Gösterim: 143 defa | Yorum yok » | Kategori: Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
ESMÂÜL HÜSNA ALFABETİK LİSTESİ Allah : Yaratan, yapıp-eden, ezeli, ebedi olan, varlığında baÅŸkasına muhtaç olmayan, eÅŸsiz, ortaksız kudret. Afüvv : Affeden, hataları, günahları bağışlayan. Ahad : Zatında, varlığında tek olan Âhir : Sonu olmayan. A’lâ : En yüce A’lem : En iyi bilen Âlim : Tüm bilgilerin kaynağı olan, her ÅŸeyi gereÄŸince bilen. Alim : Her ÅŸeyi bilen, bilgi bakımından eÅŸi benzeri olmayan. Aliyy : YüceliÄŸin kaynağı ve sahibi. Ulu Azim : UluluÄŸun kaynağı ve sahibi, çok yüce Aziz : Kudret ve onurun kaynağı ve sahibi. Çok güçlü, çok onurlu Bâri : Var eden, varoluÅŸu kotarıp yöneten Basir : Görme gücünün kaynağı, en iyi ÅŸekilde gören. Her ÅŸeyi gören. Bâtın : Gözle görülemeyen, her ÅŸeyde kendinden bir güç bulunan. Bedi’ : Var eden, yarattıklarını ahenk ve güzellikle donatan. Berr : İyilik ve lütfu sonsuz olan. EÅŸsiz cömert. Câmi : Toplayan, bir araya getiren. MahÅŸer günü tüm insanları, hesap vermek üzere huzuruna toplayan. Cabbâr : Yapılmasına karar verdiÄŸi ÅŸeyi, dilediÄŸinde zorla yaptıran. Ekrem : Cömertlerin cömerdi, cömertliÄŸi sonsuz. Evvel : İlk. BaÅŸlangıcına zaman belirlemek söz konusu olmayan. Fâlık : Yarıp parçalayarak ortaya yeni bir ÅŸey çıkaran; tohumun ve dânelerin içinden yeni bir ÅŸey çıkaran. Fâtır (Fâlık) : Yaratan. Birtakım varlıkları yarıp parçalayarak yeni varlıklara ve oluÅŸlara vücut veren. Fettâh : Açan. Fetih ve zafer lütfeden. Kolaylık saÄŸlayan. Gaffâr : DilediÄŸinden, günahları beklenmedik ÅŸekilde affeden. Gâfir : Bağışlayıcı, affedici. Gafür : Sürekli bir biçimde günahları affeden. Galib : Her hal ve ÅŸartta galip gelen. Gani : Zengin. ZenginliÄŸi sınırsız olan. Yanında herkesin yoksul kaldığı kudret. Haalik : Yaratan, var eden. Habir : Her ÅŸeyden en iyi biçimde haberdar olan. Hâdi : Hidayet veren. DoÄŸruya, iyiye ve güzele kılavuzlamada en yüce kudret. Hafiy : Lütufkâr. Hâfız : Koruyan, her ÅŸeyi ezberinde tutan. Hafiz : Koruyup gözeten. Her ÅŸeyi kontrol ve gözetimi altında tutan. Hakim : Tüm hikmetlerin kaynağı. Her yaptığında mutlaka bir hikmet bulunan. Hakk : GerçeÄŸin kaynağı ve belirleyicisi. Her yaptığı ve emri gerçeÄŸe en uygun olan. Hakkın ve hukukun kaynağı kaynağı ve belirleyicisi. Halim : Davranışlarında yumuÅŸak ve ÅŸefkatli. Sertlik ve katılıktan uzak olan. Hallâk : Yaratışı sürekli olan. Yarattıklarında sürekli yeni boyutlar ve türler oluÅŸturan. Yaratışındaki yoÄŸunluk ve çeÅŸitliliÄŸi izlemek mümkün olmayan. Hâmid : Her türlü övgünün sahibi ve muhatabı olan. DilediÄŸini, dilediÄŸi ÅŸekilde öven. Hasib : En iyi ve en hassas biçimde hesap soran. Tüm yarattıklarını ince bir hesaba uygun olarak var eden. Hayy : Sürekli diri. hayatın kaynağı. Kendisi için ölüm sözkonusu edilemeyen. İlah : Tapılmaya layık tek kudret. Yüce, eÅŸsiz. Kaadir : Kudretin kaynağı ve sahibi. Kaahir : Yarattıkları üzerinde hüküm ve egemenlik kuran. dilediÄŸinde kahır ve baskıyla sindiren. Kadir : Gücü her ÅŸeye ulaÅŸan, her ÅŸeyde hissedilen. Kâfi : Hem kendisine hem de yarattıklarına yeten. Kullarının her türlü istek ve ihtiyaçlarına, araya baÅŸkası girmeksizin cevap veren. Kahhâr : GerçeÄŸi örtüp, buyruklarına karşı çıkan inkarcıları kahrı altında ezen. Karib : Çok yakında olan. Kullarına ÅŸah damarından daha yakın olan. Yakarış ve çaÄŸrıları duymada hiçbir aracıya, alete gerek bırakmayan. Kavi : Gücü bizzat kendinden olan. Gücünü kullanmada hiçbir buyruÄŸa ve yönlendirmeye muhtaç olmayan. Kayyûm : Kudretin kaynağı. Kudretiyle her ÅŸeyi kıvamında tutan. Kebir : Tüm büyüklük ölçülerinin kavrayamayacağı ÅŸekilde büyük olan. Kerim : Lütfu hep iÅŸleyen, cömert. Kuddûs : Tüm kutsallıkların kutsadığı tüm varlığın tesbih edip yücelttiÄŸi. Tüm noksanlıklardan arınmış, tüm yüceliklerle donanmış olan. Lâtif : Gözle görülmeyen. Lütfu ve bağışı çok olan. Malik : Sahip olan. Mecid : Cömertlik ve ululuÄŸun kaynağı, cömert ve ulu. Melik : Güç, saltanat ve yönetimin en yüce sahibi. Melîk : Mülk ve saltanatı dilediÄŸi gibi dağıtan. Metin : Her hal ve tavır karşısında sebat ve dayanıklılığını koruyan. Güçlü, zorlu. Mevlâ : Koruyup gözeten, destek veren. Sevdiklerinin her hal ve ÅŸartta yanında bulunan. Mucîb : En iyi ÅŸekilde, en kısa zamanda cevap veren. Kullarının istek ve yakarışlarına aracısız cevap veren. Muhît : Her ÅŸeyi çepeçevre kuÅŸatan. Muhyî : Yaratan, hayat veren. ölüleri dirilten. Mukît : Yarattıklarının gıda sistemlerini, beslenme tarzlarını belirleyen ve her birinin gıdalanmasını yerli yerince düzenleyen. Muktedir : Gücünü, kendisi tarafından belirlenen ölçüler ve planlar dahilinde görünür hale getiren. Gücünden, yarattıklarına belli oranlarda nasip veren. Musavvir : Åžekil, renk ve desen veren. Görünüş kazandıran, görünüşü ahenkli kılan. Müheymin : Hükmü altında tutan. Yarattıklarının, kendisi tarafından belirlenen ölçülere uygunluÄŸunu denetleyen. Mümin : İnanan, güvenen. İnsana bir takım emanetler bırakan. Güven ve iman sunan. Kendisine iman edenlerle yakın iliÅŸkiler içinde olan. Müsteân : Darda ve zorda kalanın baÅŸvurduÄŸu, yardım dilediÄŸi kudret. Kendisinden yardım ve destek istenen. Müteâl : AÅŸkın, yüce. Akıl ve bakış ölçülerinin ulaÅŸamayacağı boyutlarda olan. Mütekebbir : Ululuk ve yüceliÄŸin kaynağı olan. Kibre, böbürlenmeye sapanları hizaya getiren. Nasir : Yardım eden. Yardım etmede yer, zaman ve sınırı kendisi belirleyen. Nûr : Işık. Işığın aydınlığın, yol gösteriÅŸin, erdiriÅŸin kaynağı ve yöneticisi olan. Rab : Besleyip, terbiye edip eÄŸiten. Yarattıklarını belirlediÄŸi bir programa uygun olarak, birtakım hedeflere götüren. Tekâmülü programlayıp yöneten. Râhim : Rahmet ve merhameti sınırsız olan. Dünya hayatını buyruklarına uygun biçimde yaÅŸayanlara, ölüm sonrasında özel rahmet sunan. Rahman : Rahmeti sonsuz olan. kendisine inanan-inanmayan herkese rahmet ve merhametinin tüm nimetlerini ayrım yapmaksızın sunan. Rakîb : Kontrol eden, gözleyip gözetleyen. Raûf : Acıma, ÅŸefkat ve esirgemesi sınırsız olan. Refi’ : YüceliÄŸin sahibi ve tüm yüceliklerin dağıtıcısı olan. DilediÄŸini, dilediÄŸi makam ve yüceliÄŸe çıkaran. Rezzâk : Yarattığı tüm varlıkların rızıklarını bol bol veren. Samed : Tüm ihtiyaçların, niyetlerin, övgülerin, yakarışların yöneldiÄŸi eÅŸsiz kudret. Selâm : Esenlik, barış ve mutluluÄŸun kaynağı. Esenlik, barış ve mutluluÄŸun nasıl saÄŸlanacağını gösteren. Semî’ : En iyi ÅŸekilde iÅŸiten, duyan. Her ÅŸeyi iÅŸitip duyan. Şâkir : Şükredenleri duyup ödüllendiren. Kendisine şükredenlere teÅŸekkür eden. Åžehîd : En yüce tanık. Her ÅŸeyi görüp gözetleyen. İnsana, görüp gözetleme, tanıklık etme gücü veren. Åžekûr : Bütün şükürlerin yöneldiÄŸi kudret. Şükredenlere daha fazlasını veren. Şükredenlere teÅŸekkür eden. Tevvâb : Tövbeleri çok kabul eden. Tövbe nasip eden. Kendisine yönelenlerin, bu yöneliÅŸlerini karşılıksız bırakmayan. Vehhâb : Bağışı sınırsız olan. sürekli ve sınırsız bir biçimde bağışta bulunan. Vâhid : Sıfatlarında, özelliklerinde tek ve biricik olan. Kullarının, ibadet ve yöneliÅŸlerinde kendisine herhangi bir varlığı eÅŸ ve aracı tutmamalarını isteyen. Vâris : Bütün mülk ve saltanatların, sonunda kendine teslim edildiÄŸi kudret. DilediÄŸini, dilediÄŸine mirasçı kılan. barış severleri mülk ve yönetime sahip kılmayı esas alan. Vâsi : Kudret ve beliriÅŸi süreçle açılıp saçılan. Varlığı sürekli geniÅŸleten. Yaratışı ve yarattıklarını dilediÄŸi ÅŸekilde artırıp geniÅŸleten. Vedûd : Sevginin kaynağı olan. Seven. Sevdiren. Sevme-sevilme iliÅŸkisini kotaran. Tüm sevgilerin en son ve en yüce gayesi olan. Vekîl : Gücü ve yönetimi kullanan. Kendisine teslim olanlara vekalet eden. Son söz ve yetkiyi elinde bulunduran. Velî : Dost, yardımcı, destek veren. Kendisine inananların dostluÄŸunu kabul eden. Kendisine inananların en güvenilir dost olarak yalnız kendisini kabul etmelerini isteyen. Zâhir : Her ÅŸeyde tecelli eden. Tüm yarattıklarında kendisinden görünebilir izler, iÅŸaretler bulunan. Bu makale okuogren.com yazarı FERO CREATION tarafından SADECE düzenlenmiÅŸtir. Makale yazarına teÅŸekkür ederiz, kendisi bize ulaÅŸtığı takdirde ismini ekleyeceÄŸiz.





