Gösterim: 299 defa | Yorum yok » | Kategori: Performans Proje Ödevleri
Dayanıklı Tatarcık Larvaları Nijerya’da yaÅŸayan bazı tatarcıkların larvaları kayalıklarda bulunan derin olmayan gölcüklerde yaÅŸar. Kayalık gölcüklerinin suyu çekildiÄŸinde larvalar da vücutlarındaki suyun %92′sini kaybederek kurur ama ölmezler. Bu özellikleri sayesinde larvalar 1000C’den daha yüksek ısılara bile dayanabilir. Öyle ki, kurumuÅŸ larvalar 10 yıl sonra bile suyun içerisine konulduklarında birkaç saat içinde normal hayatlarına geri dönebilir. Tatarcıkların vücutlarının %92′si kurumuÅŸken tekrar yaÅŸama dönebilecek bir yapıya sahip olmaları, Allah’ın varlığının ve üstün kudretinin sayısız delilinden yalnızca bir tanesidir. Jill Bailey, Anticipating The Seasons, s. 30 Sümsük KuÅŸları Allah yarattığı tüm canlılara birbirinden farklı özellikler vermiÅŸtir. ÖrneÄŸin sadece kuÅŸların arasında bile binlerce farklı çeÅŸitte üreme, yuva yapma, avlanma ve beslenme ÅŸekilleri vardır. Bu ÅŸekillerden tek bir tanesini incelemek bile Allah’ın sınırsız gücünü görmek için yeterli olacaktır. Dünyadaki çok sayıdaki kuÅŸ çeÅŸidinden Sümsük kuÅŸlarını ele alalım. Sümsük kuÅŸları öncelikle çok iyi birer dalıcıdır. Kanatlarını çırparak ya da süzülerek uçtukları 30 metre kadar yükseklikten gözlerine kestirdikleri balıkları avlamak için kanatlarını kapatır, ok gibi dimdik suya dalar. Ilıman ve sıcak bölgelerde yaÅŸayan bu kuÅŸlar zamanlarını büyük ölçüde denizlerde geçirir, kıyılarda ya da adalarda koloniler halinde ürerler. Kolonideki yuvalar deniz yosunları ve çamurdan yapılmıştır. Kuzey yarı kürede yaÅŸayan Sümsük kuÅŸları bir, Güney yarı kürede yaÅŸayanlarsa iki tane yumurta bırakırlar. İki aylık olduklarında eriÅŸkinler tarafından yalnız bırakılan yavrular açlık hissiyle av bulmaya çıkar ve çoÄŸu kez yuvalarından çıktıklarında hemen uçmaya baÅŸlarlar. Temel Britannica Ansiklopedisi, Cilt 6, s. 204 Çakır KuÅŸu Çakır kuÅŸu yırtıcı atmacalardan biridir. Havada süzülürken 800-1000 m. yukarıdan tavÅŸan yavrularını fark edebilecek kadar keskin gözlere sahiptir. Çok usta bir avcı olmasına raÄŸmen Çakır kuÅŸunun avlanırken baÅŸarılı olamadığı zamanlar da vardır. Çakır kuÅŸu tavÅŸan ve diÄŸer memelileri yakalamak için dalışa geçtiÄŸinde yakınlarında KarakuÅŸlar’ın özellikle Alkanatlı KarakuÅŸlar’ın bulunması bir dezavantajdır. Çünkü bu kuÅŸlar acı çığlıklar atarak tavÅŸanlara Çakır kuÅŸunun geldiÄŸini haber verirler. Bu da Çakır kuÅŸunun avını kaçırması demektir. Bilim ve Teknik Dergisi, AÄŸustos 1986, s. 33 Sperm Balinaları Sperm balinalarının diÅŸileri ve erkekleri normal zamanlarda birbirlerinden ayrı yaÅŸar. Tercih ettikleri sular birbirlerinden tamamen farklıdır. DiÅŸiler yaÅŸamlarının büyük bir kısmını sıcak iklime sahip tropikal ve astropikal sularda geçirir, erkekler ise dev boyutlardaki mürekkep balıklarını avlamak için Kuzey Kutbu ve Antartika denizlerinin derinliklerine dalar. DiÅŸilerden üç kat daha ağır olan erkek balinalar sadece çiftleÅŸmek için tropikal bölgelere gelir. Erkek Sperm balinaları 20 m. uzunluÄŸa sahip dev canlılardır. Tüm hayvanlar içinde en büyük beyne sahiptirler ve beyinleri ÅŸekil ve büyüklük olarak bir basketbol topuna benzer. International Wildlife, May/June 1995, s. 8 AÄŸaç KurbaÄŸaları AÄŸaç kurbaÄŸalarından Hyla arborea kendi boyutuna göre çok uzun bacakları olan (yaklaşık olarak 5 cm.) orta büyüklükte bir kurbaÄŸadır. Bu kurbaÄŸa gece faaliyet gösterir ve parlak yeÅŸil rengiyle gün boyunca mükemmel bir kamuflaj örneÄŸi sergiler. Bu sayede düşmanlarına yem olmaktan kurtulur. AÄŸaç kurbaÄŸaları oldukça çevik, hareketli hayvanlardır. En ince dallara bile rahatça tırmanabilir, buralarda hiç zorlanmadan yürüyebilirler. Küçük Cricket kurbaÄŸası ise (Acris gryllus) Kuzey Amerika’da yaÅŸayan 3 cm. boyunda bir aÄŸaç kurbaÄŸasıdır. Ve kendi boyunun 3 katı kadar sıçrayabilir. Yapışkan tabanları bu kurbaÄŸaların dallara ve yapraklara tırmanabilmelerini saÄŸlar. Uzun ince ayak parmakları da böcekleri yakalamaya çalışırken aÄŸaç dallarını sıkıca kavrayabilmelerine yardımcı olur. Geceleyin avlanan bu kurbaÄŸalar çok keskin bir görüş gücüne sahiptirler. Guinnes Books, Remarkable Animals, A Unique Encyc. of Wildlife Wonders, s. 203 Klorofilsiz Orkideler Avustralya’daki Rhizenthella gardneri adlı orkide bütün ömrünü toprak altında geçirir. Orkidenin gövdesi çok kırılgandır ve ucunda tek bir çiçek vardır. Gövdesinin etli beyaz ve leylak renkli bölümünde kırmızı ve pembe renkli çiçekleri bulunur. Yaprakları ise saydamdır. Fotosentez yaparak besin üretmesini saÄŸlayan klorofil maddesine sahip deÄŸildir. Bu orkidenin bütün besinini gövdesinin içine uzantılarını salmış olan bir mantar türü saÄŸlar. Görüldüğü gibi toprak altında yetiÅŸen bir bitkinin büyüyebilmesi için gerekli olan sistem özel olarak tasarlanmıştır. Orkide ve mantarın birarada yaÅŸamasıyla ortaya çıkan bu birliktelik hiç kuÅŸkusuz ki Allah’ın yaratma sanatının örneklerinden biridir. Bilim ve Teknik Dergisi, Åžubat 1985, s. 32 Sarı Kelebek ve Orkide Arasındaki Ortaklık Bir buçuk ayak orkidesinin nektarı 30 cm. kadar derindedir. Nektarı bu kadar derinde olan bir çiçeÄŸin döllenmesi oldukça zordur. Bu çiçeklerin nasıl olup da çoÄŸaldıkları sorusunun cevabını merak eden bilim adamları çeÅŸitli araÅŸtırmalar yapmışlardır. AraÅŸtırmaların sonunda bu orkidenin, kullanmadığı zaman aÄŸzında yumak gibi sarılı duran 25 cm.lik dili olan bir kelebek türü tarafından döllendiÄŸi bulunmuÅŸtur. Bu kelebek, ismi “sarı kelebek” anlamına gelen Xanthropan morgani predicta’dır. Bilim ve Teknik Dergisi, Åžubat 1985, s. 32 Anoller’in Renkli Keseleri Anoller baÅŸları üçgen biçiminde, uzun çeneli bir kertenkele türüdür. İnce vücutları ve kamçıya benzer kuyrukları vardır. Ayaklarında ise hem sivri tırnakları hem de eklemlerinden birinde oluklar ÅŸeklinde yapışkan yastıkçıklar vardır. Anol bunların yardımıyla dimdik duvarlara bile tırmanabilir. Erkeklerin boyunlarında ise yassı bir kese bulunur. Bu kese heyecanlandıkları zaman kaslar yardımıyla geniÅŸler. O zaman deri de gerilir ve pullarının arasındaki ilginç ve renkli ÅŸekiller ortaya çıkar. Hayvanlar Ans., C.B.P.C Publishing, Sürüngenler, s. 154 Bombus Arıları Bombus, renkli tüyleri olan, türdeÅŸlerine göre oldukça iri yapılı ve genelde toprak altında yaÅŸayan bir yaban arısı türüdür. Bombuslar’ın uzun dilli türleri, çiçek borusu uzun olan çiçeklerden de çiçek tozu ve bal özü alabilir. Bu, diÄŸer arılar için oldukça zor hatta imkansız bir iÅŸlemdir. Hatta bazı türler, bal özüne ulaÅŸabilmek için önce çiçeÄŸin dış kısmını ısırır ve açtıkları delikten dillerini içeri sokarak kolayca beslenir. Bombuslar’ın göğüs bölgesinde tutunma ve yürümeyi saÄŸlayan üç çift bacakları vardır. Bu bacaklardan birinci çift, antenlere bulaÅŸan çiçek tozlarını ve diÄŸer tozları temizlemek için özel temizlik gereçleri ile donatılmıştır. Bu sayede koku alma organı olan antenler sürekli temiz tutulur. Bombuslar’ın diÄŸer bacaklarında çiçek tozu taşımak için sepetçikler ve çiçek tozlarını doldurmaya, gerektiÄŸinde sıkıştırmaya yarayan fırçalar bulunur. Bombuslar vücut ağırlıklarının yarısı kadar yükü rahatlıkla taşır. Bu arılar zar ÅŸeklindeki iki çift kanatları sayesinde uçar. Birinci çift kanadın arka kenarında, ikinci çift kanadın ise ön kenarında bir seri kanca bulunur. Bunlar uçuÅŸ sırasında birbirine kenetlenir, böylece ön ve arka kanatlar birlikte ve daha güçlü hareket edebilir. Bunun dışında uçuÅŸ için ısı üretimi de zorunludur. Aktif olarak uçan bir Bombus’ta gövde bölgesinin sıcaklığı 35-40oC olur. Bunun için Bombuslar uçuÅŸa geçmeden önce belli bir süre ısınır. Aslan M. B. “DoÄŸu Akdeniz Bölgesinde Bombus Arı Türleri Üzerine Faunistik ve Taksonomik Çalışmalar”, Ç. Ü. Fen Bil. Ens. Bitki Koruma Ana Bilim Dalı Yük. Lisans Tezi, Adana, 1997 Yılan Boyunlu KaplumbaÄŸalar Yılan boyunlu kaplumbaÄŸaların en önemli özellikleri uzun boyunlarıdır. İlginç bir görünümleri olan ve tatlı sularda yaÅŸayan bu canlılar sığ suda dipte yatarken bile uzun boyunları sayesinde kolaylıkla nefes alabilir. Bu kaplumbaÄŸaların baÅŸka bir türü “Kokulu kaplumbaÄŸa” olarak bilinir. Kokulu kaplumbaÄŸalar ürktükleri zaman dört bacaklarının dibindeki bezlerden çok keskin bir koku çıkarır. Hayvanlar Ans., C.B.P.C Publishing, Sürüngenler, s. 130 Okyanustaki Antifrizli Balıklar SoÄŸuk denizlerde yaÅŸayan balıkların derileri ya da solungaçları buzla temas ederse vücut sıvıları hemen donmaya baÅŸlar ve sonunda balıklar ölürler. Bunun nedeni vücut sıvılarında oluÅŸan buz kristallerinin süratle artmasıdır. Bütün olumsuz koÅŸullarına raÄŸmen soÄŸuk bölgelerde yaÅŸayan pek çok balık türü vardır. Bu bölgelerdeki bazı türler deniz suyu sıcaklığının -1.80C olduÄŸu derin sulara çekilerek donmaktan kurtulurlar. Ancak Antartika’da bu sıcaklık derecesinin çok altında sıcaklıklarda bile yaÅŸayabilen balıklar da bulunmaktadır. Bunu Allah’ın kendileri için yaratmış olduÄŸu özel vücut sistemleri sayesinde baÅŸarmaktadırlar. Bu balıkların kanlarının içinde bir araba radyatöründeki antifriz (donmayı engelleyen) maddesi gibi iÅŸleyen kimyasal maddeler vardır. Bu kimyasallar Antartika Okyanusu’nun en düşük sıcaklıklarında bile balıkların vücutlarını donmaktan kurtarmaktadır. Michael Scott, The Young Oxford Book of Ecology, s. 47





