Gösterim: 78 defa | Yorum yok » | Kategori: Hayata Dair HerÅŸey
ACIdaki Hikmet VerdiÄŸin acılar için sana ÅŸükürler olsun Allah’ım!
“Gün gelecek Allah’a bana yaÅŸattığı bu sıkıntılar için ÅŸükredeceÄŸimi biliyorum” demiÅŸti bir arkadaşım. Belki de hayatının en zor günlerini yaşıyordu. Zorlukların insana ne kadar büyük dersler verdiÄŸini uzun uzun konuÅŸmuÅŸtuk. Bir acının öÄŸrettiÄŸini bin kahkahanın öÄŸretemeyeceÄŸi üzerine birçok örnekler vermiÅŸtik o konuÅŸmamızda.
Aradan iki yıla yakın bir zaman geçince arkadaşımın haklı çıktığını gördük. O günlerin acı görünen olaylarının, kendisine ne kadar büyük kapılar açtığını gördükçe “verdiÄŸin acılar için sana ÅŸükürler olsun Allah’ım!” demeye baÅŸladı.
Gündüzleri fırsat buldukça bir araya geldiÄŸimiz arkadaşıma o günlerde aÅŸağıdaki hikayeyi yollamıştım.
* * * * * * *
YaÅŸlı kadın, bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleÅŸtirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki iÅŸlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduÄŸunu söylüyordu. ÖdediÄŸi fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı.
Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti. Derken, birden fincan dile geldi ve kadına ÅŸöyle dedi;
“Bana hayranlıkla baktığının farkındayım. Ama bilmelisin ki, ben hep böyle deÄŸildim. YaÅŸadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi.
Kadın ÅŸimdi hayret içindeydi. Önündeki kahve fincanı konuÅŸuyordu!
Kekeleyerek: “Nasıl? Anlayamadım?” diyebildi yaÅŸlı kadın.
“Demek istiyorum ki, ben bir zamanlar çamurdan ibarettim ve bir sanatkâr geldi. Beni eline aldı, ezdi, dövdü, yoÄŸurdu. ÇektiÄŸim sıkıntılara dayanamayıp:
“Yeter! Lütfen dur artık!” diye bağırmak zorunda kaldım.
Ama usta sadece gülümsedi ve; “Daha deÄŸil!” diye cevapladı beni.
“Sonra beni alıp bir tahtanın üzerine koydu. Burada döndüm, döndüm, döndüm. Döndükçe başım da döndü. Sonunda yine haykırdım:
“Lütfen beni bu ÅŸeyin üzerinden kurtar. Artık dönmek istemiyorum!”
Ama usta bana bakıp gülümsüyordu:
“Henüz deÄŸil!”
“Derken beni aldı ve fırına koydu. Kapıyı kapayıp ısıyı arttırdı. Onu ÅŸimdi fırının penceresinden görebiliyordum. Fırın gitgide ısınıyordu. Aklımdan ÅŸöyle geçiyordu: Beni yakarak öldürecek”
Fırının duvarlarına vurmaya başladım. Bir taraftan da bağırıyordum:
“Usta usta! Lütfen izin ver buradan çıkayım!”
“Pencereden onun yüzünü görebiliyordum. Hala gülümsüyor ve “Daha deÄŸil!” diyordu.
“Bir saat kadar sonra, fırını açtı ve beni çıkardı. Åžimdi rahat nefes alabiliyordum, fırının yakıcı sıcaklığından kurtulmuÅŸtum. Beni masanın üstüne koydu ve biraz boyayla bir fırça getirdi.
“Boyalı fırçayla bana hafif hafif dokunmaya baÅŸladı. Fırça her tarafımda geziniyor ve bu arada ben gıdıklanıyordum.
“Lütfen usta! Yapma, gıdıklanıyorum!” dedim. Onun cevabı ise aynıydı: “Henüz deÄŸil!”
“Sonra beni nazikçe tutup yine fırına doÄŸru yürümeye baÅŸladı. Korkudan ölecektim. “Hayır! Beni yine fırına sokma, lütfeeen!” diye bağırdım.
Fırını açıp beni içeri iteleyip kapağı kapattı. Isıyı bir öncekinin iki katına çıkardı. “Bu sefer beni gerçekten yakıp kavuracak!” diye düÅŸündüm. Pencereden bakıp ona yine yalvardım, ama o yine “Daha deÄŸil!” diyordu. Ancak bu defa ustanın yanaklarından bir damla gözyaşının yuvarlandığını gördüm.
“Tam son nefesimi vermek üzere olduÄŸumu düÅŸünüyordum ki, kapak açıldı ve ustanın nazik eli beni çekip dışarı çıkardı. Derin bir nefes aldım, hasret kaldığım serinliÄŸe kavuÅŸmuÅŸtum. Beni yüksekçe bir rafa koydu ve usta ÅŸöyle dedi:
“Åžimdi tam istediÄŸim gibi oldun. Kendine bir bakmak ister misin?”
Ona “Evet” dedim.
Bir ayna getirip önüme koydu. GördüÄŸüme inanamıyordum. Aynaya tekrar tekrar baktım ve “Bu ben deÄŸilim. Ben sadece bir çamur parçasıydım.”
“Evet bu sensin!” dedi usta. Senin acı ve sıkıntı diye gördüÄŸün ÅŸeyler sayesinde böyle mükemmel bir fincan haline geldin.
EÄŸer seni bir çamur parçası iken üzerinde çalışmasaydım, kuruyup gidecektin.
Döner tezgahın üstüne koymasaydım, ufalanıp toz olacaktın.
Sıcak fırına sokmasaydım, çatlayacaktın.
Boyamasaydım, hayatında renk olmayacaktı.
Ama sana asıl güç ve kuvveti veren ikinci fırın oldu.
Åžimdi arzu ettiÄŸim her ÅŸey var üzerinde.”
Ve ben kahve fincanı, ÅŸu sözlerin aÄŸzımdan çıktığını hayretle fark ettim:
“Ustam! Sana güvenmediÄŸim için beni affet!
Bana zarar vereceÄŸini düÅŸündüm.
Beni benden fazla sevip iyilik yapacağını fark edemedim.
Bakışım kısaydı, ama ÅŸimdi beni harika bir sanat eseri yaptığını görüyorum.
Benim sıkıntı ve acı diye gördüÄŸüm ÅŸeyleri bana verdiÄŸin için teÅŸekkür ederim…
TeÅŸekkür ederim.”
* * * * * *
Usta fincanı, Yaratıcı insanı şekillendirir.
Yeter ki acı da ki hikmeti görelim.
Kahrın da hoÅŸ, lûtfun da hoÅŸ demesini bir öÄŸrenebilsek…





