Gösterim: 123 defa | Yorum yok » | Kategori: Atatürk Hakkında HerÅŸey
ATATÜRK’ÜN OKUTTUÄžU MUSTAFA -Bu cevizleri alırsan, ben de senin paranı alırım! dedim. O, bana bir avuç para verdi, ben ona bir avuç ceviz verdim. Böylece ödeÅŸmiÅŸ olduk. Ayrılacağı sırada, tekrar adımı sordu: -Mustafa, dedim. -Benimki de Mustafa, ama, dedi, yanında “Kemal“i var. Mustafa ile Kemal, bir araya gelirse ne olur?.. Küçük kafamın içi, birdenbire karıştı. İlk defa olarak kendime: (1) Selahattin Güngör, “On Yedi Milyondan Biri-Atatürk‘ün Öksüz Bıraktığı Çocuk Neler Anlatıyor?” Cumhuriyet Gazetesi, Sayı:5213, 15 Kasım 1938, s.3.
Atatürk tarafından 1929 yılında himaye altına alınıp okutulan Yalovalı sığırtmaç Mustafa anlatıyor: “O zaman daha sekiz yaşında idim. 1929 yılının yaz ayları içinde (15 Eylül) bir gündü… Sığırları otlata otlata çiftliÄŸe geliyordum. Derken, uzakta yirmi kadar atlı belirdi… En öndeki atlı bana doÄŸru geliyordu. Yaklaşınca atından indi; çiftliÄŸe nereden gidildiÄŸini soruyordu. Elimle iÅŸaret ettim:
-Siz, yanlış yoldan gelmiÅŸsiniz… ÇiftliÄŸin yolu, ÅŸuradadır!
Bu atlı, benden adımı öğrenmek istedi:
-Mustafa! diye cevap verince gülümsedi:
-Benim de adım Mustafa… Demek adaşız!
Sonra birdenbire: -Gazi‘yi tanır mısın? diye sordu.
-Tanımam! dedim.
-Onu sever misin?
-Severim!
-Niçin seversin?
-PaÅŸa olduÄŸu için severim! Tekrar gülmeye baÅŸladı. Ben, cılız, çelimsiz, hasta bir Çocuktum.”Bu adam, benimle eÄŸleniyor galiba…” dedim. Fakat o, sorgularının arkasını kesmiyordu; bir aralık sordu:
-Sen, ne iş görürsün?
-İşte şu gördüğün sığırları güderim!
-Ne kazanırsın?-Ayda üç lira…
-Peki, söyle bana, ayda üç lira, senede kaç lira eder?..Kendisinin ve yanındakilerin yardımıyla, ayda üç liranın bir senede ne ettiğini hesaplayarak cevap verdim:
-Otuz altı lira eder!
-Sana bu otuz altı lirayı versem, ne yaparsın?
-Hiç!…Almam ki…
-Neden almıyorsun?
-Otuz altı lira çok para… Sonra biraz düşünerek ekledim:
-Neden aldın? diye sorarlar… Tanımadığım yolcu, tekrar gülümseyerek:
-Aferin oÄŸlum, dedi, böyle olmalı… Fakat, bu parayı yol gösterdiÄŸin için veriyorum sana! Kimse bir ÅŸey demez! Hâlâ benimle alay edildiÄŸini sanıyordum. Otuz altı lirayı kabul etmeye bir ÅŸartla razı oldum. Yolda yemek için getirdiÄŸim yarım okka kadar ceviz vardı:
-Sakın, dedim, bu atlı; Mustafa Kemal PaÅŸa olmasın?…Sonra etrafındakilerin ona karşı gösterdikleri saygılı hareketleri hatırlayarak; kararımı verdim:
-Odur!…Odur!…Gazi PaÅŸadır! Ama, kendisine onu tanıdığımı belli etmedim. Giderken sordu:
-Beni, başka bir yerde görsen tanır mısın?..Başımı salladım:
-Tanımaz mıyım ya… Sen Gazi Mustafa Kemal PaÅŸasın! Hayvanlarını dörtnala sürüp gittiler. Ben de sığırlarımı alarak çiftliÄŸe döndüm. Ertesi gün(16 Eylül) kaplıcalara çağırdılar. Kapıdan içeri girince, hiç ÅŸaÅŸalamadım. Hemen gidip elini öptüm:
-Mustafa… dedi, seni çiftliÄŸime kâhya yapacağım! İster misin?.. Sordum: -Kâhya ne demek?
-Çobanların en büyüğü odur! Cevap vermedim. O tekrar sordu:
-Kâhyalık işi için ayda dört lira versem yetişir mi?
-Siz bilirsiniz! dedim. Gülümsedi.
-Hayır,Mustafa… Seni kâhya yapmayacağım, mektebe göndereceÄŸim. Orada okuyup yazma öğreneceksin!Sevindim:
-Mektebe gönderiniz!…Bu, daha iyi … dedim. Aradan yirmi dört saat geçmeden kendimi ÅžiÅŸli’deki Himayei Etfal (Çocuk) Hastahanesinde bulmuÅŸtum. Bana, orada çok güzel bakıyorlardı. Dört ay içinde tanınmayacak kadar deÄŸiÅŸtim. Yüzümün sarılığı kayboldu, iÅŸtahım geldi. Bir gece yarısı hiç unutmam, hastahaneye gelmiÅŸti (21/22 Eylül). DoÄŸruca benim yattığım odaya girdi. Onu görünce ÅŸaşırmıştım. AyaÄŸa kalkmak istedim. Atatürk eli ile engel oldu:
-Sen ayağa kalkmayı bırak da, buradan nasıl çıkacağını düşün! diye gülümsedi. Sonra:
-Hani, dedi, seninle pazarlığa giriÅŸmiÅŸtik, dört lira aylığa razı olmuÅŸtun!Åžimdi ver bakalım hastahane paralarını… Küçüktüm, sığırtmaçtım. Ama, ÅŸaka ettiÄŸini anlamıştım:
-Sen koskoca Gazi PaÅŸasın. Elbette hastahane parasını da verirsin! dedim. Hastahaneden çıktıktan sonra Atatürk, beni gene aratarak, BeÅŸiktaÅŸ’ta 19′uncu İlk Mektebe yazdırdı. BeÅŸiktaÅŸ’daki okula bir yıl kadar devam ettikten sonra Atatürk, beni Maçka’daki Fevziye Lisesine yazdırdı. Lisenin dokuzuncu sınıfında iken, imtihan vererek Kuleli Askerî Lisesine geçtim.” (1)
Ahmet PALAZOÅžLU
Talim ve Terbiye Kurulu Uzmanı / ANKARA





