Gösterim: 330 defa | Yorum yok » | Kategori: Performans Proje Ödevleri
Kırmızı Yarasaların Dayanıklılığı Kırmızı yarasalar tek baÅŸlarına ya da gruplar halinde aÄŸaçlarda ya da çalılıklarda tüner. Bu ÅŸekilde aÄŸaç gövdesini siper edinerek kolaylıkla gizlenebilirler. Koyu kırmızı renkleri çok etkili bir ÅŸekilde kamuflaj yapmalarını saÄŸlar. Yaptıkları kamuflaj o kadar etkilidir ki, özellikle sonbahar ayı süresince düşmanları onları ölü yaprak zanneder. Ayrıca kırmızı yarasalar çok iyi birer uçucudur. Öyle ki diÅŸi yarasa iki ya da üç yavrusu kürküne yapışmış olduÄŸu halde onları taşıyarak uçabilir. Bu yük diÅŸinin kendi vücut ağırlığını aÅŸmaktadır. Kanada ve Kuzey Amerika’da yaÅŸayan kırmızı yarasa nüfusunun çoÄŸu kışın güneye doÄŸru göç eder. Bazı türler kışlarını Kuzey Amerika’da geçirmek için 2000 km. kadar yolculuk yapabilir. Kırmızı yarasaların baÅŸka bir özellikleri de ağır bir kürke sahip olmalarıdır. Ayrıca diÄŸer yarasalar arasında en fazla kırmızı kan hücresine sahip olan tür de kırmızı yarasalardır. Kış uykusuna yattığında soÄŸuÄŸa maruz kalan vücut bölgelerini minimuma indirmek için bir top gibi kıvrılarak uyur. Kış uykusuna yattıkları zaman dokuları 260C kadar düşük ısılara bile rahatlıkla dayanabilir. Guinness Books, Remarkable Animals, A Unique Encyc. of Wildlife Wonders, s. 21 Akgerdanlı Serçeler Akgerdanlı serçeler, belirgin biçimde beyaz bir boyuna ve siyah-beyaz çizgili bir baÅŸa sahip olan kuÅŸlardır. Kuzey Amerika’da yaÅŸarlar. Akgerdanlı serçelerin erkeklerinin her birinin kendilerine ait bölgeleri vardır. Bu bölgeyi korumak için erkekler savunma ötüşleri yapar. Bütün Akgerdanlı erkek serçeler temelde aynı ezgiyle öter, ama her erkek, türe özgü olan bu ezgiye sadık kalırken bir yandan da bazı deÄŸiÅŸiklikler yapar. ÖrneÄŸin perdede hafif bir deÄŸiÅŸiklik yaparak ÅŸarkıya kendi özelliÄŸini katar. Bu deÄŸiÅŸiklik sayesinde diÄŸer erkek ve diÅŸi kuÅŸlar bölgenin kime ait olduÄŸunu hemen anlar. İlkbaharda erkek kuÅŸlar, diÅŸilerin yuva yaparak yavrularını büyüttükleri, her biri yaklaşık 3.000 m2. geniÅŸliÄŸe sahip olan üreme alanları oluÅŸturur. Elektrik Üreten Balıklar Elektrik üreten balıklardan torpil balığı 1000 voltluk elektrik üretebilir. Bu, inanılması güç bir özelliktir, çünkü bu güçte bir elektrik bütün bir evi aydınlatabilmek için yeterlidir. Dolphin Log, July 1992, s. 19 Deve KuÅŸlarının İlginç Kuluçka Sistemleri Deve kuÅŸlarının ilginç bir kuluçka sistemleri vardır. Sürü halinde yaÅŸayan deve kuÅŸlarından yarım düzine kadarı, yumurtalarını ortak bir yuvaya bırakır. Hiçbir özelliÄŸi olmayan sadece sığ bir çukur olan bu yuvada her biri 1.5 kg. gelen 40 kadar yumurta bulunur. Yumurtaların tümünü koruma görevi tek bir diÅŸi deve kuÅŸuna aittir. Kuluçkaya yatan diÅŸiye bir erkek kuÅŸ yardım eder. Ancak diÅŸi kuÅŸ sadece 20 kadar yumurtanın üzerinde yatabilir. Bu nedenle fazla yumurtaları yuvanın dışına iter. Yapılan incelemeler sonucunda deve kuÅŸlarının bu itme iÅŸlemini rastgele yapmadıkları bulunmuÅŸtur. Deve kuÅŸu kendi yumurtalarını kuluçkaya yatacağı yumurtaların arasına alırken, baÅŸka diÅŸilere ait olan yumurtaları ise dışarıya atmaktadır. Bu ayrımı deve kuÅŸunun nasıl yaptığını bulabilmek için bilim adamları yumurtalara numaralar vermiÅŸlerdir. Yumurtaların yerini deÄŸiÅŸtirerek, eski ve yeni yumurtalar karıştırılarak yapılan tüm deneylerde sonucun deÄŸiÅŸmediÄŸi görülmüştür. Bilim adamlarının vardıkları sonuç deve kuÅŸlarının yumurtalarını, yüzeylerindeki deliklerin dağılımı sayesinde tanıdıkları olmuÅŸtur. Bütün yumurtaların kabuklarında, civcivin nefes almasına imkan veren minik “hava delikleri” vardır. Bu deliklerin kabuk üzerindeki yerleri her yumurtada biraz farklıdır. İşte bu delikler sayesinde deve kuÅŸlarının yumurtalar arasında ayrım yapabildiÄŸi düşünülmektedir. Marian Stamp Dawkins, Through Our Eyes Only?/The Search For Animal Consciousness, s. 38-39 Antifriz Sistemli Canlılar Buzul yaykuyruklusu ve kar piresi çok düşük sıcaklıklarda bile hayatta kalabilen canlılardır. Donma noktasının altındaki sıcaklık derecesinde birçok hayvan hareketsizleÅŸir ya da ölür, fakat buzul yaykuyruklusu bu sıcaklık derecesinde rahatlıkla hareket edebilir ve sıçrayabilir. Bu dayanıklılıklarının nedeni vücutlarındaki antifriz sistemi dir. Bu sayede her iki canlı da çok düşük sıcaklıklarla bile baÅŸa çıkabilmektedirler. Hatta bazıları bir buzulun içerisinde hiçbir zarar görmeden 3 yıl boyunca yaÅŸayabilir. Yaykuyruklular, yaylarını bir kaçış mekanizması olarak kullanırlar. Bu yay, vücutlarının alt kısmında arkaya doÄŸru kıvrılmış olan ek parçadır. Bu ek parça (furcula) genellikle uç kısımda çatallaÅŸmaktadır. Guinness Books, Remarkable Animals, A Unique Encyc. of Wildlife Wonders, s.207 Mantar Sivrisinekleri Mantar sivrisinekleri Yeni Zelanda’da maÄŸaralarda, içi boÅŸ aÄŸaçlarda ya da karanlık ve nemli yerlerde yaÅŸayan küçük, sineÄŸe benzeyen böceklerdir. Bir tür mantar sivrisineÄŸi kendi ürettiÄŸi salgı ile ÅŸeffaf bir tüpe benzeyen bir yuva yapar. Bu tüpten, her biri 50 cm. uzunluÄŸunda olan ve dışı yapışkan bir madde ile kaplı olan lifler sarkar. Böceklerin larvaları bu tüpün içinde yaÅŸar ve ışıklı kuyruklarını lifleri aydınlatmak için kullanırlar. BulunduÄŸu yerden 70 cm.’ye kadar uzayabilen lifler larvanın yuvasından aÅŸağıya doÄŸru sallanır ve üzerlerindeki yapışkan tabakayla böceklere tuzak kurmaya hazır halde beklerler. Tatarcıklar, güveler ve diÄŸer böcekler bir süre sonra bu parıldayan perdenin cazibesine kapılır. Böcek bu liflerden birine dokunduÄŸunda, yapışkan damlaların tuzağına düşer. Kaçmaya çalıştığında ise titreÅŸimler lifi hareketlendirir ve tüpün içinden çıkacak olan larvayı alarma geçirir. Larva sanki balığı sürükleyen olta gibi ipi çeker ve avını yutar. Larvanın ucundaki ışık, vücudunun içindeki kimyasal reaksiyon sayesinde oluÅŸur. YetiÅŸkin mantar sivrisinekleri de aynı ÅŸekilde bu tuzaÄŸa düşebilirler ama genellikle kaçmayı baÅŸarırlar. DiÅŸiler çoÄŸunlukla sayıları 130′u bulan yumurtalarını maÄŸaranın duvarlarına ya da tavanına bırakır. Bu böcekler larva ve pupa evrelerinde olduÄŸu gibi yetiÅŸkin olduklarında da ışık üretebilir. Anita Ganeri, Creatures That Glow in The Dark, s. 20-21 Öküz BaÅŸlı Antilopların Hızları Öküz baÅŸlı Güney Afrika antilopları görünüş olarak bufalolara benzer. Sürüler halinde yaÅŸayan bu antilop türünün bazen 100, hatta daha fazla üyesi birarada bulunur. Son derece hızlı hareket edebilen bu antilop türü, düşmanları tarafından takip edildiÄŸinde yarış atlarından daha hızlı koÅŸabilir. Güney Afrika antiloplarının buzağıları da son derece hızlıdır. Öyle ki, sadece iki günlükken bile büyüklerinden geride kalmayacak ÅŸekilde hızlı koÅŸabilirler. Zorlu koÅŸullarda yaÅŸayan bu canlılar Allah’ın onlara verdiÄŸi bu özellikler sayesinde yaÅŸamlarını rahat bir ÅŸekilde sürdürebilir. Our Amazing World Of Nature, Its Marvels & Mysteries Reader’s Digest, s. 177 AÄŸaçlar Arasında Uçan Altın Toplar DoÄŸadaki canlıların sahip oldukları çeÅŸitli renkler aynı zamanda son derece önemli görevlere de sahip olabilir. ÖrneÄŸin kaplumbaÄŸa böceÄŸinin saydam göğüs ve kanat yapısı, vücudunun altındaki parlak altın rengini gizlemeye yarar. BöceÄŸin sahip olduÄŸu renkler gerçekte bir savunma ÅŸeklidir. Çünkü bu renkler sayesinde böcek hareketsizken bir su damlası ya da bir yaprağın parlak bir parçası gibi görünür. AÄŸaçtan aÄŸaca uçarken ise elips çizen küçük bir altın top haline gelir. Sürekli deÄŸiÅŸen bu yanıltıcı görünümler böceÄŸin düşmanlarından kurtulmasını saÄŸlar. Borneo, The World’s Wild Places, Time Life Books, s. 62 Catchfly Bitkisinin Yapışkan Taç Yaprakları Catchfly bitkisinin yapışkan taç yaprakları böcekleri yakalamaya yarar. Etobur bitkiler genellikle yakaladıkları böcekleri protein ihtiyaçlarını gidermek için kullanır. Catchfly bitkisinin, Venüs bitkisi gibi etobur bitkilerden farklı bir yönü vardır. Bu bitkinin amacı protein ihtiyacını karşılamak deÄŸildir. Catchfly’ın yapraklarındaki yapışkanlık, içeriye izinsiz girerek yumurtalarını bırakan ve larvalarını bitkinin içinde büyüten böcekleri uzaklaÅŸtırmaya yaramaktadır. Noel Grove-Stephen J. Karemann, Preserving Edens, s.107 Çamuratlar Balıklarının İlginç YaÅŸamları Mangrov bataklıklarındaki kalın çamur tabakasının üzerinde Çamuratlar balıkları yaÅŸar. Bu balıkların çamurun üstünde yalnızca baÅŸları ve periskop gibi hareket eden gözleri görülür. DiÄŸer birçok balıktan farklı olarak Çamuratlar balıkları uzaktaki nesneleri, örneÄŸin uzaktaki bir böceÄŸi bile farkedebilir. Balık, avını gözetlerken sık sık su yüzüne çıkar ve kıyıya kadar onu izler. DiÄŸer balıkların aksine Çamuratlar balıkları geniÅŸ solungaç odacıklarında hava ve suyun bir karışımını taşıdıkları için çamurun içinde yaÅŸayabilir. Bir dalgıcın oksijen tüpüne eÅŸdeÄŸer olan solunum sistemleri sayesinde karada kullanmak için gerekli olan oksijeni süzer. Sert çamurun üzerinde hareket etmek için kısa ve kalın göğüs yüzgeçlerini kullanır. Islak çamurun üzerinde sıçrar, kuyruklarını büker, daha sonra güçlü bir refleksle düzeltirler. Allah’ın sıfatlarından biri de Bedi, yani örneksiz yaratandır. Çamuratlar balıkları da diÄŸer balıklardan tamamen farklı özellikleri ile Allah’ın Bedi sıfatının bir tecellisidir. Borneo, The World’s Wild Places, Time Life Books, s. 132 Oxpeckerlar İle Ortak YaÅŸam Oxpecker denen kuÅŸlar Afrika bufalosu, gergedanlar ve diÄŸer büyük av hayvanlarının derilerinin üzerindeki kenelerle beslenir. Bu ortak yaÅŸamda her iki taraf da karşılıklı çok fazla fayda saÄŸlarlar. Bu ÅŸekilde av hayvanları hem parazitlerinden kurtulmuÅŸ olur hem de herhangi bir tehlike durumunda kuÅŸlardan yüksek sesli bir uyarı alırlar. KuÅŸlar da besin, hareket eden bir tünek ve hatta yuvalarının içini kaplamak için tüy elde eder. Michael Scott, The Young Oxford Book of Ecology, s. 31 Su Altının Temizlikçi Canlıları Büyük balıkların etrafında cesur bir ÅŸekilde dolaÅŸan, kimi zaman bu canlıların ağızlarının içine kadar giren küçük balıklar son derece dikkat çekici bir görüntü oluÅŸturur. Deniz canlıları arasında çok sık rastlanan bu tip ilginç birlikteliklerin nedeni balıkların temizlenme ihtiyacıdır. Mercan kayalıklarında temizlikçi ördek balıkları ve temizlikçi karideslerden oluÅŸan bir grup her zaman bu iÅŸlem için hazır bulunur. Hani balığı ya da papaÄŸan balığı gibi balıklar geldiÄŸinde küçük ördek balığı gibi temizlikçi balıklar, büyük balıkların aÄŸzının içine doÄŸru yüzer ve ölü deri parçalarını temizleyerek, balıktaki mantar istilasını durdururlar. Birçok balık bu temizlik duraklarına birkaç günde bir uÄŸrar. Temizlikçi balıklar bu gibi yerlerde 6 saat içinde 300 kadar balığı temizleyebilir. David Attenborough, The Trials of Life, s. 174 Anemon Bitkileri ve Balıkları Anemon bitkileri duyargalarının üzerinde bulunan çok sayıdaki yakıcı kapsül, kendilerine herhangi bir ÅŸey dokunduÄŸu veya sürtündüğü anda hemen açılır ve etkisi çok güçlü olan bir zehir salgılar. Bu, çoÄŸu zaman zehiri alan canlının felç olarak ölmesine sebebiyet verecek kadar güçlü bir sıvıdır. Anemon bitkilerinin etki etmediÄŸi canlılar da vardır. ÖrneÄŸin Anemon balıkları, Anemon bitkilerinin yakıcı kapsüllerinin arasında yaÅŸayabilen nadir canlılardandır. Anemon balıklarının üzerinde bulunan “saydam madde” bitkideki bu yakıcı kapsülleri durdurabilecek niteliktedir. Bitkiye yaklaÅŸan balık, gövdesini yavaÅŸ yavaÅŸ Anemonlar’a deÄŸdirmeye baÅŸlar. Üzerindeki saydam madde sayesinde zehirden çok fazla etkilenmeyen anemon balığının amacı yakıcı kapsüllerin üzerinde patlamasını saÄŸlamaktır. Anemon balığı birkaç denemenin sonunda zehire bağışıklık kazanır ve bitkinin dokunaçlarının arasına yerleÅŸir. Yeni doÄŸan ve Anemon bitkilerine karşı hiçbir bağışıklığı bulunmayan balıklar da, diÄŸerlerinin geçtiÄŸi aÅŸamalardan tek tek geçer. Anemon balıkları bu denemeleri tesadüfen yapmaya karar vermiÅŸ olsalayı neler olurdu? İlk seferde ya da daha sonraki denemelerinde balık patlatacağı kapsül sayısını tutturamayacağı için fazla zehir alıp ölürdü. Oysa böyle olmamıştır. İlk ortaya çıktıklarından beri Anemon bitkileri ve balıkları birlikte kusursuz bir uyum içinde yaÅŸamaktadır. Çünkü Allah yarattıklarını en iyi bilendir, koruyandır. International Wildlife, March/April 1997 Saigalar’ın Özel Burun Yapıları Saiga, Rus steplerinde sürüler halinde yaÅŸayan bir antilop türüdür. Bu canlılar yaÅŸadıkları zorlu iklimde sıkıntı çekmemelerini saÄŸlayacak tasarımlara sahip sistemlerle birlikte Allah tarafından yaratılmışdır. Steplerdeki en rahatsız edici faktörlerden biri hiç kuÅŸkusuz ki tozdur. Saigalar’ın burunlarının içinde ise tüylerle ve mukus bezleriyle kaplı sayısız boÅŸluk vardır. Bu boÅŸluklarda mukuslu zarla kaplı bir de kese bulunur. Saigalar kuru Rus steplerinde büyük sürüler halinde dolaşırken, burunlarında Allah tarafından yaratılmış olan bu yapı sayesinde tozun zararlı etkilerinden korunmuÅŸ olur. Sonbahar geldiÄŸinde ise büyük Saiga sürüleri Rus kışının karlı havası bastırmadan güneye doÄŸru, yani sıcak iklimlere göç eder. Guinness Books, Remarkable Animals, A Unique Encyc. of Wildlife Wonders, s.69 Koloniler Halinde YaÅŸayan Meerkatlar Resimde görülen ve Afrika’ya özgü canlılardan olan Meerkatlar 10-15 hayvandan oluÅŸan koloniler halinde yaÅŸar. Aralarında çok iyi bir iÅŸ bölümü vardır. ÖrneÄŸin bu canlılar yuvalarının güvenliÄŸini saÄŸlamak için etrafı gözetleme, çakal ve kartal gibi düşmanlarını kollama görevlerini paylaşır. Michael Scott, The Young Oxford Book of Ecology, s. 87 Çullukların Gözleri Düşmanlardan kaçıp kurtulabilmek hayvanlar alemindeki en önemli ihtiyaçlardandır. Allah her canlıyı yaÅŸadığı ortamda ihtiyacı olan savunma sistemleriyle birlikte yaratmıştır. Kamuflaj yeteneÄŸi, savunma için kullanılan zehirler, gece görebilen keskin gözler, hızlı kaçmak için kullanılan bacaklar, türe özgü haberleÅŸme sistemleri gibi daha pek çok özellik canlılara Allah tarafından verilmiÅŸtir. Rahman olan Allah hayvanlardaki eÅŸi benzeri olmayan tasarımlarla bize sanatını tanıtır. DoÄŸadaki pek çok örnekten kuÅŸlara bakalım. ÖrneÄŸin resimde görülen çulluÄŸun başının üstünde, etrafını her yönden net bir ÅŸekilde görebilmesini saÄŸlayan gözleri vardır. Çulluk bu gözleri sayesinde bir yandan yiyecek ararken bir yandan da tehlikelere karşı tetikte olabilmektedir.




