci, iÅŸ ve aile yaÅŸamı arasında pozitif bir iliÅŸki (örn., birindeki doyum arttıkça öbüründekinin de artması) ÅŸeklinde tanımlanabilirken, karşıtlık negatif bir iliÅŸki (örn., birindeki doyum arttıkça öbüründekinin azalması) ÅŸeklinde deÄŸerlendirilebilir. Bölünme ise, arada olumlu ya da olumsuz herhangibir iliÅŸkinin olmadığını ifade eder. Bu araÅŸtırma sonucunda, güvenli baÄŸlanma stiline sahip bireylerin, hem kayıtsız hem de saplantılı baÄŸlanma stiline sahip bireylerden daha fazla oranda aile yaÅŸamlarından iÅŸ yaÅŸamlarına doÄŸru pozitif bir taÅŸma olduÄŸunu belirtmiÅŸlerdir. Budurum, güvenli baÄŸlanma stiline sahip bireylerin, aile iliÅŸkilerinde yaÅŸadıkları doyumun artmasına paralel olarak iÅŸ yaÅŸamlarındaki doyumun da arttığını göstermektedir. Bununla birlikte, yine güvenli baÄŸlanma stiline sahip bireylerin, hem kayıtsız hem de korkulu baÄŸlanma stiline sahip bireylerden daha fazla oranda iÅŸ yaÅŸamlarından aile yaÅŸamlarına doÄŸru pozitif bir taÅŸma yaÅŸadıkları görülmüştür. Bu bulgu da, güvenli baÄŸlanma stiline sahip bireylerin, iÅŸ yaÅŸamlarında doyum saÄŸladıkları oranda aile yaÅŸamlarındaki doyum düzeylerinin de arttığını göstermektedir. Kendilerine karşı olumsuz tutumlara sahip bireylerin (saplantılı ve korkulu baÄŸlanma stilleri), kendilerine karşı olumlu tutumlara sahip bireylerle (güvenli ve kayıtsız baÄŸlanma stilleri) karşılaÅŸtırıldıklarında, aile yaÅŸamlarından iÅŸ yaÅŸamlarına doÄŸru negatif bir taÅŸma yaÅŸadıkları görülmektedir. Bu durum da, hem saplantılı hem de korkulu baÄŸlanma stiline sahip bireylerin, aile iliÅŸkilerinde doyumsuz olduklarında iÅŸ yaÅŸamlarında da doyumsuz olduklarını göstermektedir. Yine bu araÅŸtırmanın bulgularına göre, saplantılı baÄŸlanma stiline sahip bireyler, hem güvenli hem de kayıtsız baÄŸlanma stiline sahip bireylerden farklı olarak, aile yaÅŸamlarından iÅŸ yaÅŸamlarına doÄŸru negatif bir taÅŸma olduÄŸunu belirtmiÅŸlerdir. Bu sonuç, saplantılı baÄŸlanma stiline sahip bireylerin, aile iliÅŸkilerinde doyumsuz olduklarında iÅŸ yaÅŸamlarında da doyumsuz olduklarını göstermektedir. Bu durum da, bu stile sahip bireylerin, duygularına aşırı düzeyde odaklamalarına ve yaÅŸadıkları yoÄŸun olumsuz duyguların etkisine baÄŸlanılabilir. Ayrıca, saplantılı baÄŸlanma stiline sahip bireylerin, iÅŸ yerinde yaÅŸadıkları doyumsuzluÄŸun, kendisini, iÅŸten kaçma, yeterli performans gösterememe, hata yapma vb. gibi faktörlerle gösterdiÄŸi görülmektedir. Bununla birlikte, saplantılı baÄŸlanma stiline sahip bireylerin, diÄŸer üç baÄŸlanma stiline sahip bireylerden daha az oranda bölünme (karşılıklı olarak herhangi bir iliÅŸki ya da etkileÅŸimin olmaması) yaÅŸadıkları görülmüştür. Bu sonuç da, saplantılı baÄŸlanma stiline sahip bireylerin, aile ve iÅŸ yaÅŸamlarının iç içe ve birebir etkileÅŸim halinde bulunduÄŸunu göstermektedir.  Hazırlayan; Uzm. Psk. Tarık SolmuÅŸ





