Gösterim: 300 defa | 1 yorum var » | Kategori: Atatürk Hakkında HerÅŸey
Atatürk’ün Dile VerdiÄŸi Önem Toplumları millet haline getiren en önemli unsur dildir. Dil, duygu ve düÅŸünceyi insana aktaran bir vasıta olduÄŸu gibi, insan topluluklarının bir yığın ve kitle olmaktan kurtaran, aralarında “duygu ve düÅŸünce birliÄŸi” olan bir cemiyet yani ‘millet’ haline getiren en önemli kültürel deÄŸerdir. Ayrıca dil, kültürün temeli olduÄŸu gibi taşıyıcısıdır da… Dili yok ettiÄŸiniz takdirde milli ruh ve kültür diye bir ÅŸey kalmaz. Bu sebeple dili korumak, koruyucu tedbirler almak önemlidir. Bizler Türk‘üz ve dilimiz Türkçe‘dir. Türkçe; dünyanın en eski, köklü ve en zengin iki dilinden biridir. Dil bilimcilere göre; kelime türetme yeteneÄŸi bakımından da dünyanın en güçlü dilidir. Her konuya ve duruma göre karşılık vermeye en müsait dil yine Türkçe‘dir. Ayrıca Türkçe, yazıldığı gibi okunması özelliÄŸiyle de gıpta edilen bir dildir. Türk dilinin bu güzelliÄŸini ve gücünü bilen, Türk dili konusunda önemli çalışmalara imza atan en önemli kiÅŸi, hiç ÅŸüphe yoktur ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Büyük Önder Atatürk‘tür. Atatürk, Türk dili konusunda; “Türk milletinin dili Türkçe‘dir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sever ve onu yüceltmek için çalışır. Bir de Türk dili, Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiÄŸi nihayetsiz felaketler içinde ahlakının, an’anelerinin, hatıralarının, menfaatlerinin, kısacası bugün kendi milliyetini yapan her ÅŸeyin dili sayesinde muhafaza olunduÄŸunu görüyor. Türk dili Türk milletinin kalbidir, zihnidir.” diyerek hem Türk diline verdiÄŸi önemi, duyduÄŸu sevgiyi belirtmekle beraber, Türk dilinin büyüklüÄŸünü ve Türk milleti için önemini ortaya koymuÅŸtur. Atatürk, bir dil bilimci deÄŸildi. Ancak, dile sadece bir devlet adamı ya da siyasetçi gözüyle de bakmıyordu. O, dilin bir milleti meydana getiren unsurları bir arada tutan en önemli etken olduÄŸunu biliyordu. 1931 yılında söylediÄŸi sözle bunu açıkça beyan etmiÅŸti. “Milletin çok açık niteliklerinden biri de dildir. Türk milletindenim diyen insan her ÅŸeyden önce ve kesinlikle Türkçe konuÅŸmalıdır. Türkçe konuÅŸmayan bir insan Türk kültürüne, Türk toplumuna baÄŸlı olduÄŸunu iddia ederse buna inanmak doÄŸru deÄŸildir.” Ayrıca Atatürk‘ün, dil konusundaki hassasiyeti eski tarihlere dayanmaktaydı. 1916 yılında okuduÄŸu ÅŸiir kitaplarına dil konusunda notlar düÅŸmesi bunun açık delilidir. Atatürk’ün Edebiyatla İlgili GörüÅŸleri Atatürk’ün her türüyle üzerinde durduÄŸu bir sanat dalı da edebiyattır.
Bu cümlede, üzerinde kısaca da olsa durulması gereken bazı önemli konulara yer verilmiÅŸtir. Bir kere Atatürk için, edebiyat, geçirilmesi güç zamanlarda uyandırıcı, hedeflendirici ve yürütücü bir vasıtadır. Ancak dikkat olunacak husus, bu vasıtanın yıkıcı deÄŸil, fedakar, kahraman ve yapıcı bir vasıf taşımasıdır. Sonra Atatürk’ün milli, daha dorusu hamasi bir edebiyat zevk ve anlayışı olduÄŸu ortaya çıkmaktadır. Atatürk’ün, edebiyatı, cemiyetin hal ve istikbalini koruyan ve daima koruyacak olan bir terbiye ve eÄŸitim aracı saydığı da ortaya çıkmaktadır.
Edebiyatın tanımını yapan Atatürk der ki:
Edebiyat denildiÄŸi zaman ÅŸu anlaşılır: Söz ve manayı, yani insan dimağında yer eden her türlü bilgileri ve insan karakterinin en büyük duygularını, bunları dinleyenleri veya okuyanları çok alakalı kılacak surette söylemek ve yazmak sanatı.Bugün içindir ki edebiyat, ister nesir halinde olsun, ister nazım ÅŸeklinde olsun, tıpkı resim gibi, heykeltıraÅŸlık gibi, bilhassa musiki gibi, güzel sanatlardan sayıla gelmektedir.
Bu tanımdan sonra edebiyatın amaç ve hedefini çizmiÅŸ.
beÅŸeriyette en müspet ilim ve en ince teknik esaslarına dayanan hayatla ve kanla karşılaÅŸmak kendileri için alında yazılı olan askerlik gibi yüksek bir idealist meslek dahi, kendini içinde bulunduÄŸu topluma anlatabilmek ve bu büyük insanlık ve kahramanlık yolculuÄŸuna hazırlayabilmek için, uyandırıcı, hedefleyici, yürütücü ve nihayet fedakar ve kahraman yapıcı vasıtayı edebiyatta bulur.
Åžair Halit Fahri Ozansoy’a 29 AÄŸustos 1928 akÅŸamı Dolma bahçe Sarayı’nda Türk inkılabı ÅŸairinin nasıl olması gerektiÄŸini ÅŸu ÅŸekilde açıklamıştır.
Mutlak dahil olduÄŸun parlak Türk devrinde ÅŸair olduÄŸunu ispat edeceksin. Åžiirlerin ÅŸen, ÅŸatır fakat Türk milletinin sürur, ÅŸetaret, faaliyet, his ve hareketlerini terennüm edecektir. Buna mevcudiyetini hasredeceksin.





ya çok güzel debide ingilizcesini yazsaydınız daha güzel olurdu bence…